21 Ocak 2005 Cuma       




 

Avrupa'nın yeni gerçekliği ekranlarda çözülüyor

   
 
Hamburg'daki bir Türk göçmenin fırtınalı aşk öyküsünü anlatan Fatih Akın'ın Duvara Karşı filmi, geçen sene gösterime girdikten sonra birçok ödül topladı. Ama filmin asıl önemi ödül almasında değil, başka bir yerde gizli. Filmin, Almanya'da eleştirmenler tarafından başarıyla söz edilen ilk etnik film olma özelliği, çok kültürlülüğün kabulünün de sinyali aynı zamanda. Görülüyor ki Almanlar, en azından ekranlarda göçmenlerle tanışmaya hazırlar.

Sinema tarihinde, daha önce de bu tür bir rol oynayan filmler oldu: İngiltere'de Stephen Frears'ın 1986 yapımı Benim Güzel Çamaşırhanem (My Beautiful Laundrette) filmi; ve Fransa'da Mathieu Kassovitz'in 1995 yapımı Protesto (La Haine) filmi gibi. Hatta, göçmenlik konusunda tansiyonun hayli yüksek olduğu Hollanda'da bile geçen seneki en popüler film, birinci ve ikinci jenerasyon Faslı göçmenler hakkında düşük bütçeli bir komedi olan Shouf Shouf Habibi isimli filmdi.

Shouf Shouf Habibi gerçekten son dönemin en şaşırtıcı filmlerinden biri oldu çünkü Hollandalı yönetmen Albert ter Heerdt, tam da Hollanda'ya göç eden Müslümanlara karşı düşmanlığın arttığı sırada, Faslı-Hollandalı gençlik hakkında komedi bir film çekti. Böyle bir filmi olabilir kılan şey, fikrin Faslı-Hollandalı bir oyuncudan, Mimoun Oaissa'dan gelmesiydi. Çünkü Oaissa başrolü oynamanın haricinde, yönetmen ter Heerdt'e Fas aile hayatını da tanıtan kişiydi.

Albert ter Heerdt Hollanda'da, konuya eğlence ve ironi katan filmiyle, kendi deyimiyle rahatlama sağlamıştı. Fakat sonra, geçen yılın kasım ayında, İslam'daki kadın anlayışını eleştiren bir belgesel çeken Hollandalı yönetmen Theo Van Gogh'un radikal İslamcı bir Faslı tarafından öldürülmesi, Müslüman göçmenlerle Hollandalıların ilişkisini tekrar bozdu.

FATİH AKIN'IN FARKI

Daha önce de Türk-Alman filmleri yapılmış olsa da, hiçbiri Duvara Karşı kadar izleyiciye ulaşmamıştı. Geçen sene 750 bin kişi tarafından izlenen film, 2004 Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı'nın ve Almanya'nın Oscar'ı sayılan Lola Ödülü'nün sahibi olmuştu. Ayrıca geçen ay, yılın Avrupa filmi de seçildi. Film, New York ve Los Angeles'ta da bugün gösterime giriyor.

Hamburg'da göçmen bir Türk ailenin oğlu olarak doğan 31 yaşındaki Fatih Akın, 'Filmin başarısını gerçekten açıklayamam. Sınır ötesinde yaşanan çılgın ve fırtınalı bir aşk hikayesini anlatmak istedim; bütün hocalarım iyi bildiğim bir konuda film çekmemi söyleyince, ben de bu aşk hikayesine kendi özel hayatımı yerleştirdim' dedi. Film Almanya'daki Türk evlerine girerek, Türk-Alman gençliğinin hayallerini ve hayal kırıklıklarını dışa vursa da, aynı zamanda Avrupa'daki entegrasyon sorunu yaşayan birinci jenerasyon göçmenlerin, Avrupa'da doğan çocuklarının da yabancı kalması problemine de odaklanıyor.

Duvara Karşı'da, güzel bir Türk kızı olan Sibel (Sibel Kekilli), geleneksel Müslüman ailesinden kaçmaya çalışmaktadır. İntihara teşebbüs etme numarasını bile denemiştir. Test için psikiyatri kliniğine gönderildiğinde, kaçmak için en kolay yolun evlenmek olduğuna karar verir. Gözüne, oradaki başka bir hasta olan Cahit'i (Birol Ünel) kestirir. Cahit, gerçekten intihar etmeyi denemiş Türk-Alman bir alkoliktir. Cahit her ne kadar uygun bir eş olmasa da, Sibel bunu umursamaz ve anlaşmalı evlilik teklif eder: Ailesi evliliğe ikna olduktan sonra ikisi de kendi yoluna bakacaktır. Fakat zaman içinde birbirlerine gerçekten aşık olurlar.

25 yaşındaki Sibel Kekilli, kendisi de zamanında göçmen olan ailesinden kaçtığı için, Sibel rolüne çok uygun bir oyuncu. Aynı şekilde Akın'ın hayatı da, filmde çizdiği portreye çok uzak değil. Alman sinemasında kariyer yapmasına (Duvara Karşı onun beşinci filmi) ve Almanca'ya Türkçe'den daha hakim olmasına rağmen, hala onu çeken bir Türk tarafı var. Ama O, çift kültürlülüğünden kaçmak yerine, gelecek film projesini bunun üzerine kuruyor. İstanbul'un belgesel profilini çizen Köprüyü Geçmek adlı film, aynı zamanda kendi hayatının bir metaforu olacak. Akın, 'İnsanın kendisini bir şehirle bir tutması biraz tuhaf ama İstanbul'un bir yarısı Asya'da, diğer yarısı Avrupa'da ve birbirine köprüyle bağlı; işte ben de böyle yarı Türk yarı Almanım' diyor.


 
 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir