 |
|
|
|
Bizim Pavarottiler'e talep arttı
|
|
|
Ekstralar ve sosyetik davetlerin yeni gözdesi operacılar oldu. Üstelik sadece arya ve napoliten söylemiyor, yerine ve ortamına göre Azeri ya da İspanyolca şarkılar da seslendiriyorlar
Opera eğitimi alan birkaç öğrencinin grup kurup, ekstralara gittikleri yolunda birkaç habere rastlamış, ancak 'Memlekette sürüyle popçu varken, yılda kaç iş çıkar ki' diye kendi kendimize söylenmiştik. Ancak geçtiğimiz günlerde ünlü opera sanatçılarımızdan biriyle yaptığımız söyleşi durumun hiç de düşündüğümüz gibi olmadığını ortaya çıkardı.
Yaşanan ekonomik krizin ardından büyük otellerde ya da lüks restoranlarda sosyetik partiler ve davetler verme devri bitti ya, şimdilerde bu tür etkinlikler yalılara, villalara kaymış. Eski görkem de aynen devam ediyormuş. Üstelik bu sayede mavi kana sahip olanların gözdeleri de opera sanatçıları olup çıkmış. Üstelik 2-2.5 milyar lira maaşa talim eden sanatçılarımız sadece bu tür davetlerde değil, kimi zaman bayii toplantıları ya da başka etkinliklerde de seve seve sahne alır olmuşlar.
İsmini açıklayamayacağımız operacıyla sohbetimiz, 'Bazılarının bir gecede 40-50 milyar lira kazanması, sizin gibi kariyeri için yıllarca eğitim görmüş birisinin içini acıtmıyor mu?' sorusuyla başladı. Aldığımız cevap ilginçti, 'İçimizin burkulduğu zamanlar oluyor. Ama böyle olmak zorunda. Çünkü popüler bir ortam var dünyada. Popçular için de durum zor, çünkü çok paralar kazanmanın bedelini özel hayatlarının olmamasıyla ödüyorlar. Bunun için asla onların yerinde olmak istemeyiz. Ama devlet kurumlarında çalışan bizlerin de maaşlarının düzeltilmesi gerekiyor, çünkü kötü durumdayız.'
Sonra birisine maaş sormanın ne kadar ayıp olduğunun bilincinde olduğumuzu ama merakımızı mazur görmesini rica ettik. Sağolsun o da açıkça ayda eline geçen parayı söyledi, 'Biz memur statüsündeyiz yaklaşık 2.5 milyar lira falan maaşımız var.'
Sıra ekstra meselesine gelince de, 'Sahne aldığımız davet ve geceler şu sıralar hayli fazla. Üstelik bizden sadece kendi tarzımızda istekler gelmiyor. Kimi zaman farklı ricalar da oluyor. Biz de kıramıyoruz. Ben her türü söyleyebilirim. Mesela Latin, Azeri şarkıları da okuyorum. Tabii ortamı ve seviyeyi düşürmeden' diye de ilave etti. Ve o çok merak ettiğimiz soruyu da yönelttik, 'Peki böyle bir konser için Pavarotti sahne alsa ne isterdi.' Önce güldü sonra da, 'Bir milyon dolardan aşağısına gelmez' dedi.
Cool ol yeter!
Kadınlardan sonra şimdi de gelelim erkeklerin gözdesine. Şu sıralar erkekler Seda Akman diyor da başka bir şey demiyor. Yani Bir İstanbul Masalı'ndaki Demir Arhan'ın sevgilisini canlandıran oyuncu. Akman dizi sayesinde patlayınca medyada üzerine balıklama atladı. Erkek dergilerinden haber dergilerine kadar herkes onu kapağına taşımak için birbiriyle yarışıyor. Seda geçen cumartesi gecesi de Zaga'nın konuğuydu. Okan Bayülgen, Yazı Tura ve Teoman'ın Balans ve Manevra filmindeki cüretkar sahnelerde yer alan Akman'a, 'Her yerde sen varsın, neden?' diye sordu. Genç oyuncunun cevabı ise ilginçti, 'Çünkü hem fotoğraf hem de film çekimlerini ben oyun gibi görüyorum. Hatta kimi zaman ne yaptığımın bilincinde bile olmuyorum' dedi. Okan 'Erkekler tarafından bu kadar beğenilmenin nedeni nedir?' diye sorduğunda da şu cevabı aldı, 'Beni çok doğal buluyorlar.'
Demek ki aslında erkeklerin ve kadınların karşı cinste aradıkları özellikler pek de farklı değil. Her iki cins de cool tipleri tercih ediyor.
Araştırmaya gerek yok
Son dönemde kadınların bayıldığı iki erkek vardı. Bunlardan ilki Birol Ünel. Hani şu Avrupa'yı da kasıp kavuran Duvara Karşı filminin jönü. Bir diğeri Aliye dizisinin başrol oyuncusu Nejat İşler'di. Hatta dizide sırf onu dinliyor diye gidip Ayten Alpman albümleri alanların sayısındaki artış dikkat çekici. İşte bu iki ismin arasına yeni bir isim daha eklendi. O da Gönül Yarası filmiyle yıldızı parlayan Timuçin Esen. Hepsinin ortak özelliği ise uçuk, kaçık ve dağınık tipler olmaları. Yani artık dergilerde sık sık yayınlanan 'kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır' tarzı araştırmalara gerek yok. Gerçek ortada işte.
|
|
|
|
|
|
 |