25 Ocak 2005 Salı       




 

Meriç Köyatası


 
meric.koyatasi@aksam.com.tr

İbadet ederken günaha girenler

   
 
Kurban Bayramı'nı, ilkel ve barbar kavimlere yakışan görüntülerle geçirdik. Diyanetin, din alimlerinin, vali ve belediye başkanlarının uyarıları işe yaramadı.

Öteden beri Türkiye AB üyesi olamaz derken iki gerekçem vardı. AB, Türkiye'ye karşı samimi değil, önyargılı ve çifte standartlı... Ama Türk toplumu AB kültüründen çok uzak. Bunu derken, aklıma Kurban Bayramı görüntüleri falan da gelmiyordu. Trafikten asayişe, imardan birlikte yaşamaya kadar kural tanımayan bir toplumun AB'ye üye olmasını beklemek, bana göre hayalden öteye gidemezdi.

Şimdi bu Kurban Bayramı'ndaki görüntülere bak, bir de üzerine, 1 YTL eşittir 2 Euro skandalını ekle. Buyurun müzakerelere...

Konu değiştirelim. Bu bayramda epey düşündüm. Nüfusun yüzde 99'unun Müslüman olduğu söylenen Türkiye'de, ibadet yapanların önemli bir çoğunluğunun, bu ibadeti yerine getirirken günaha girdiği kanaatine vardım.

Kuran'ın Türkçe'sini defalarca okudum. Din alimi olmaya gerek yok. Çok açık ifade ediliyor. Kuran'da birçok şeyden günah ve haram olarak bahsediliyor da, en büyük ve affedilmeyen iki günah var. Biri Allah'a şirk (ortak) koşmak, diğeri de kul hakkı yemek.

Şimdi gelelim, bizde bir çok kişinin ibadet ederken nasıl günaha girdiğine...

Ramazan ayından başlayalım. Bütün televizyonlarda izliyorsunuz. Çoğunluğu kadın olmak üzere birçok kişi, İstanbul'da Oruç Baba, başka yerlerde çeşitli türbelerin etrafında toplanmış. Ellerinde sirke, tuz, bir çaput bezi ve Oruç Baba'ya yazılmış dilekçe... İsteğini, duasını ve bedduasını bir kağıt parçasına yazmış, Oruç Baba'dan kızına hayırlı bir kısmet, kocasına iş, kaynanasına da şeker hastalığı talep ediyor. Hem kutsal bir günde oruç tutuyor, hem de Oruç Baba, ya da başka bir ermişi Allah'a şirk koşuyor.

Geçenlerde Başbakan Erdoğan, Suriye ziyareti sırasında bir camiyi gezerken, bir kenarda bağlanan çaputu görünce, caminin imamına, 'Bu tür şeyler Allah'a şirk koşmaktır' demişti. Sayın Başbakan bu konuları biraz Türkiye'de de anlatın lütfen.

Kurban Bayramı'na gelince... Kuran'da yazmamakla birlikte geleneklere göre kurban kesmenin de şekil ve şartları var. Kurbanlık hayvana acı vermeyeceksin, işkence yapmayacaksın. Kesilen kurbanlık hayvan, hasta ya da sakat olmayacak. Ama adam, hayvanı keserken kaçmasın diye önce sakatlıyor. Kurban kesmek için bir diğer şart da, halin vaktin yerinde olacak, ya da kimseye borcun bulunmayacak. Kimseye borcu olmamak demek, devlete olan verginin de ödenmesi demektir. Gazete ve televizyonlara yansıyan görüntülerdeki kurban kesenlere bakıyorum da, bizim bırakın bütçe açığını, bütçede fazla vermemiz lazım.

Kurban kesimi ile ilgili Diyanet, din bilginleri, valiler, belediye başkanları konuştu, kimse dinlemedi. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, hem sempatiktir, hem de mütedeyyindir. Gelecek Kurban Bayram öncesi, Kemal abi konuşursa belki daha iyi olacak. 'Vergi kaçırmak kul hakkı yemek anlamına gelir ki, onların kestiği kurban caiz değildir' diye...


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir