25 Ocak 2005 Salı       




 

Oray Eğin


 
oray.egin@aksam.com.tr

Babylon'da beyaz-zenci çatışması

   
 
Public Enemy'nin solisti Chuck D. zamanında rap müziği için 'Siyahların CNN'i' demişti. Rap'in karşılığının Mazhar Fuat Özkan'ın 'Ali Desidero'su ya da bir Ercan Saatçi üretimi olan Grup Vitamin'e tekabül ettiği günlerdi. Can Kozanoğlu da EP dergisinde bir öngörüde bulunarak 'Bir gün gerçek rap gelecek ve bu ettiğiniz küfürlerin hepsini size iade edecek' demişti. Zira Vitamin'in en büyük malzemesi 'maganda', 'zonta' diye aşağıladıkları alt sınıflardı. Tuhaf olansa, en çok da onlar tarafından dinlenmeleriydi.

Malumunuz, sonunda gerçek rap Türkiye'ye geldi, ya da bir başka deyişle 'Allah rap'in Ceza'sını verdi.' Şimdi söyleyenle dinleyen kitle birbirine daha yakın, daha dürüst bir müzikal ilişki var.

Cumartesi günü, Ceza bir kez daha Babylon'daydı. Asmalımescit'te, dünya ve Türkiye'den özel isimlerin sahne aldığı, alamayanlarınsa gıptayla baktığı bir yer Babylon. Öte yandan, Ceza'nın kemik dinleyici kitlesinin de dolaşım alanının epey dışında.

Cumartesi günü bilet fiyatları da tam 20, öğrenci 12 milyon TL olarak düzenlenmiş. Köşe yazarları arasında Ceza konserine gitmek sadece Haşmet Babaoğlu'na özgü olmasın diye, Babylon'a gidildi. İçerisi tıklım tıklımdı tabii. Birtakım yarı sosyetik gençler, mankenler falan da gelmişti ama ağırlıklı olarak Ceza'nın hayranı, sözlerini ezbere bilen, belli ki onu her yerde takip eden gençler doldurmuştu. Nitekim sahneden sık sık göz teması yapıldı, izleyicilerden birinin 20. yaşı kutlandı falan...

İlginç noktalardan biri içki satışının azlığıydı. Harçlıklarını toplayarak Babylon'un yolunu tutan, bir kısmı da varoşlarda yaşayan gençlerin içkiye ayıracak bütçesi belli ki yoktu. Garsonlar da hem kalabalıktan olsa gerek, hem de belki de bu bilgiden pek dolaşmamayı tercih etmişti.

Askerlik yüzünden uzun bir süre aramızdan ayrılacak Ceza'nın muhtemelen son konseriydi. İyi bir finalin hakkını verecek kadar da sağlamdı. Epey şişmanca bir çocukla kelimeleri ağzına dolayan bir başkası uzun bir açılış yaptı. Nasıl bir rol çalma, sahnede kendine yer etme merakıdır onlarınki; Ceza çıkınca kurtuluruz sandım, baktım hiçbir yere gitmeye niyetli değiller. Ceza'nın kız kardeşi Ayben'den de bir Li'l Kim yaratma çabası epey üzüntü vericiydi benim için.

Benim asıl dikkatimi başka bir uygulama çekti. Babylon'a yıllardır gidiyorum, ilk defa üstlerimiz arandı. Bunun Ceza'nın dinleyici kitlesine, varoşa, Türkiye'nin 'zencilerine' özel bir uygulama olup olmadığını merak ettim. Kapıdaki görevli 'Hep yapıyoruz' dedi, halbuki biz de hep geliyorduk.

Dün Babylon yetkilileriyle konuştum ve bu üst arama işinin son iki haftadır başladığını söylediler. Kadınlar dışında herkesin üstü aranıyormuş artık. (Bu da tuhaf ya, neyse.) Elbette Babylon gibi özgürleştirilmiş bir alan için itici bir uygulama. Öte yandan, Ceza konserinde bir ara kavga çıkar gibi oldu, sahnenin de yardımıyla yatıştı. Hatta Ceza, İnternet sitesinde konserlere provokatör yollayan birilerinden söz ediyor...

Bu üst aranmasına fena halde takmış durumdayım aslında. İçeride bir kavga çıkması, elbette bu uygulamayı haklı çıkartıyor. Ama altında da Beyaz Türkiye'nin özgürlük sınırlarının nasıl bir aşamada gelip tıkandığına ilişkin bir mesaj yatıyor sanki. Varoşu, renklerini yanımıza bir şıklık olarak alıyoruz, ama onu evimize sokarken başkalarından esirgediğimiz tedbirlerimizi devreye sokabiliyoruz.

Ceza'dan bir hafta önce Athena konseri vardı. Athena'nın zengin, Fenerbahçeli dinleyicileri bol bol para harcayıp, coşup, çok da güzel bir konseri nakit ve kredi kartlarıyla süslediler. Kapıda üzerimiz aranmadı; belki bize denk gelmedi, belki de gerçekten yoktu bu uygulama. Hakikaten yanıtını asla bilemeyeceğimiz soru şu: Adamına göre muamele mi, herkes eşit mi?


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir