29 Aralık 2004 Çarşamba       




 

Rumsfeld'in dili sürçmüş... Eee, n'olmuş yani?

   
 
ABD Savunma Bakanı'nın dili sürçmeyecek! Peki sürçerse, ne olur? Herşey olabilir. Nitekim, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in dün verdiği bir demeç sırasında dilinin sürçmesi üzerine seferberlik ilan eden komplo teorisyenleri yüzünden Pentagon harekete geçmek zorunda kaldı.

Herşey, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in 11 Eylül saldırıları sırasında Pennsylvania'da düşen 93 numaralı uçağın vurulduğunu söylemesiyle başladı. Ancak, Sezar'ın hakkını Sezar'a verelim ve Rumsfeld'in açıklamasının o bölümünü bire bir tercüme ederek başlayalım: 'Öyle sanıyorum ki, Musul'daki asker sofrasını, İspanya'yı bombalayanlar, veya ABD'de New York'a saldıranlar, Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar ve Pentagon'a saldıranlar, yıldırmak ve korkutmak için televizyonda insanların kafalarını kesenler -ki gerçekten de terörize etmek tam da bu demektir-, bunları düşündüğümüz zaman nasıl bir dünyada yaşadığımızın farkına varıyoruz. Amaç terörize etmek, tavırları değiştirmek, insanları olmak istedikleri gibi değil de başka türlü olmaya zorlamaktır'. Bunlar Rumsfeld'in sözleri...

'Pennsylvania üzerİnde uçak vuranlar'

Şimdi burada üzerinde durulması gereken cümle, 'Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar' diye altını çizelim. 11 Eylül günü New York'ta İkiz Kuleler, Washington'da Pentagon vuruldu. Aynı anda üçüncü bir uçağın daha teröristlerin elinde olduğu ve o anda Pennsylvania üzerinde uçtuğu duyurulmuştı. Çok kısa bir süre sonra 93 sefer sayılı bu uçağın yolcularının uçağı düşürdüğü haberi gelmişti. Ancak, United Airlines'ın bu uçağının yolcular tarafından değil, belki de, bizzat Amerikalıların kendileri tarafından düşürülmüş olabileceğine ilişkin komplo teorileri hiçbir zaman bitmedi. Rumsfeld'in konuşması sırasında 'Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar' demesi küllenmeye yüz tutan bir ateşi yeniden alevlendirdi. Aslına bakarsanız, komplo teorileri tükenmez...

Dekonstrüksiyon yapalım

Rumsfeld'in açıkamasına geri dönerek, hem açıklamanın tamamına, hem şüpheli cümleye, ama hem de komplo teorisyenlerinin velvelelerine dekonstrüksiyon yöntemini uygulayalım. 'Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar' diyor Rumsfeld. Bu sözleri teröristler için sarfediyor. Oysa... Eğer 93 sefer sayılı uçak Pennsylvania üzerinde vurulduysa, onu bizzat Amerikalıların kendisi vurmuş oluyor. Rumsfeld'in bu noktada kendi tarafını terörist olarak göstermek gibi bir bilinçüstü ya da bilinçaltı bir takıntısı olabilir mi sizce?.. Bu bir.

İki. Açıklama sırasında birinci cümle 'Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar' değil. Bu cümle İngilizce aslına bakıldığında, ki ben birkaç kaynaktan görevim icabı baktım, 6'ncı cümle olarak geçiyor. Dolayısıyla ABD Savunma Bakanı Rumsfeld'in kafasında teröristler var, uçağın Amerika tarafından vurularak düşürülmesi değil.

Ayrıca, eğer uçak bir şekilde düşürülmeseydi, gidip bir yeri vuracaktı. Sonuç belki de çok daha kötü olacaktı. Tabii, böyle bir savunmaya dayanarak, 'Uçağın Amerika tarafından vurulması gerekiyordu, doğru yaptılar,' demenin imkanı yok, yanlış anlaşılmasın.

Komplo teorisyenlerine gelince, onlar, 'Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar' sözlerinin, uçağın ABD ordusu tarafından vurulduğunun dolaylı yoldan itirafı olduğunu ileri sürüyor. Komploculara göre, Rumsfeld'in 'Pennsylvania üzerinde uçak vuranlar' sözleri, bilinçaltına sinmiş suçluluk duygusunun, psikolojik savunma mekanizmalarının filitrelerinden geçtikten sonraki telaffuz edilmiş hali oluyor. Bilmem anlatabiliyor muyum.

Son bir parça bilgi

Her neyse, Savunma Bakanlığı CNN'de de yeralan ani bir açıklamayla, Rumsfeld'in 93 sefer sayılı uçağın Pennsylvania semalarında düşüşüne ilişkin olarak ilk pozisyonunu terketmediği ve uçağın bizzat yolcuları tarafından düşürüldüğüne inandığını ısrarla belirtti.

Ama beni de en çok bu 'ısrarla' sözcüğü ilgilendirdi.

Size bütün kalbimle söylüyorum eğer 'ısrarla' sözcüğünü Pentagon sözcüsünün açıklamasında görmeseydim bu yazıyı yazmaktan vazgeçebilirdim. Ama içimden bir ses, 'Eğer 'ısrarla' diyorsa vardır bir bit yeniği,' deyip duruyordu, ısrarla. Sizin anlayacağınız ben resmen gazetecilik mikrobuna yenik düştüm. Ama aktarmak istediğim son bir parça bilgi daha var. 93 sefer sayılı uçağının düştüğünü gören Pensylvania'nın Shanksville Kasabası sakinlerine göre -ki artık bunlara herhalde rahatlıkla 'görgü tanıkları' diyebiliriz- uçak düşmeden çok kısa bir süre önce etrafında 'askeri tipte' küçük bir uçak uçuyordu. (Uçak o kadar yüksekte uçarken bu kadar şeyi nasıl gördüler acaba?) Peki bu konuda Amerikan hükumet yetkilileri ne diyor? 93 sefer sayılı uçak herhangi bir başka uçak tarafından takip edilmiyordu. Resmi cevap aynen böyle.

Dick Cheney demeden olmaz

16 Eylül 2001'de, yani 11 Eylül'den sonra, Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Amerikan televizyon kanalı NBC'nin en prestijli programı 'Meet the Press'e çıkıyor ve 93 sefer sayılı uçağın düşmesine özel olarak değinmiyor, ama aynen şöyle diyor: 'Sanırım en zor karar, ticari uçakların yolunu kesip kesmeme kararıydı. Bunu yapmaya karar verdik. Aslında aldığımız karara göre kentin üzerinde bir savaş filosunu devriye gezdirecektik; radar sistemlerine sahip AWACS'larla F-16'lar birlikte uçacaktı ve bunlar yakıt taşıyan tanker uçaklar tarafından beslenecek ve böylece uzun bir süre uçabileceklerdi. (Ama) Eğer bu savaş filosu istediği zaman istediği gibi hareket edemeyecekse, orada olması da gereksiz... Başkanın verdiği karara göre eğer bir uçak talimata uygun rota değişikliğini yapmazsa pilotlarımız onu ortadan kaldıracak.' Şimdi burada dikkat edilmesi gereken, ve doğal olarak komplo teorisyenlerinin ağzının suyunu akıtan Cheney'nin cümlesi: 'Eğer bir talimata uygun rota değişikliğini yapmazsa pilotlarımız onu ortadan kaldıracak.' Neden? Çünkü, komplocular şimdi koro halinde, 'İşte 93 sefer sayılı uçağa olan budur? diye haykırabilecekler.'

Eee, n'olmuş yani?..

Gelelim sadede. Komplo teorilerinin en zayıf noktası neden-sonuç ve etki-tepki yasalarını tersinden işletmesi. Bir başka zayıf nokta, lafları bağlamından çıkararak istediği kalıba dökme. Bir başka zayıf nokta, bilgileri komplonun nihai hedefine göre yeniden şekillendirmek. Ve benim değinmek istediğim son zafiyet, İngilizcedeki 'So what?' (Eee, n'olmuş yani?) sendromu olarak özetlenebilir.

Zayıf noktaları çok veya az, komplo teorilerinden vazgeçmek imkansız, çünkü, en azından kafa çalıştırıyor. Bir de bazı yazarların ne kadar işlek bir zekaya sahip olduklarını göstermek için bir vesile oluyor -söz meclisten dışarı...

VECDİ TAMER


 
 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir