 |
|
|
|
Kötü senaryolar
|
|
|
Bayram günü ağız tadı bozan yazı yazmak hoş değil ama, ABD bulunduğumuz bölgeyi iyice karıştırmaya kararlı görülüyor. İran'a silahlı müdahaleden bahseden Bush'a İran dışında ilk tepki Rusya'dan geldi. Rusya Dışişleri Bakanı, İran'ın nükleer enerji politikalarının barışçıl olduğuna inandığını söyledi. Buna dolaylı cevap, gecikmeden Bush'un yeni dönem Dışişleri Bakanı Condoliza Rice'in Senato Komitesi'ndeki açıklamasıyla geldi. Rice, bakanlığı döneminde Rusya'daki demokratikleşme sürecini yakından izleyeceğini açıkladı. Hemen arkasından Rusya Dışişleri Bakanı,'Bu bizim içişimizdir, karışma' diye Rice'ı tersledi.
Dünkü yazıda, Amerika'nın İran'a saldırmasının pek de kolay olmadığını belirttim ama yine de Bush'un ne tür çılgınlıklar yapabileceğini kestirmek güç.
Etrafımız karışıyor. Yakın bir tarihte uluslararası ilişkilerde, ittifaklarda önemli değişiklikler olması muhtemel.
Ne yönde değişiklikler olabileceğini tahmin etmek için uluslararası alanda çıkar dengelerini özetlemekte fayda var. ABD, enerji bölgelerini ve enerji yollarını kontrol etmek istiyor. Buna dayalı bir Avrasya politikası var. İran dışında Ortadoğu'yu kontrol altına almış durumda. İran, hem petrol ve doğalgaz üreticisi, hem de en önemli petrol sevkıyat bölgesi olan Basra Körfezi'ni, Hürmüz Boğazı nedeniyle kontrol edebiliyor.
Rusya bölgesel güç olabilmek için Avrasya politikalarında öncelikli olarak İran ve Türkiye ile yakınlaşıyor. Bir süre sonra bu yakınlaşma halkasına Çin ve Hindistan'ın da girmesi bekleniyor. Uyanan dev Çin, uzun vadede Amerika'nın süper güç dengesinde en önemli rakibi olmaya aday ve Çin'in bunu başarabilmesi için Ortadoğu ve Avrasya'nın enerji kaynaklarına ihtiyacı var.
Türkiye'nin de enerjide tamamen dışa bağlı olduğunu unutmayalım. Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç Paşa'nın, MGK Genel Sekreteri iken, 2002 Mart ayında 'Türkiye'nin etrafında barış kuşağı nasıl oluşturulur' konulu sempozyumda yaptığı stratejik bakımdan önemli bir açıklamayı hatırlayalım. Tuncer Kılınç Paşa, o açıklamasında, Türkiye'nin ABD'yi gözardı etmeden İran ve Rusya'yı da içine alan bir arayışa gitmesi gerektiğini söyledi. Benim kanımca da, Türkiye'nin Rusya ile stratejik işbirliğine gitmesi, Türkiye'nin lehine olacak. Acaba Türkiye, kendisi gibi enerjiye muhtaç AB'nin ikinci sınıf bir üyesi ya da üye adayı mı olsa daha iyi, yoksa Rusya ve Orta Asya ile yakınlaşsa mı daha iyi? Demokrasi standartlarından sapmadan bu işbirliğini geliştirmek mümkün.
Türkiye, elbette olası bir ABD-İran çatışmasında taraf olmayacak. Ancak, Rusya pek de sesiz kalacağa benzemiyor. ABD kendi ürettiği bahanelere dayanıp yeni bir savaş başlatırsa, Rusya'nın da bir bahane bulup Ukrayna'yı parçalaması ve Sivastapol Limanı'nı ele geçirmesi de, kimse için sürpriz olmamalı.
Tamamen tarafsız da kalsak, bir tarafa yakın tavır da koysak, askeri stratejistlere göre imkan dahilindeki bu senaryolar gerçekleşirse, petrol fiyatları ve düşük dış kredi faizleri Türkiye'yi kötü etkiler. İhracatta ve ekonomide, hiç de hesapta olmayan dış faktörler nedeniyle canımız sıkılır.
Yine de bayram günü, kimi askeri stratejistlerin bu senaryolarının hiç gerçekleşmemesi dileği ile.
|
|
|
|
|
|
 |