 |
|
|
|
Uyan sunam uyan!..
|
|
|
HAGİ, 'Bu kadroyla kervan yürümez. Bu parasızlıkla oyuncular motive olmaz. Yönetimdeki bu kafa karışıklığıyla, gemi rotasından sapar, kayalıklara bindirir, hepimiz boğuluruz.' diyor ama gerçek anlamda muhatap bulamıyor. Hali hazır durumda Galatasaray'da büyük bir kafa karışıklığı var ve kimse geminin nereye götürüldüğünü bilmiyor.
Oysa, Galatasaraylı olmamasına karşın, Sabah yazarı Yavuz Semerci 23 Ocak 2004 tarihinde, Galatasaray'ın böylesi bir duruma sürüklendiğini şöyle dile getirmişti; '... Galatasaray 14 Şubat 2002'de kurduğu şirketin %16'sını halka açtı ve 21 milyon dolar gelir elde etti. Galatasaray yöneticilerinin yüzü güldü; kulübü sıkıştıran borçların bir kısmı ödendi, gün kurtarıldı. Geçen yıl nimet paylaşımına dayalı bu halka arz nedeniyle kulüp 29 trilyon 448 milyar lira temettü dağıttı. Bu yıl içinde dağıtılacak temettü miktarının 35 trilyon lirayı bulması bekleniyor. Dağıtılan karın % 62,9'u kulübe, yüzde 21'i, AIG denen ortağa, yüzde 16'sı ise Borsa yatırımcısına gidiyor. Yani Galatasaray 21 milyon dolar elde etmek için, iki yıl içinde 46 milyon dolar kar dağıtacak. Karın yüzde 37'si olan 17 milyon dolar, borsa yatırımcısı ve AIG'ye verilecek ve bu yıllarca devam edecek; On yılın sonunda görülecek ki Galatasaray 21 milyon dolar kaynak yaratmak için, 100 milyon dolar bir bedel ödemiş.
GALATASARAYLI DEĞİLİM AMA KULÜBÜ BORÇ BATAĞINA SOKAN, GELECEĞİNİ KARARTANLARIN DESTEKLENMESİNİ 'AKILLA' AÇIKLAMAYI MÜMKÜN GÖRMÜYORUM...'
Yapılan ek bir anlaşmayla gerçi AIG gitti ama yerine bir şahıs devreye girdi. Yani, Galatasaray birilerinin yarattığı borç ve faiz ödeme bataklığında debelenip duruyor ve belki de o batakta boğulacak. Bizim bu tablodan anladığımıza göre; bu gelişmeler tesadüfen olmadı, ortada bir plan var. Bu Galatasaray'dan bambaşka bir Galatasaray yaratma planı ve bu plan tıkır tıkır çalışıyor.
Galatasaray'da aklın alamayacağı kadar büyük ve karmaşık bir plan devreye sokulmuş durumda. Eğer, Galatasaray vicdanı bu planı açığa çıkaracak iradeyi ortaya koyamazsa; hali hazır durumdaki 'Galatasaray Duyun-u Umumiye' gerçeği, kendi Galatasaray'ını yaratacaktır. Gidiş o gidiş ve n'olur; 'Uyan sunam uyan ! ...'
Suç ve ceza !..
STERSENİZ önce; etik veya 'ahlak' diyerek yazıya başlayalım ve ahlakın basit bir tanımını yapalım. Anladığımız kadarıyla etik veya ahlak; insanların hoşça ve hoşgörülü bir şekilde yaşayabilmek adına yarattıkları bir çeşit toplumu yöneten trafik kurallarıdır. Bu kuralları ihlal etmeden yaşarsanız ahlaklı, ihlal ederseniz ahlaksız 'etik ihlali yapmış' diye tanımlanırsınız.
Dünyanın her tarafında kurallara uymayı sağlamak için teşvik, uymamayı önlemek için 'ödül ve ceza' sistemi devreye sokulur. Gerek ödül, gerekse ceza'nın eğitici değerinin olması, bu konuda temel esastır.
Gelelim bu girişi neden yaptığımıza: Galatasaraylı Sabri genç yaşına rağmen, futbol etik kurallarını sürekli ihlal ediyor. Üstüne üstlük; 'kuralı çiğnemedim. Çiğnedi diyenler yalan söylüyor!' diyerek, katmerli etik ihlali yapıyor. Yani bu konuda sorunu olan bir genç. Son olarak yaptığı kural dışı hareketi nedeniyle Sabri'ye Futbol Federasyonu iki maç, Galatasaray ise 15 milyar TL. (Onbeşbin YTL) ceza verdi. Ancak bu cezaların eğitici hiçbir değeri yok. Oysa, Sabri'nin bu konuda eğitilmeye ihtiyacı var.
Mesela, Sabri'ye kesilen 15 Milyar TL ceza parası ile, bir mentor-psikolog ikilisi tayin edilse ve Sabri etik 'ahlak' kuralları konusunda eğitime tutulsa..
Acaba iyi olmaz mı ?..
Tersten ve büyük oynuyor !..
ON Almanya seyahatinde bir kere daha tespit ettik ki: Gelişmiş toplumlarda, hiçbir insan o toplumu etkileyen ve vitrin görevi yapan kurumların yönetimine sadece parası, olayları manipüle etme gücüyle gelemiyor. Yönetime aday kişinin geçmişi, kişilik yapısı, olaylara yaklaşım ve çözüm tarzı; engelle karşılaştığında ortaya koyduğu üslup örnekleri didik didik inceleniyor. Bu yetmiyor, kurallar, yasalar, tarzlar içerisinde özgün ve özgür kalıp kalamayacağı sürekli olarak takip edilip, değerlendiriliyor.
Bu seçme sistemi sebebiyle; mesela gelişmiş ülkelerin futbol kulüplerinde görev yapan yöneticiler, sanki aynı ana babanın çocuğu, aynı eğitimi görmüş, aynı zevk ve davranış kalıplarını geliştirmiş bir görüntü sergiliyorlar.
Sadettin Saran Almanya'da bir kulübün hisse senetlerini alıp, yönetime gelme şansını yakalayınca, yukarıda özetle sunduğumuz değerlendirme mekanizması bütün hızı ve acımasız ilkeleriyle devreye sokuldu. Eğer, Saran'da en ufak bir terslik ortaya çıkarsa sistemin onu anında kapı önüne koyacağı bir süreç böylece başlamış oldu. Gördüğümüz kadarıyla Saran şimdilik kaydıyla: Alman futbol düzenini ayakta tutan 'Doğal savunma sistemi' tarafından 'tehlikeli' damgası yemedi. Eğer, bu gelişme iyi takip edilirse, Türk futbol sistemi adına olağanüstü bir 'bilgi-görgü-tecrübe' elde etme imkanı ortaya çıkabilir.
Sadettin Saran'la tanışmışlığımız yok. Ama 'aday yönetici' olduğu ülke mantalite ve değerlendirme sistemini iyi biliriz...
O nedenle de 'Saran'a dikkat!' diyoruz. Çünkü; tersten ve büyük oynuyor!.. Kazanırsa, Türk futbolunda devrim niteliğinde gelişmelerin öncüsü olabilir.
Günün sözü : 'Küçük Sabri'ye öğretilmeyeni, Büyük Sabri bilemez!..' TR
|
|
|
|
|
|
 |