 |
|
|
|
Böyle kentlilik olur mu?
|
|
|
İçinde doğduğumuz ya da özgür irademizle yaşamaya başladığımız toplumun geçmiş birikimlerinin yarattığı maddi-manevi kültürel değerleri ve ortak yaşam alışkanlıklarını öğrenek, fark ederek, bilerek yaşamak, bireysel gelişimimizden beklentilerin yönünü tarif ettiği kadar, yaşadığımız toplumun gelişimine ne oranda fayda sağlama niyetimizi de ortaya koyar.
Toplumun tanımlanmış kültürel değerleri bilgisinin kuşaklararası aktarımı toplumsallaşma faaliyeti ile gerçekleşir. Toplumsal yapı içinde kurgulanmış siyaset, eğitim, aile vb.gibi kurumlar da bireyin toplumsallaşmasını gerçekleştiren sorumlu birimlerdir. Bir toplumun kimliğinin, kültürel değerlerinin, işleyiş mekanizmasının kuşaklararası aktarımından ve birey için her alanda gelişim fırsatı yaratmaktan yana sorumluluğa sahip kurumlarda görev alan bireylerin ise ancak ve ancak sağlıklı toplumsallaşma kabiliyeti edinmeleri ile kuşaklararası toplumsallaşma süreci en etkin ve verimli yönde gerçekleşmiş olur.
Ülke toplumunu ya da kent toplumunu, halkın seçim iradesi ile yönetmeye talip olanların, toplum kanaat oyu üzerinde yönlendirici etkisi olan kanaat önderlerinin, bilim adamlarının, içinde yaşadıkları toplumun, halkın ortak sağduyusu, kültürü, yaşam alışkanlıkları hakkında en doğru bilgiyi tesbit etme ve bunu paylaşma sorumluluğu sokaktaki vatandaşa göre çok daha fazla olması gerekir. Ki, böylece halkı da doğru yönlendirebilsin, bilgiyi doğru aktarabilsin, kent geleceğine dönük kararlar üzerinde doğru adım atabilsin...
Halkın gözle görülen ortak kültürel davranış biçim ve alışkanlıklarının tarifi; çoğu zaman, yöre veya bölgenin yeme-içme kültürü içinde gelişip, yöresel 'dil' bağlamında tanımlanan kentimiz Izmir örneğinde olduğu gibi bir 'gevrek', bir boyoz', bir 'kumru, bir 'deniz börülcesi' unsurları aracılığı ile dile getirilir. Bu kadar zengin kültürel çeşitliliğe sahip ülkemizde bir kent veya yörenin tarihsel, kültürel, siyasal, sosyal yapısı, gelişimi,kimliğini, simgeleri ve imgelerini açıklayan unsurlar hakkında bilgi edinme zorunluluğu yanında, eğer hala yönetim organında karar erkini elinde bulunduranlar sokaktaki vatandaşın temel yaşam alışkanlıkları hakkında bilgi sahibi değil ise, bu durum hiçbir şekilde masumiyeti olmayan, eleştirilecek yönleri ile ciddi bir konudur.
Özellikle kent yönetim birimleri içinde siyasi ya da atama sistemi aracılığı ile göreve gelen üst yönetim çevreleri,örneğin kentin gelişimi ve geleceğine dönük kararlarda söz sahibi olan, örneğin, İl Genel Meclisi, Encümeni, kurum personeli gibi organlarda görev alan bireylerin uzmanlık alanları dışında kentin sosyo-psikolojik, sosyo-ekonomik, tarihsel,kültürel yapısı hakkında doğru ve detaylı bilgiye sahip olmaları ile ancak, toplum üyelerinin sağlıklı toplumsallaşması gerçekleşebilir, kentin geleceğine ait kararlar kamuoyu sağduyusuna göre doğru ve etkin şekilde sonuçlanabilir, halk ile yönetim işbirliği verimli yönde gerçekleşebilir.
Eğer bir toplumun ekonomik, kültürel, siyasal, sosyal,eğitim alanında gelişimi temel amaç ve hedef ise, toplumun geleceğini kurgulama yönünde, halk adına karar erkini elinde bulunduranların halkın sokak yaşam bilgisinden başlayarak ortak kültürel değerlerini ve yaşam alışkanlıklarını da iyi bilmesi, değerlendirmesi en öncelikli konudur... Doğru bilgi ve etkin araştırma olmadan yönetenlerce atılan imzalar, bazen kentin ekonomik ve sosyal gelişimini hiç istenmeyen boyutlara da getirebiliyor...İmza sorumluğu, doğru bilgi sahibi sorumluluğunu da beraberinde getirir...
|
|
|
|
|
|
 |