27 Aralık 2004 Pazartesi       




 

Barış Bardakçı


 
baris.bardakci@aksam.com.tr
baris.bardakci@superonline.com

Bir medya mağduru

   
 
Geçen hafta bizim Çilek'te Yusuf İzel bir medya yıldızının üst üste film teklifleri almasını işaret ederek 'bu kadar eleştirilmesine rağmen gözde olmayı nasıl başarıyor' diye sormuş, bunun bir çelişki olduğunu dile getirmişti. Oysa eleştiri kurumunun hamlığına bakarak bunun bir çelişki olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ülkede eleştiri yapan gaddar, oyunbozan, hak yiyen olarak görülüyor. Eleştiri sahibi mutlaka tavuğuna kışt denmiş kişidir yanılgısı var. Bu durum en çok medya yıldızlarının işine geliyor. Yoksa medya mağdurları mı diyelim. Medyanın gerçekten mağdur ettikleri değildir sözünü ettiğimiz. Türkler, en ilgi duydukları futbolda maça 1-0 mağlup başlamayı pek severler. Bir futbol maçı izlerken gidin sorun herkes mağlup takımı tutar. Çünkü yenilenin mutlaka hakkı yenmiştir. Medya yıldızlarının aldığı eleştiriler sadece onların güçlenip palazlanmasını sağlar. Dizi teklifleri üzerine film teklifleri alırlar, sakınan gözlere daha çok batmaya başlarlar!

Hele bu bir de Semra Hanım gibi halktan gelen birine yapılırsa işin boyutları büyür. Zaman zaman bu tip kısa süreli parlayıp sönen yıldız adaylarının arkalarında 70 milyonun gücünü hissetmeleri boşuna değildir. Semra Hanım ise tam bir fenomen. Soyadı bile silik, o Semra Hanım işte. Internet sitelerinde ekran koruyucuları, duvar kağıtları dolaşıyor. Adına diziler, filmler yapılıyor. Tiyatro oyunlarıyla eleştirilmesi gündemde ve büyük ihtimalle ona fayda sağlayacak. Çünkü eleştiriliyor. Çünkü mağdur ediliyor. Kısacık boyuyla alttan alta ezmesine rağmen ezilen konumunda.

Bu konuda yazılmış yüzlerce yazıyı, hele 'herkes 15 dakika ünlü olacak' tezli Andy Warhol eskilerini bir kenara bırakın. Semra Hanım pekala bizi temsil edebilir. Asker kızı, disiplin içinde yetişmiş, yetiştirmiş. Ya da öyle sanıyor... Sıklıkla Türklükten dem vuruyor, milleti ve ırkıyla övünüyor. Adını Ata Türk koyduğu oğluna adını bırak git diyecek kadar hem de... Özellikle kızdığı zaman tüm söylemleri erkekçe, deli fişek, giderek maço... Göğsüne vura vura naralar atıyor. Semra Hanım'ın bize ne kadar benzediğini, kızanlarımız dahil, biraz serinkanlılıkla bakabilseler anlayacaklar. Onun Nene Hatun olduğunu iddia edecek değilim ama işte açıkça ortada, o bir Türk...

Semra Hanım olayında ilgimizi yönlendirmemiz gereken daha önemli noktalar var. En önemlisi de gençliğin, özellikle de ekonomik bağımsızlığını kazanmamış gençliğin ebeveyn baskısı altında ezilmişliği. Televizyondu, şovdu, mizansendi her şeyi düşünebilirsiniz, ama gençliğin o örselenmiş, hakları iğdiş edilmiş, onuru zedelenmiş, halini görebiliyorsanız o dizileri daha çok izleyin. Okul, asker ocağı, cezaevi kimliksizleştirirmiş. Biz eti aile içinde kesip kasaplara yolluyoruz. Sonra onlar, ellerinde şekillendirdikleri mahlukları yine bize, tepemize geri gönderiyor. Ne devr-i alem ama!


 

 

 
 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir