 |
|
|
|
N'olur bir daha yap Britney
|
|
|
Britney Spears konusunda hala önyargısını kıramamış olanlar varsa, dünyanın en çok hayran ve düşman sayısına sahip bu seksi şarkıcının ilk Greatest Hits toplamasının o önyargıyı yerle bir edecek güçte bir balyoz olduğunu belirtelim
İtiraf ediyorum: Ben Britney Spears ilk çıktığı zaman onun kısa sürede 80'lerin teen-age yıldızı Debbie Gibson gibi kısa sürede silinip gideceğini düşünmüştüm. İlk iki albümündeki çizgisini bozmasa ve hala ortalıkta 'ben Meryem kadar saf, temiz ve el değmemişim' teraneleriyle dolaşsaydı akıbeti pek de farklı olmazdı tahminim. Ama akıllı kızmış, beni de müzikseverleri ters köşeye yatırmayı başardı: Meryem olmaktan vazgeçip Madonna olmaya karar verdi gecikmeksizin...
Britney Spears o günlerin 'en hızlı satan' grubu 'NSync'in elemanlarından Justin ile nişanlıydı bir zamanlar. Şimdi hatırlayan bile kalmadı ama o vakitler bir onların ayrılıp boşanmaları meşgul ederdi dünya medyasını bir de Jennifer Lopez'le Ben Affleck'in... 'NSync'in tarihe intikal etmesinin ardından Justin'le Britney'in de yolları ayrıldı. Justin, Timberlake soyadıyla birlikte daha da ünlendi, Britney de 'Biraz fazla temiz miyim ne?' diyerek adını skandallara karıştırmaya başladı. Ancak sonrasında Timberlake gibi Spears da çok doğru seçimler yapmaya başladı müzik kariyerlerinde. Mesela her ikisi de son üç-dört yılın en başarılı prodüktör ekiplerinden The Neptunes (ve dolayısıyla Pharrell Williams) ile çalıştı. Müziklerinin hip-hop arenasında ve rengi siyah radyo kanallarında kabul görmesi için atılan akıllı adımlardı bunlar. Britney Spears'ın kariyerinin yönünü değiştiren de bir Pharrell Williams yapımı 'I'm Slave 4 U' oldu. İsminden ritmine kadar Prince'e nazire olsun diye yapılmış bu şarkıdan sonra Austin Powers serisinin ikincisi için ortak bir çalışma yaptı ikili. Britney bu sefer doğru kapıyı tıklamış, kapı da ardına kadar kendine açılmıştı.
Şaka-maka, henüz reşit bile değilken girdiği müzik piyasasında yedinci yılını deviriyor Britney Spears ya da yeni soyadıyla Britney Federline. Belki bir best of albümü için biraz erkendi ama ilk dört albümü de Amerika Billboard listelerinde bir numara olmuş bir şarkıcı olunca karşımızda saygı göstermekten başka bir şey düşmüyor bize. İlk dört albümünün bir numara olması şakaya gelir bir durum değil. Bunu ne Barbra Streisand ne de Madonna becerebilmiş durumda. Britney fırtınasının eğer ölümcül bir hata yapmazsa beş-on yıl daha bizi oyalayacağından hiç şüpheniz olmasın. İdolü Madonna kadar uzun soluklu olur mu, olmaz mı bilemem ama Madonna gibi ekibini seçme konusunda zekice adımlar atarsa neden olmasın?
Britney Spears'ın kariyerinin ilk dönemini mühürleyen ve My Prerogative adını verdiği Greatest Hits toplamasında albüme ismini veren şarkı dışında iki yeni şarkı daha var. Ayrıca Madonna'yla birlikte söylediği 'Me Against The Music', yukarıda söz ettiğimiz Pharrell'la yaptığı çalışmalar, bir Joan Jett klasiğinin cover'ı 'I Love Rock'n Roll', R Kelly bestesi 'Outrageous' ve geçen yılın en müthiş çalışmalarından biri olduğunu düşündüğüm 'Toxic' de bulunuyor. Birbirinin tıpkı basımı diyebileceğimiz '...Baby One More Time' ve 'Ooops! I Did It Again' ve bir başka ikizler 'Lucky' ve 'Stronger' da unutulmamış elbette.
Çeyizlik albümler sandıklardan çıkarılıp yeniden cilalanıyor
Eskiden müzik dinlemek için sadece plaklar vardı. Çıktıktan birkaç yıl sonra bu plakları bulmak için deveye hendek atlama egzersizleri yaptırmak farz olurdu. Sonra kaset çıktı, mertlik bozuldu. Kompakt disklerin piyasayı ele almasıyla birlikte bütün müzik tarihi yeniden gözden geçirldi. Bütün albümler birer kere de CD olarak yayınlandı, yayınlanıyor. Ancak şimdi mp3 ve i-Pod gibi bir devrim söz konusu. İnsanların sırtına yapışan albüm koleksiyonlarının tamamı o minicik kutuya ya da bilgisayarların hacmi ufak, içi sonsuz hard disklerine sığıveriyor. Müzik sektörü yeni arayışlar içinde anlayacağınız. Mp3 devrimiyle baş etmeleri söz konusu bile değil. Onlar da 'Madem insanlar bize ait bu eserleri İnternet'ten indirmeyi seviyorlar, o zaman cuz'i bir para karşılığında bizim sitelerimizden indirsinler' zihniyetiyle yasal mp3 siteleri açmaya başladılar. Müzik piyasasının bulduğu çıkış yollarından bir diğeri ise 'Anniversary version'lar. Yani 15-20 yıl önce çıkan ünlü albümler yeni bir kılıf giydirerek yeniden piyasaya sürülüyor. Ya da daha önce yapılmış albümler bir araya getirerek yeniden pazarlanıyor. Bir de kariyer derlemeleri var malum. Ancak yanında DVD hediyesi olmadan çıkan toplama albümler best of'tan bile sayılmıyor son günlerde.
Bugünlerde ülkemiz müzik marketlerinin vitrinlerini de bu tarz derleme ya da yeniden basımlar doldurmaya başladı. Geçtiğimiz ay piyasaya çıkan Michael Jackson'ın The Ultimate Collection'ı bunların başında geliyor. Jackson paketi dört CD ve bir DVD'yi içeriyor. Henüz ülkemize gelmeyen ancak sabredemeyen hayranlarının İnternet üzerinden sipariş ettikleri Nirvana derlemesi With The Lights Out da en çok ilgi gören çalışmalar arasında. Çoğunluğu daha önce yayınlanmamış versiyonlardan oluşan 81 şarkılık box-set'te bir DVD ve bir de 60 sayfalık kitapçığı var. Son iyi şarkılarının üzerinden neredeyse 20 yıl geçen Genesis'in, Platinum Collection adındaki toplama albümüyse üç CD'lik bir çalışma. Hem Peter Gabriel'li hem de Phil Collins'li dönemleri yer alıyor albümde. Hatta Ray Wilson'lı albümden bile şarkı almayı ihmal etmemiş yapımcılar.
Bugünlerde piyasaya çıkan bir başka toplama geçtiğimiz yıl iki ayrı albüm olarak yayınlanan Elvis Presley derlemesi. Bir numara olmuş bütün Elvis şarkılarının yer aldığı 30 Number 1 Hits (içinde JXL remix'i 'A Little Less Conversation' da mevcut) albümü ve bu albümden sonra piyasaya çıkan 2nd To None albümünün bir araya getirilmesi iyi bir fikir. Elvis Presley'e dair elinde çok fazla materyali olmayan benim gibiler için can kurtaran simidi bile sayabiliriz Elvis Forever'ı... Taçlı Kral'ın 61 şarkısı bir anlamda Rock'n'Roll tarihinin de bir özeti.
'En iyiler' toplama albümler dışında bir de 'Bilmemkaçıncı yıl özel baskısı' olarak piyasaya çıkan albümler söz konusu. Geçtiğimiz yıl çıkan The Clash'ın London Calling albümünün 25.yıl özel baskısından sonra bu tarz albümlerle daha sık karşılaşır olduk. Bunlar arasında ilk göze çarpanlardan biri Manic Street Preachers'ın Holy Bible albümünün10. yıl versiyonu. Box-set henüz bizim plakçılarda bulunmuyor ama Avrupa'da epey ilgi görüyor. Grubun bana göre de en iyi albümü olan Holy Bible bu sefer iki albüm, bir DVD ve bir kitapçıktan müteşekkil. Erken ölümüyle kısa bir sürede efsaneye dönüşen Jeff Buckley'in ilk albümü Grace de geçtiğimiz yıl deluxe edition olarak yeniden basıldı. İkinci bir CD'ye eklenen daha önce yayınlanmamış ya da nadir bulunabilen şarkılarla yeniden piyasaya çıkan albümler arasında The Cure'un debut albümü 3 Imaginary Boys, Inx'in Kick, The Who'nun Tommy'si yer alıyor. Müzik piyasasındaki bu 'Yeniden paketleme operasyonu'nda iyi ya da kötü olan her ne varsa müzikseverlerin başına geliyor aslında. Daha önce hayranı oldukları sanatçıların, zamanında ulaşmayı ancak hayal edebildikleri şarkılarını elde etme imkanı buluyorlar. Bu işin güzel tarafı. Ancak bir de hikayenin diğer yüzü var ki o da, bu albümlere yeniden ödenen paraların ceplerde açtığı dipsiz kuyu.
BU ALBÜMLER YENİ ÇIKTI
Linkin' Park/Jay Z Collision Course
Usher Confessions Special Edition
Rod Stewart Stardust... The Great American...
Ahmet Koç Paradoks
Çeşitli Sanatçılar Power Party 2
Erhan Güleryüz Ayna Buğu-Su
Çeşitli Sanatçılar Baghdad Blues
Şükriye Tutkun Gücüm Yetene Kadar
Eser Bayar Aşkımı İtiraf Ediyorum
Westlife ...Allow Us To Be Frank
Aventure We Broke The Rules
Özgür Kıyat Yurdun Kokusu Var
Brand New Heavies All About The Funk
Billy Joel Piano Man-The Very Best Of
Kenny G At Last... The Duets Album
Kayahan Kelebeğin Şansı
Çeşitli Sanatçılar Türkiyeli Noel Baba
Suat Suna Leyla
Müzik piyasasından taze haberler
Var mı plak gibisi...
Yıllardır ticari olarak ülkemizde satılmayan plaklar bu aydan itibaren müzik marketlerin raflarında yerlerini almaya hazırlanıyor. Ülkemizde çok sayıda tutkunu olmasına karşın yaklaşık 15 yıl önce yerini önce kasetlere sonra da CD'lere bırakan plakların yurtdışındaki macerası da bizden farklı bir seyir izlemiyor aslında. Artık sadece meraklılarının takip ettiği plaklar, eskisi gibi satmasa da birçok firma tarafından 'prestij gereği' az miktarda da olsa üretilmeye devam ediyor. Bundan sonra yeni ve eski albümlerle 45'likleri ülkemizde de plak olarak bulmak mümkün olacak. EMI Türkiye'nin girişimiyle ilk aşamada sınırlı sayıda ülkemize getirilen plaklar arasında Pink Floyd, Beatles, Iron Maiden, Rolling Stones gibi yıllanmış isimlerin yanı sıra Joss Stone, Placebo, Coldplay, Norah Jones gibi kısmen yeni sanatçıların yapıtları da var. Kendisi de müzisyen olan Hakan Kurşun'un EMI'ın başına gelmesinin bu gelişmede payı olduğu muhakkak.
BMG, Sony'nin çatısı altında
Geçtiğimiz yılın Ekim ayına kadar DMC Müzik altında lisans faaliyetlerini sürdüren BMG Türkiye, artık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Sony'nin kanatları altına girdi. Sony Müzik ve BMG firması arasında alınan birleşme kararından sonra diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ofisler ve kataloglar birleştirildi ve yeni oluşumun adı bu yılın ilk gününden itibaren Sony BMG olarak saptandı. BMG katoloğunda yer alan albümler 1 Ocak 2005 tarihinden bu yana ülkemizde de Sony tarafından piyasaya dağıtılıyor. Bu arada geçtiğimiz yıl kepenk indiren Universal Türkiye'nin yeniden ülkemize dönmesi için faaliyetler hızlanmış durumda. Müzik çevrelerinde Universal şirketinin temsilciliğini üstlenmeye niyetli çok fazla sayıda talibin olduğu konuşuluyor.
|
|
|
|
|
|
 |