 |
|
|
Elif Dağdeviren
|
|
|
Kardeşim iki dakika sus da seyredelim
|
|
|
A yok artık!
Yani takılmayalım, ağzı olan konuşuyor, biz o lige geçmeyelim dedik de, bu cır cır konuşanlardan biriyle ilgili ciddi sorunum var nicedir.
Hani şu meşhuuuuur Birol Güven. Çocuklar Duymasın'la hayatımıza giren, dizi çıksa da kendisi çıkmayan arkadaş.
Hani şu yazdığı diziyi gerçek hayattan da gerçek sanıp, oyuncularını kalıplara sokmaya çalışan, çalıştıkça da kalıpları parçalanan dizi yazarı.
Geçen gün gazetelerden birinde bir açıklama yapmış 'İzleyici için oyuncu hiç önemli değil' diye.
Yok artık! Dünya sinema endüstrisi bunu keşfedeydi, milyonlarca dolar tasarruf ederdi. Niye Birol abilerine sormamışlar ki şimdiye dek, seyirci için ne önemli diye. Gişelere filan bakıp saçmalamışlar işte oyunculara çuvalla para dökerken.
Alt başlığında söyledikleri çok yanlış değil aslında 'Sadece oyuncu tek başına diziyi sürüklemez, ekip işidir, kimler neler yaptı izlenmedi' gibi...
Ama genelleme yaptı mı, orada dur bir dakika işte.
Bu sözleri sarf etmek için seçtiği zaman da ilginç. (Zaten sürekli niye söz sarfetmek zorunda hissediyor kendini o da anlaşılmaz, sözleri sarf edeceğine, yazmaya kullansa ya... Örneğin biz Friends'in, Sex and The City'nin filan yazarlarının seslerini duyuyor muyuz on dakikada bir?)
Malum Tamer Karadağlı Çocuklar Duymasın'dan ayrıldıktan sonra dizi bir anda bir numaralardan 20'li numaralara düştü.
Arkasından da Yağmur Zamanı diye bir dizi yapıp daha ilk bölümden en başa oturdu.
Hadi ilk bölüm merak diyelim -ki merakın nedeni çok belli: Tamer Karadağlı. Dizi ikinci haftada bir numaraya oturuverdi. Tamer de, dizi de beğenildi, iyi oyunculuk her şeyi sildi, başarı tekrar önplana geçti.
Tam bu sırada, kendisini dizisinin ve oyuncularının Tanrı'sı ilan eden eli kalemli şahıs çıkıp bölye bir açıklama yaptı.
Evet dizileri, filmleri, projeleri SADECE oyuncular götürmüyor, ama en önemli, hatta genellikle bir numaralı etkeni oluyor.
Olmasa niye oyuncular tüm senaristlerden, yönetmenlerden çok daha fazla tanınsınlar, kazansınlar ki...
Üç-beş yönetmen dışında hiçbir film (ne yazık ki) yönetmeniyle, hele hele senaristiyle anılmıyor. Hülya Avşar'ın filmini gördünüz mü diyorlar, Ali Özgentürk'ün değil. Dolayısıyla da iş yaptıran da yaptırmayan da halkın, yani hedef kitlenin nezdinde oyuncu oluyor.
Nitekim arkadaşın dizisinde de Pınar Altuğ gidiyor dizi hafiçe bir sarsılıyor, Tamer Karadağlı gidiyor: Güm!
Ekibe gerçekten önem veren biri olarak belki o dönemde çıkıp da olup olmadık, abuk subuk açıklamalar yapmasa, biz kendisini karşımızda her konuda ahkam keserken görmesek, belki de diziden bu kadar midemiz bulanmayacak. Alt tarafı bu bir dizi deyip geçeceğiz.
Ama olmuyor, olmuyor. Bize izin vermiyor.
İnsanlığın aptallık tarihi
Nereden nereye...
1793'teki Fransız Devrimi'nden sonra Devrim Mahkemeleri, sayıca hayli fazla olan karşıdevrimcileri yeterince hızlı yargılayamadıklarını düşünerek, mahkemelerin bazı 'vakit alıcı' prosedürlerini kaldırıverdiler. Savunma gibi!
İnsanı merak var etti
Ombudsman:
1. Devlete, devlet çalışanlarına karşı yapılan şikayetleri araştıran resmi olarak tanınmış bağımsız görevli.
2. Şirketlere, okullara vs karşı tüketiciler, öğrenciler vs tarafından yapılan yazılı şikayetleri araştıran, sonuçları raporlaştıran ve karşılıklı anlaşmanın sağlanması için uğraşan yetkili kişi.
Sözcüğün kökeni İsveççe'den gelir. İsveç 1800'lerin başında devlet görevlilerine karşı şikayetleri araştıran bağımsız bir görevli kullanan ilk ülke olmuştur. 1950'lerin sonlarında İngilizce'ye geçerken devletin yanısıra şirketler için de kullanılmaya başlanmıştır. Türkçe'ye de 90'larda Süleyman Demirel ile yerleşmiştir.
|
|
|
|
|
|
 |