 |
|
|
|
Kutsal Üçlü
|
|
|
Ya ümitsizsinizdir ya da ümit sizsiniz...Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz... Biz çareyiz, biz ümidiz, iyi bayramlar ey okur. Bayram şekeri niyetine bir haberim var, birlikte olduğumuz bu alanda artık 'kısa paslaşmalar' yapmayacağız, köşemizin boyutları bugün itibarıyla genişledi. Ümit biziz, çare de sizsiniz...
Yine farklı bir alana konuyoruz. Şimdi okuyacağınız satırları Washington'da yaşayan bir dostum kaleme aldı, o aslında hepinizin yakından tanıdığı bir isim, para piyasalarında söz sahibi bir uzman ama okuyacağınız değerlendirme finansal bir yorum değil. Şimdi de İran'a kafayı takan Washington'ın şahinlerinin 'kutsal üçlü'nün takipçisi olduklarını söylesek, peki, kim mi kutsal üçlü, buyrun;
'Türkiye'de fazla bilinmeyen bir düşünürü tanıtmaya çalışacağım. Aşağıdaki satırları sabırla okumanızı rica ediyorum çünkü analiz konusu düşünür çok karmaşık fikirleri olan bir filozof. Ne var ki düşünürün ABD'de ektiği tohumlar günümüz ABD politikalarından, Türkiye'nin AB üyeliğine, Irak savaşından Ortadoğu sorununa ve şimdi de İran'ı vurma planlarına kadar birçok konuyu etkilemekte.
İşte kutsal üçlü: Bay Leo Strauss: Leo Strauss Almanya'nın Marburg kenti civarında 1899 yılında orta halli Musevi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Birinci Dünya Savaşı'na katılmış ve savaş sonrası ünlü Alman filozoflarından dersler alarak felsefe doktoru olmuştur. Strauss daha ilk öğrencilik günlerinden başlayarak, dahil olduğu Musevi cemaatinin tarihi ile öğretilen felsefenin basit ve sade bir ilişki içinde olamayacağını farketmiştir. Strauss bu konuyu din-felsefe problemi olarak ele almıştır. Strauss'a göre, 19. Yüzyıl'da Avrupa'da tartışılan Musevi meselesi esasında 'din-felsefe problemi'nin bizzat kendisidir. Strauss bir ömür süren çalısmalarını 'din-felsefe' bağlantısını kurmak üzere yoğunlaştırır ve kendi felsefesine temel arayan Strauss hiç umulmadık iki karakterle karşılaşır; El-Farabi ve Maymonides.
873 yılında Özbekistan'da doğan Farabi, Halep'te Yunanlı filozoflarca eğitilirken çoktan evrensel dinin temellerini atmıştır. Farabi'ye göre felsefi gerçek tüm dünyada aynıdır. Farabi için ideal evrensel din tektir. Diğer bütün mevcut dinler evrensel dinin sembolik ifade şekilleridir.
Farabi'den 262 sene sonra doğan filozof ve tıp doktoru Maymonides, İspanyol Musevisidir. Tarihin ve kaderin bir cilvesi olarak Maymonides, Kudüs'ü 'Aslan Yürekli Richard'ın Anglo-Sakson Haçlı Ordusu'ndan geri alan Selahaddin Eyyubi'nin saray doktoru olur ve Farabi'nin eserleri ile tanışır. Maymonides'in eserleri Musevi dünyasında o kadar etkili olmuştur ki, lakabı 'İkinci Musa'ya çıkmıştır. Günümüz Tutucu (Ortodoks) Musevilerin çağdaş ibadetlerinde Maymonides'in damgası vardır.
Farabi ve Maymonides'in eserleri ile düşünce yelkenlerini dolduran Strauss, din, felsefe ve politika konularında eserlerini kaleme alır. Strauss'a göre din hem felsefik olarak hem de politik olarak toplumsal sistemlerin vazgeçilmez parçasıdır. Hitler ve Naziler Almanya'yı kontrol altına alınca, Strauss Amerika'ya göç eder ve ömrünün yarısını ABD'de profesörlük yaparak geçirir.
ABD Dış Politikası ve Neo-Conlar: Reagan ve Bush dönemi Cumhuriyetçileri hepimizin yakından tanıdığı 'Neo-Conservatist'ler yani 'Yeni Tutucular' ABD dış politikasında şahince bir tutum izlediler. İktidarda kritik yerlerde görev yapan bir çok 'Neo-Con' sürpriz bir şekilde Strauss'un öğrencisi çıkınca, spotlar Strauss ve onun yarattığı felsefik öğretiye çevrildi. Burada isim bazında sizlere uzun bir liste vermek istemiyorum. Ancak bazı fotoğraf kareleri üzerinde durmak istiyorum. a) ABD'nin BOP planı ve bu planı destekleyenler. b) Başkan Bush'un her sabah güne İncil okuyarak başlaması c) Baskan Bush'un Ortaköy'de caminin önünde yaptığı konuşma ve Türkiye'yi AB'ye alın çağrısı. d) Irak'ta planlanan muhtemel bölünmeler. e) AB üyeliğine kendisini 'muhafazakar demokrat Müslüman Parti' olarak tanımlayan AKP döneminde yeşil ışık yakılması f) ABD'nin modern çağda ilk defa 'pre-emptive strike', 'önleyici saldırı' girişimini Irak savaşı ile başlatması, g) İran ABD gerginliğinin artması... gibi bir sürü olgu 'Strauss'cuların beyinlerinde şekillenmiş politik hedeflerdir.
Ve şimdi asıl soruyu soralım; can alıcı soruyu, bilen var mı ey derin okur: 'Din-felsefe-politika' üçgenini 'Kutsal Üçlü' olarak kabul etmiş ABD'li ? Neo-Con'ların ajandası ne acaba, Irak, İran derken sıra kim-kimlerde dersiniz?!'
Feyz alınan ve alanlara zoom yaptık.
TACİZCİ politikacı KİM!
Bir haber, bir iddia ortalığı karıştırdı, iddia şu;
Politikacı Bay M, 2004 yılı ortasında davetli olarak Washington'a gidiyor ve BAY M'e ingilizce bilmediği için davet edenler E.B adında bir Türk mihmandara görev veriyorlar. U.S. State Department interpreter...
BAY M, Washington'da Dışişleri Bakanlığı Türk Masası yetkilileriyle, Temsilciler Meclisi Türkiye Dostluk grubu Başkanı Robert Wexler'le biraraya geliyor ve aniden ...
Seyahatini kesip Türkiye'ye dönüyor BAY M. Müthiş bir iddiayı da geride bırakıyor;
Mihmandar bayana tacize kalkıştığı suçlaması. Mihmandarın, bu durumu Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na şikayet etmesi... Ve bu skandalın üzerine BAY M'in Washington davetini yarım bırakmak zorunda kalması. İddialar aylarca saklandığı kapalı kapıların ardından şimdi dillere düşmüş vaziyette. Bu arada, Amerika'da malum cinsel tacizde bulunmak çok büyük suçtur, biline...
Bakalım BAY M'in maceraları daha ne kadar kamuoyunu meşgul edecek?! iddiaların merkezindeki politikacıyı da tahmin etmeyeniniz kalmadı sanırım... İYİ BAYRAMLAR ey güzel okur...
Evet, başladığımız gibi nokta koyalım; ya ümitsizsinizdir ya da ümit sizsiniz... Ya çaresizsiniz ya da çare sizsiniz... Biz çareyiz, biz ümidiz, iyi bayramlar.
|
|
|
|
|
|
 |