Akşam
 
 www.aksam.com.tr
 21 Ocak 2005

Kürşat Başar / Hayatımız kolaylaştı mı?

Artık bilgisayar çağındayız filan gibi laflar bile çok gerilerde kaldı. Bilgisayarlar herkesin hayatının doğal bir parçası haline geldi. Yakında cep telefonu gibi birşey olacak. Bilgisayarların iddiası, hayatı kolaylaştırdıkları. Ama hayatımıza ne kadar çok girerlerse aslında o kadar çok sorun çıkartıyorlar.
Ben hayatımda (kadınlar dışında) bilgisayar kadar sorun çıkartan başka birşey görmedim. Üstelik yalnız kendisi sorun çıkartsa neyse...
Bir alet, ilişkiye girdiği herşeyle sorun çıkartabilir mi?
Bir bilgisayara yazıcı, tarayıcı, fotoğraf makinesi, ne bağlamaya kalkışsanız ayrı bir dertle uğraşıyorsunuz. Her yüklediğiniz programla alet uyum sorunu yaşıyor. Bu kadar kaprisli kadın bile az bulunur.
Hiçbiri yoksa da zaten ya 'hardware' ya 'software' sorunu vardır.
Bir bilgisayarın sertlik ve yumuşaklıkla ilgili sürekli sorun yaşaması sizce de garip değil mi?
İlk masaüstü bilgisayar geldiğinde tabii durum daha feciydi. Örneğin bütün bir gazeteyi, dergiyi hazırlamışsınız, akşamın bir saati içerden biri koşarak geliyor ve acı haberi veriyordu: 'Sistem kilitlendi'. Hadi buyurun bakalım. 'Uçtu' diye bir laf vardı örneğin. Yazılar, resimler, raporlar, ne varsa bir anda uçar giderdi. Hala o dönemden kalma bir alışkanlıkla bilgisayara yüklenen her önemli belgenin kağıt çıkışını alıp o delikli klasörlerde biriktirenler var.
Bilgisayarlardan anlayan tipler de ayrı bir konu. Bunlar genellikle gözlüklü, bezgin tipler. Gelip ekranın karşısına oturuyor ve sürekli birtakım deneme yanılma işlemleri yapıyorlar. Size de anlamakta zorlandığınız sorular soruyorlar. Yüzlerinde hiçbir ifade yok. Bilgisayar tamir olacak mı, olmayacak mı bilmiyorsunuz. Muhtemelen o da bilmiyor.
Bilgisayarlar giderek basitleşeceğine karmaşıklaşıyor. Bu aletleri üretenler garip bir dil konuşup bunu herkesin anlamasını istiyorlar.
Bilgisayarların yanında gelen kitaplar neredeyse Hasan İzzettin Dinamo'nun 'Kutsal İsyan' adlı 12 ciltlik eseriyle aynı boyuta ulaştı. Bu kitapların, 'sorunları çözün' adını taşıyan bölümünü okudukça sorunlarınız artıyor. Hele bir de Türkçeye çevirmişlerse durum iyice vahimleşiyor.
Örneğin aynı marka bir bilgisayarın birkaç modeli arasında seçim yapmaya kalkıştığınız zaman 'MVC866D-PQ Dotham RW Combo1,7GHZ, 512' türünden model isimleri arasında gidip geliyorsunuz. 'Apollo 13' dünyanın belki de en karmaşık makinesiydi ama adı bu kadar basitti işte. Ne var abartacak...
Geçenlerde bir laptop almaya kalkıştım. Kendimi çok akıllı sandığım için, bir mağazaya gidip bu işten aslında benden çok anlamayan çocuklarla uzun ve manasız konuşmalar yapmaktansa internetten karşılaştırmalı model aranan sitelere girdim. Çünkü o çocuklara, bu modelin diğerinden ne farkı var diye sorduğunuzda uzun uzun düşünüp, 'bunda Trident Cyber Aladdin-T grafik kartı var hem de 4xAGP bus' bulunuyor gibi garip bir cevap veriyorlar.
İnternetteki uğraşlarım sonucu laptop almaktan vazgeçtim. CIA'e lineer şifre uzmanı olmak için başvursam kesinlikle daha kolay bir testten geçerdim. Kendi laptopuma razı oldum. Hiç değilse artık birbirimizin huyunu, suyunu biliyoruz.

Ana Sayfa     Geri


© 1997-2001 Aslı Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.