15 Ocak 2005 Cumartesi       




 

Büyük kaptan

   
 
Bazı topçular vardır; 90 dakika boyunca sahada takım oyunu adına pek bir şey yapmasalar da, sekiz, on tane öyle hareket çekerler ki, tribünler ayağa kalkar, skor tabelaları şenlenir. Ecnebi dillerde 'fantasist'tir adları; bizde de 'top cambazı'.

Çok nadir yetişir bunlar ve de oynatılması zor adamlardır genelde; hele hele Latin Amerikalı ya da Akdenizli'yse bir o kadar da tembeldir oyunda...

1982 ve 1986 Dünya Şampiyonaları finallerinde Brezilya takımının başında tüm maçlara çıkan, milli formayla 60 maçta 25 kez rakip fileleri havalandırarak, orta saha oyuncusu için hiç de fena sayılamayacak bir ortalamayla kariyerini tamamlayan, lider özelliğiyle, karizmasıyla nereye gitse hala saygı gören en büyük kaptanlardan Dr. Socrates de bunlardan biri.

Brezilya 82 gibi, Zico'dan Junior'a, Falcao'dan Tonino Cerezo'ya, Oscar'dan Eder'e kadar birçok yıldızı barındıran kadroya layıkıyla kaptanlık edebilmek her baba yiğidin harcı değil. Kupa kazanamamasına karşın Brezilya'nın Meksika 70 ekibiyle birlikte 'tüm zamanların en klas takımı' seçilen bu kadro o gün bugündür kaptanları Dr. Socrates'le anımsanıyor, onunla özdeştiriliyor...

Kaptanın lakapları çeşitli; tıp okuduğundan 'doktor' diyen de var, topuk pasındaki mahareti nedeniyle 'Tanrının Topuğu' unvanına layık gören de.

Onun gibi 1.92'lik orta saha elemanı için, dar alanda süratli ve kıvrak hareket edebilmek, adam eksiltebilmek zor olduğundan çalım yerine topuk pasını kullanmaya başlamıştı. Rakipsizdi bu konuda; taklitçilerinden hiçbiri onun kadar kıvıramamıştı topuk işini.

Tıp okumuş, futbol ağır basınca önlüğü asıp meşin yuvarlağın peşinden gitmişti. Koşmuştu diyemiyoruz, çünkü terlemeden bitirdiği maç o kadar çoktu ki.

Futbolu hep zevk için oynamıştı; bir ara İtalya'ya, Fiorentina'ya transfer olmuş, ancak Çizme'nin sert futbol ortamında beklenen performansı sergileyememişti. Yeniden Brezilya'ya dönüp, birkaç yıl daha 'eğlendikten' sonra Santos'ta 1990'da aktif futbola veda etmiş, bayrağı kardeşi Rai'ye teslim etmişti...

Dört yılda bir, dünya kupaları nostalji programlarıyla anımsanan isimlerden olmuştu ki, ilginç bir haber düştü ajanslara İngiltere'den. Dr. Socrates, 'ada'da top koşturacaktı. Yorkshire amatör liginde yer alan Garforth Town adlı kulübün 33 yaşındaki başkanı Simon Clifford, büyük kaptanı 'antrenör-oyuncu' olarak sahalara dönmeye ikna etmişti.

Plaj futbolunu izledikten sonra Brezilya ekolüne sevdalanmış genç başkan, sarı-mavili Garforth Town'ı satın aldıktan sonra hedefini hemen ortaya koymuştu; 'sambacılar'ın yardımıyla kulübü 2028'de İngiltere Premier Ligi'ne yükselteceklerdi. Projenin ilk adımı da 50 yaşındaki Socrates'i ikna etmekti...

Socrates teklifi kabul ederken ne fazla parayı konuştu, ne de diğer şartları. Tek isteği vardı; sigarasına karışılmayacaktı. En şaşaalı günlerde bile antrenmanda, soyunma odasında, toplantıda, basının önünde, her yerde tellendirdiği sigarasına İngiltere'de de müdahale edilemeyecekti...

Şöyle bir ortalığı şenlendirmek için son 20 dakika oyuna girmeyi planlayan kaptan, daha ilk maçta İngiltere'nin soğuğunu hiç mi hiç sevmemişti; üstüne üstlük oyunun temposu da beklediğinden yüksekti. İki yüz bin kişilik Maracana'da koşmamış adam, şimdi üç bin kişinin önünde rakibe hiç basar mıydı?

Tabii ki, oyunundan çok Socrates'in karizmasından yararlanmaktı asıl amaç. İngiliz medyası her antrenmanı izlemeye başlarken, kameraların önüne geçen Socrates yakında 44'lük Careca'nın da geleceğini, Zico'nun konuya sıcak baktığını, hatta biraz uğraşsa 1994'deki Dünya Şampiyonu kadronun forveti Bebeto'yla Romario'nun bile hayır demeyeceğini söylüyordu. Muslukçu ve kasapla birlikte onlar da kadroya dahil olurdu; yeter ki büyük kaptan istesin...


 
 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir