16 Ocak 2005 Pazar       




 

Mehmet Murat Somer


 
ekler@aksam.com.tr

Bedia Muvahhit

   
 
Gıpta ediyorum, bazı ülkelerde ölüp gitmiş sanatçılara verilen değerlere. Heykel dikiyorlar, anısına koskoca ciltli resimli kitaplar, posta pulu basıyorlar, koleksiyon halinde eserleri yayınlanıyor, adını tiyatro, sergi salonu, müzeye veriyorlar. Bizde en çok layık görüldükleri şey, geçtim meydan, cadde falanı sokak adı olmak!

Elbette kimi sanatçılar şanslılar. İcra ettikleri sanata göre eserleri yazılı, basılı, tablo, heykel halinde, plağa ve peliküle kaydedilmiş olarak geleceğe kalıyor. Ya sahne sanatçıları? Oyuncular, opera ve konser sanatçıları? Yok pek bir şansları. Yaptıkları o gece sahnede kalıyor ve hafızalarda ettiği yer kadar hatırlanıyor.

Şimdi tabii haksızlık etmemek gereken durumlar da var. Mesela Kültür Bakanlığı kapsamlı bir Cüneyt Gökçer kitabı yayınlamıştı. Hala baskısı var mı bilmiyorum.

En çok hayıflandığım kişi ise Bedia Muvahhit. Sahnelerimizin ilk kadın oyuncularından. Şahsına münhasır bir konuşma tarzı, ilk duyuşta hatırlanacak her hecede titreşen bir ses, yüzlerce oyun ve belki bir o kadar da film. Ayrıca her biri ayrı zeka göstergesi enfes anekdotlarıyla başlı başına bir efsane. Gökhan Akçura'nın her zamanki titizliği ile hazırladığı Bir Cumhuriyet Sanatçısı alt başlıklı Bedia Muvahhit kitabı, Nurettin Sözen dönemi 1993 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yayınlanmıştı. Güzel bir kaynaktır. İçindeki resimler yeter diyen bile çıkabilir.

Bence yetmez. Bedia Muvahhit gibi biri, henüz onu tanıyan, ortak anıları olanlar hayattayken daha ayrıntılı belgelenmelidir.

Önerim kapsamlı çalışacak bir Bedia Muvahhit Vakfı. Lavanta kokulu, pastel pembeli, lilalı, şeker tadında bir yaşam öyküsü! Onunla başlayıp başkalarıyla devam edilebilir.

Haliyle önce güzel bir yaşam öyküsüne ihtiyaç var. Selim İleri ideal isim olur. Geçmişin kadınlarını yazmaya bayılır. Pek de duygulu duygulu, tatlı tatlı yazar. Vakıf kurulur kurulmaz bu romansı kitabı ısmarlamalı.

İleride bu romandan Haldun Dormen kıvrak bir müzikal, müzikal olmazsa bulvar komedisi lezzetinde bir Bedia oyunu çıkartabilir. Büyük prodüksiyon olursa sahneler bile.

Keza Bedia Muvahhit'in yaşamından TV dizisi ve sinema filmi de yapılmalıdır. Sinema filmini yönetecek kişi Kutluğ Ataman'dan iyisi olmaz bence. Semiha Berksoy ve Peruk Takan Kadınlar'dan sonra aynı belgesel sanat çizgisini yakalayabilir. Festivallerde falan da gösterilir. Uluslararası başarılarına başarı katar.

TV serisini ise dizilerin parlak ismi Çağan Irmak güzel kotarabilir. Tamam yaşı Bedia Muvahhit'i hatırlamak için genç kalabilir ama yeteneğiyle açığını kapatır.

Sonra sanatçının anısını yaşatmak üzere küçük İskender'e bir şiir kitabı, Murathan Mungan'a ise Bir Bedia Muvahhit Seçkisi hazırlaması ısmarlanabilir. İlave olarak Murathan Mungan şık bir şarkı sözü de yazabilir. Farklı düzenlemeler ile Tarkan, Soner Arıca, ama her tribute albümünde mutlaka yer alan Teoman, Zuhal Olcay ve Müslüm Gürses şarkıyı seslendirirler. Birinden biri elbet hit olur. Pop kuşaklar da Bedia Muvahhit'i öğrenir.

Bedia Muvahhit'in sinema kariyerini es geçemeyeceğimiz için Atilla Dorsay'ın Bedia adlı bir biyografi yazması da uygun olur.

Hatta Bedia Muvahhit'i şahsen tanımış olma şansı yüksek kişilerden Doğan Hızlan, kendi geleneğini yıkarak günler sürecek bir yazı dizisi hazırlayabilir. Bol fotoğraflı olması da yakışır.

Ressamlarımızdan hiper-realist Taner Ceylan'a ve mistik boyutunu resmetmek üzere Murat Morova'ya tablolar ısmarlanabilir. İki farklı çizgide Bedia Muvahhit! Düşüncesi bile heyecan verici.

Bir de müze neden olmasın? İçinde Bedia Muvahhit'in eşyaları, kıyafetleri, takıları, oyunlarındaki kostümleri, filmlerinin afişleri ve daha bir dolu şey sergilenebilir. Oscar Wilde koleksiyonuna bir servet ödeyen Ömer Koç'un bu konuda yapacağı yatırım devede kulak kalacağından fazla hesap kitaba dalıp düşünmeden destek olabilir.

Müze binasının dekoru da önemli olacaktır. Başarılı işlere imza atan Mahmut Anlar da bu konuda önerimin listemin başında geliyor.

Müze binasının içinde şık bir bistro veya kafe olmazsa olmaz. Bunu da konusunda tartışmasız tek isim olan, elini attığı yeri ihya eden İzzet Çapa ideal yapar.

Bütün bunların ihale edilmesi ve yönetilmesi için ise bir Bedia Muvahhit Vakfı haliyle elzem olacaktır. Devlet sanatçısı oyuncumuz için kurulacak vakfa devletimiz ve yıllarca Şehir Tiyatrosu kadrosunda yer aldığı için İstanbul Belediyesi rahatlıkla destek olabilir. İşadamı , rahmetli Ali Koçman olsa vakfı kurardı ama artık yok. Onun yerini daha genç (ve daha ince) olmasına rağmen yine işadamı olduğu için Ömer Koç doldurabilir.


 

 

 
 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir