21 Ocak 2005 Cuma       




 

Yalçın Pekşen


 
yalcin.peksen@aksam.com.tr
yalcin.peksen@superonline.com

Bayram yazısı

   
 
Eski köşe yazarlarının bayram günleri 'hoş ve boş' yazılar yazma adeti vardı.

Yeni yazarlar 'protesto' mahiyetinde bir çıkış yapmak için bu adeti reddettiler; yerine haftanın her günü 'hoş ve boş' yazılar yazma adetini getirdiler.

Küçümsemek için söylemiyorum; ben de elimden geldiği kadar aynı kurala uymaya çalışıyorum. Çünkü okurlar artık 'hoş ve boş' yazıları ciddiye almaya başladı. Bugünlerde içinde kaynana Semra Hanım'ın geçtiği yazılar neredeyse 'bilimsel makale' muamelesi görüyor.

Ben yazımın başlığını 'Bayram yazısı' şeklinde koydum ki, fazla ciddiye alınmasın diye...

Bugün '3000 vuruş' olayı üzerinde durmak istiyorum. Bilindiği gibi Serdar Turgut'un AKŞAM yazarlarına '3000 vuruşu' geçmemeleri konusundaki uyarısına hemen hemen tüm yazarlarımız değindi. Galiba sadece ben eksik kaldım.

Eksiğimi tamamlayayım:

Bilgisayar icad edilmeden önce, gazetelerde yazı ölçüsü sayfa hesabıydı ve A4 boyutu ile ölçülürdü. Yazara bir yazı ısmarlanırken en fazla daktilonun 'tek aralıklı' veya 'çift aralıklı' satır düzeneği gibi ayrıntılara girilirdi. O sırada Batı gazetelerinde ölçü olarak sözcük sayısı kullanılıyordu ama sözcük saymak bize biraz zor geliyordu.

Bilgisayardan sonra bırakın sözcük sayısını, harf sayısı (vuruş) bile kolayca sayılabilir olunca ölçü ister istemez 'vuruş' oldu.

* * *


Bana 'vuruş sayısı' vererek yazı ısmarlayan ilk gazete yönetmeni Sualp Kalleci'dir. Ondan önce çalıştığım her gazetede ve AKŞAM'daki ilk zamanlarda, kendi saptadığım 3500 vuruş ölçüsünü kullanıyordum.

Neden 3500 vuruş? Yazı 8 punto dizilmiş olarak sayfanın yukarısından aşağıya kadar ancak o ölçüyle inebiliyordu ve daha kısa yazmak, sanki bende aldığım paranın hakkını vermiyormuşum gibi bir duygu yaratıyordu.

Kalleci banka kökenli bir arkadaşımızdı. Gazeteciliği bilmediğine hükmederek 3000 vuruşluk yazı önerisine itiraz etmiştim.

Ancak o beni yanlış anlayıp

-Ağabey, sen bildiğin gibi yazmaya devam et. Ben diğerleri için söyledim... deyince bu önerisini daha da garip bulmuş ve tepki amacıyla 3000'in de altına, 2500'e kadar inmiştim.

* * *


Sonra kural gevşedi ve yine herkes kafasına göre yazmaya başladı. Nurcan Akad gazetenin başına geldiğinde yeniden 3000 vuruş kuralına dönmek istedi. Evime kadar kurye ile gönderdiği 'yazılarımın 3000 vuruşu aşmaması' şeklindeki uyarısını doğrusu biraz tuhaf karşılamıştım.

Çünkü ben hala 2500 vuruşla yazıyordum ve kendisinin yönettiği gazetede yazıyordum.

Ne yalan söyleyeyim; bu kadar ısrar karşısında benim de içimden 3000 vuruşa çıkmak gelmedi değil.

Çünkü o sıralarda gazetemize yeni gelmiş olan Serdar Turgut, 'Acaba tam sayfayı doldurabilir miyim?' hesabıyla yazıyordu ve arada sırada bunu başarıyordu.


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir