Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 21 Ocak 2005

Bülent Yavuz / Kupa deyip geçmeyin

Bir kupa heyecanı daha bu hafta başlıyor. Ne kupalar geldi geçti. Aman Tanrım ne heyecanlardı. Bazı finalleri hatırlıyorum, tüm futbolseverler günlerce, hatta aylarca bu finalleri konuştular.
Hiç unutmuyorum ve yine Kurban Bayramı idi. Bayramın ikinci gününde BEŞİKTAŞ-GALATASARAY kupa finali vardı. Maçı da ben yönetiyordum. Benim heyecanım tıpkı diğer futbolseverlerde olduğu gibi doruk noktasındaydı. Öyle ya takımların kupa hedeflerine ve futbolseverlerin heyecanına en güzel yönetimimizle ortak olmamız lazımdı. Bu duygu içinde tüm hazırlıklarımızı yaparak müsabakaya çıktık ve kupa finaline yakışır bir yönetimle de müsabakayı tamamladık. Kupayı alan bayram yaptı ve bayramı ligin sonuna kadar devam ettirdi. Onun için Türkiye Kupası deyip geçmeyin. Kupayı müzesine götüren bir kere bunun manevi duygusunu yıllar boyunca yaşar ve yaşatır, ve o kupa müzede şeref abidesi olarak yerini alır.
Gelelim işin ikinci boyutuna. Kupayı kazanmak demek, UEFA'da, yani Avrupa'da arenaya çıkmak demektir. Şimdi soruyorum; bu bir heyecan ve yeni umut değil midir? Bu bir temsil görevinin onuru ve gururu değil midir? Bu bir vizyon ve ufuk genişletme değil midir? Bunlar tabi ki benim olduğu kadar, tüm futbol otoritelerinin, kulüplerin, oyuncuların, seyredenlerin saptamalarıdır. Yani benim keşfettiğim yeni bir olay değil. Sözü şuraya getirmek istiyorum: Eski kupa heyecanlarını görmüyorum. Lige ara verildi. Bir özlem var zaten ve bu hafta bu özlem kupa maçlarıyla giderilecek. Futbolseverler, statlara ve ekran başına koşacaklar. Ancak bir eksiklik var. Bakıyorum takımların bu konuda yansıyan iddialı demeçleri yok. Yazılı ve görsel medyada da kupaya pek ilgi yok gibi. Konsantrasyon ve motivasyon eksik. Oysa lig şampiyonluğu kadar, kupa şampiyonluğu da önemli. Hatta ve hatta çok önemli. Umarım eski kupa heyecanları geri gelir.
Bir uyarım da hakemlere: Aman çocuklar dikkat. Dikkat diyorum, niye? Önemini yukarıda biraz anlatmaya çalıştım. Ve sizler için de önemi, bu müsabakaların tek maç olması. Hata kaldırmaz. Hele hele neticeye tesir eden hata, hiç kabul görmez.
Sizler eğitimlerinizde bunları görüyorsunuz. Ve bu sorumluluğu güzel yönetimlerinizle en az hatayla geçeceğinize de inananların en başındayım. Benimkisi aman dikkat uyarısı. Kariyeriniz, camianız ve yöneticileriniz, böyle önemli müsabakalarda daha ön plana çıkıyor. Güzel ve başarılı yönetimlerinizle bu bayramda Türk hakem camiasının kupa maçlarında onuru ve gururu olun. Konsantrasyonunuz ve motivasyonunuz, en yüksek seviyede olsun. Rehavete yer yok.
Bu vesile ile tüm futbol kamuoyunun, yazılı ve görsel medyanın ve de hakem camiasının Kurban Bayramı'nı en içten dileklerimle kutlarım. Nice bayramlara...


Hangisi doğru?
eçenlerde Mersin'de yapılan Futbol Hakem Semineri'ne, Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakcı'nın davetlisi olarak Türkiye'de bulunan Avusturya Merkez Hakem Kurulu Başkanı ve UEFA Disiplin Kurulu Üyesi Dr. Gerhard KAPL da katıldı. Dr. Kapl, seminerde FIFA hakemlerine yaptığı konuşmada diyor ki, 'FIFA, hakemlerin yaşlarına ve yabancı dillerine çok önem verir. Onun için FIFA'ya önerilecek listedeki hakemlerin yaşlarının genç olması lazım. Hatta FIFA'nın bu hakemleri en iyi yere getirebilmesi için o hakemin en az FIFA'da 10 yılının olması lazım.' Ben size bunun açılımını yapayım isterseniz. Kapl, şunu diyor: Siz hakeminizi en fazla 35 yaşında bildirirseniz, FIFA ve UEFA bunu 10 yıl kullanır, dolayısıyla da bu hakemin 10 yılda iyi bir yere gelmesi beklenir. Hatta hakemin başarılı performansıyla da en yüksek yere ulaşır. 35 + 10 = 45.. 45 yıl, FIFA'da hakemliğin bitiş yılıdır. Kapl'ın bu düşüncesine bakarsak ve FIFA'nın hakemliğin bitiş yılı olarak 45 yaşı özdeşleşdirirsek, bu düşünce çok doğru bir düşünce. Zaten yıllarca biz de bunu sizlere anlatmaya çalışıyorduk. Söylemlerimizde hep
FIFA bizden genç hakem ve yabancı dil bilen hakem istiyor diyorduk. Sebebi de çok basit. Yabancı dil bilen hakem FIFA'nın eğitimini ve talimatlarını daha iyi anlayacak, kendini bu anlamda daha iyi ifade edecek ve ikili üçlü diyaloglarda iletişimi sağlayacak. Gözlemci ve temsilci ile daha iyi koordinasyon kurabilecek. Bu yabancı dilin önemini anlatıyordu.
Genç yaş ise FIFA'daki kullanım süresinin görünme ve beğenilme süresinin esprisidir. Bir hakemin en az 10 yılı olmalı ki, FIFA onu en alttan başlatabilsin. Yani, gençler maçı, ümitler maçı, bayanlar maçı, UEFA 1-2.tur maçları ve gençler-ümitler turnuvalarında bu hakemleri göreyim, eğer beğenirsem ve istikballeri varsa bunları yukarıya çıkartayım. İşte o zaman şampiyonlar ligi, UEFA 3. ve 4. turlar, yarı final ve final müsabakaları, dünya ve avrupa şampiyonasında görev alınabilir.
Gelelim uygulamaya: FIFA bu yıl ulusal federasyonlara gönderdiği, FIFA hakemlerini belirleme talimatında ilk defa yaş ile ilgili alt sınırı kaldırarak, 45 yaşına kadar ulusal federasyonların FIFA'ya aday hakemlerini bildirebileceklerini söyledi. Şimdi akla şu soru geliyor: 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?.' Hem genç olsun ben göreyim diyorsun, hem de yaşı serbest bırakıyorsun. Hangisi doğru acaba?


2006 Dünya Kupası'nda hakemimiz yok
IFA, 2006 Almanya'da yapılacak Dünya Kupası müsabakalarında görev yapacak hakemleri açıkladı. 6 Konfederasyon'dan seçilen 46 aday hakem, 2006 Dünya Kupası'nın başlama vuruşunun yapılacağı 9 Haziran tarihinden 16 ay önce eğitime alınacak. Bu eğitim, 12-16 Şubat tarihlerinde Almanya'nın Frankfurt kentinde yapılacak. Bu aday kadroya baktığınızda AVRUPA (UEFA) kıtasından 18 hakem kadronun içinde yer alıyor. Diğerleri ASYA (ASF), AFRİKA (CAF) ve GÜNEY AFRİKA'dan (CONCAF) 6, GÜNEY AMERİKA'dan (CUNMEBOL) 8, OKYANUSYA'dan (OFC) da 2 kişi.
Türk hakemleri, Avrupa kontenjanından 18 kişilik kadroya girememiş. TÜRKİYE'NİN GİREMEDİĞİ GİBİ 42 AVRUPA ÜLKESİNİN DE HAKEMİ girememiş. Niye 42 aday olan bu listede 2 İTALYAN, 2 FRANSIZ, 2 ALMAN, 2 İSPANYOL hakem yer almakta. Ben 42 Avrupa ülkesi dedim çünkü; Avrupa'da 56 ülke var. Çok basit, 56 - 14 = 42.. Belki ülke sayısı yanlış olabilir. Ama ya bir oynar ya da oynamaz.
Tıpkı diğer yıllarda olduğu gibi; Şimdi pek söylenmese de şampiyona başladığı zaman şu sözleri duyar gibiyim, 'Malezya'dan hakem var bizden yok. İran'dan hakem var bizden yok. Gambiya'dan hakem var, bizden yok. Guetemala'dan var bizden yok.'
Değerli okurlar, bizim hakemler Avrupa kontenjanından 18'e girememiş. Tıpkı Hollandalı hakemin giremediği gibi. Hırvatistan'dan, Çek Cumhuriyeti'nden, İrlanda'dan, İskoçya ve diğer 42 Avrupa hakeminin giremediği gibi. Onun için şampiyona başlarken yukarıda söylediğim söylemler ve yorumlar, kesinlikle doğruyu yansıtmayacak. Bu nedenle kafanız pek karışmasın ve bu yüzden Türk hakemini yermeyin. Bizi Avrupa kontenjanı ilgilendirir. Eğer illa da söylenecekse; Alman hakemi, İtalyan hakemi, Rus hakemi, Danimarka hakemi var, ve diğer 14 ülkenin adını söyleyerek niye bizim hakemimiz yok diye mukayese edin. Doğrusu budur.
Özlemini çektiğimiz ve adımızın bulunduğu bir Avrupa ve Dünya Şampiyonası olacak mı diye sorarsanız, bütün kalbimle inanıyorum ki, gelecek şampiyonalarda Türk hakemi yerini alacaktır. Şimdiki Merkez Hakem Kurulu'nun bunu başaracağına inancım var. Çünkü; maddi ve manevi herşey var. Tüm koşullar MHK'nin yanında. Üstüne üstlük Sayın Şenes Erzik, UEFA Asbaşkanı. Sayın Federasyon Başkanı Levent Bıçakcı da UEFA'da önemli bir yerde. Sizin anlayacağınız, lobi oluşmasında da bu MHK çok şanslı.
Ben ve arkadaşlarım FIFA hakem listesinde gençleştirme adına önemli değişiklikler yaptık. Selçuklar, Kuddusiler, Bülentler bunun kanıtı. Bu çocukların yaşları çok genç ve yabancı dilleri var. En azı
FIFA'da iki yılını bitirmek üzere. Fiziki hiçbir kusurları da yok. Sabri Çelik ve arkadaşlarının bu fırsatı iyi değerlendireceğini biliyorum. Bizim zamanımızda olmadı. Dünya ve Avrupa Şampiyonaları'na Avrupa kontenjanından giremedik. Temennim odur ki, bu şans Sabri Çelik ve arkadaşlarına mazhar olsun. Bundan gurur duyarım.
Dünya Kupası'na katılacak Avrupa hakemlerini merak ettiyseniz, işte onlar: Massimo Busacca (İsviçre), Frank De Bleackere (Belçika), Habert Fandel, Markus Merk (Almanya), Andres Frisk (İsveç), Alain Hamer (Lüksemburg), Terje Hauge (Norveç), Valentin İvanov (Rusya), Claus Bo Larsen (Danimarka), Luis Medina Cantolejo, M.Enrigue Mejute Gonzales (İspanya), Lubos Michel (Slovakya), Grhem Poll (İngiltere), Eric Poulat, Alain Sars (Fransa), Roberto Rosetti, Massimo De Santis (İtalya), Kyros Vassaros (Yunanistan).

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.