 |
|
|
|
Petre mi, Patrona Halil mi?
|
|
|
KIYMETÇE erozyona uğradığı, Futbol Federasyonu'nca bile kabul edilen bir Kupa. Öyleyse neydi İzmit'teki II. Sınıf geceyi 'I. Petre vakası'na döndüren? Tel tel dökülen, yahut 'vurdum duymaz-forma ıslatmaz' tavırlarıyla seyirciyi çileden çıkaran bir performans mı? Bir kere, turu getiren yegane gol öncesindeki kornerler silsilesini başlatan O! Topu rakip alana taşıyan; sonra rakip 18'e sürpriz adam olarak giren O! Petre!
Sonra 'kelle isterük'lerin sadece bir-iki dakika öncesinde, huşu içinde G. Saray marşları söyleyen yine bu tribünler!..Ve G. Saray, öyle ya da böyle hala 1-0 önde o sırada. Sonra ne oluyor da, süt limanken ortalık, kasırga patlıyor aniden 73'te? O bir-iki dakika içinde, Petre'nin rakipten yediği bir çalım var. Rakip sağa giderken; sola, terse yataraktan yediği bir çalım... Hepsi bu! Şimdi bu, Petre 'madara'lığının bir göstergesiyse... 70'te Egemen'den beşlik, 71'de İlyas'tan 360 derecelik turnike yiyip; 'iki tekmeye - tek sarı kart'la kurtulan... 58'de de 'en basit'in dışına biraz çıktığında ayağındaki topu rakibe verivermiş bir Cihan için de... 'Maskara' oldu demek gerekmez mi, bir tutam vicdan adına...
Şayet Petre'nin sorununun 'ruhsuzluk' olduğu söyleniyorsa o 'madara' olduğu çalımı yedikten sonra 'olduğu yerde kaldı' diye... 'Durmaksızın' koşan stildeki her oyuncu gibi, Petre'nin de 'bir soluk alma hakkı' olmalı!.. Öte yandan, o protestolar altında dahi, 83'te rakip alanda pres yapıp top kazanan; sonra kazandığı topu rakip 18'e taşıyan bir futbolcu için 'forma ıslatmıyor' denilebilir mi?
Tutarsızlık, adaletsizlik gibi boyutlarının yanı sıra, bir de 'görülmemiş garabet' yönü var bu olayın. 83'te kaptığı o topla gole giderken... Protesto ıslıkları giderek artıyor, şiddetleniyor! Gole yaklaştıkça! Her taraftar kitlesinin, tuttuğu takım içinde 'tutmadığı' hatta antipati duyduğu futbolcular vardır, dile de getirir bunu. Ama böylesine, 'gole giderken' protesto edilenine hiç rastlamamıştık doğrusu.
Tüm bunlar, üstüne tribünlerimizde maalesef hüküm süren güdümlü bir sürüsel'lik... Protestoların; bir doğaçlamadan çok, bir orkestrasyon olabileceği kuşkusunu uyandırıyor. Bir zamanlar 'I love you Hagi' diye bağıran tribünlerin 'I love you Karan'a dönmesiyse; 'Petre vakası'ndan çok 'Patrona Halil ayaklanması'nı andırıyor. Apaçık olansa şu: Patron kim olursa olsun, 'tribündeki organizasyon' patronluk taslıyor.
|
|
|
|
|
|
 |