 |
|
|
|
Ben küçükken salaktım
|
|
|
Bir gün annem salondaki halıdan bahsederken 'büyüyen halı' demişti. Bunu duyduktan sonra gidip gelip 'Büyümüş mü?' diye orasına burasına bakmıştım. O halının aslında 'Bünyan' olduğunu öğrendiğimde ise aradan yıllar geçmişti!
Kapıcımızın adı Bedrettin, eşinin adı ise Kadriye idi. Bir gün kapıya Bedrettin Abi geldi. Ama adını bir türlü hatırlayamadım. Birden aklıma geldi. 'Günaydın Kadrettin Abi' dedim! Bir keresinde, 'Hoşgeldin Gülsüm Dayı' dediğim kişi ise Muhsin dayımdı. Gülsüm ise eşinin adı.
Gorbaçov'un kafasındaki lekeyi o zamanki Sovyetler Birliği'nin haritası zannederdim! Her başbakanın ülkesine olan sevgisini göstermek için kafasına harita kazıttığını düşünüyordum. Bizde o zamanlar Turgut Özal başbakandı. Onun kafasında da Türkiye haritası olduğunu ama saçı olduğu için gözükmediğini sanıyordum.
Annem erkeğin cinsel organını 'pipi' kadınınkini 'kutu' olarak tanımlamıştı. O zamanlar TRT'de Cenk Koray'ın sunduğu 'Tele Kutu' diye bir yarışma vardı. Yarışmacılar, 'Hayır Cenk Bey, ben kutumu açmak istiyorum' deyince koşarak odadan kaçardım!
İlkokula başladığım gündü. Teneffüs zili çaldı. Öğretmenimiz, alt katta olan kantinden simit ve gazoz alabileceğimizi söyledi. Koşa koşa kantine gittim. Kantinin camında 'gazoz 6000 lira, simit 4000 lira' yazıyordu. Yanımda hiç para olmadığı için büyük bir hüsranla sınıfa döndüm. Simit ve gazozun bedava dağıtıldığını zannetmiştim de!
Haberlerde sürekli duyduğum ''Kahraman Mehmetçik''i Superman'in arkadaşı sanıyordum!
Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, 'Sıhhatler olsun' lafını 'Saatler olsun' diye anlardım. Bunun da, 'Banyoda amma çok kaldın' gibi bir şey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karşın niye sadece, 'Sağol' dediğini merak ederdim. 'Ne kibar kadın, babam kızsa da hiç muhatap olmuyor' diyerek anneme hayran, babama sinir olurdum!
Saymayı yeni öğrendiğimde parmaklarımla sayardım. El parmaklarım yetmediğinde ayak parmaklarımla devam ederdim. 20'nin üstüne çıkacağım zaman babam, 'Hadi devam et oğlum' diyerek ayaklarını uzatırdı!
Birinden 'özür dilediğim' zaman Allah'ın bana bir özür vereceğini sanırdım! Sakat olacağımı düşünüp hemen içimden 'dilediğim özürü' geri alırdım.
En iyi arkadaşımla eve girme vaktimizin gelip gelmediğini asansörün kapısını açıp derin bir nefes çekince anlardık. Koku aromalı ise eve çıkardık. Yok aromasız ise tekrar dışarı koşardık. Arkadaşımın babası sürekli pipo içerdi de!
Annem 'Taksim'e gidiyorum' dediğinde annemin taksisi olduğunu düşünürdüm. Bizi hiç bindirmediği için de çok kızardım. Ama üzülmesin diye söylemezdim.
İlkokula yeni başladığım zamanlardı. K. Atatürk'ü 'Küçük Atatürk' zannederdim! Çok özür dilerim Atam.
|
|
|
|
|
|
 |