 |
|
|
|
Ben de olsam 3. Tür'ü kaldırırdım |
|
|
Tiyatrodaki
başarısını ekranda bir türlü yakalayamayan Uğur Uludağ,
problemin özünü çözmüş: 'Orada ipler benim elimde değil.
İplerin benim elimde olduğu hiçbir işte şimdiye kadar
başarısız olmadım, olmam'
E.S.E.K Tiyatrosu'nun sahibi oyuncu-yazar Uğur Uludağ,
tiyatroda yakaladığı başarıyı televizyon ekranına bir
türlü yansıtamayanlardan. Yaklaşık iki yıl önce hem
senaryosunu yazdığı hem de oynadığı 'yerli Friends'
tarzı Bekarlar adlı dizi iki bölüm sonrası yayından
kaldırıldı. Geçtiğimiz ekim ayında da tiyatro oyununu
aynı adla ekrana taşıdığı 3. Tür geldi. Uludağ'ın
kalemini ve oyunculuğunu konuşturduğu bu dizinin ömrü de
sadece bir bölümlük oldu. Tiyatro sahnesinde toplam 130
bin kişinin izlediği 3.Tür televizyon izleyicisinden
aynı ilgiyi görmedi. 'Tiyatroda bu kadar iyiyken neden
televizyonda olmuyor?' sorusunun cevabını almak için
çaldık Uğur Uludağ'ın kapısını. Akatlar Kültür
Merkezi'nde Tanrım Beni Baştan Yarat adlı oyunun
provaları sonrası konuştuk. Elinde aynı günün sabahı
yazdığı yeni oyununun sinopsisi vardı. Tam bir yıl
bilgisayarın başında oturmuş ama hiçbir şey yazamamış. O
sabah 7'de kalkıp koca bir oyun tamamlamış.
Sabahın o saatinde ne oldu öyle?
Bir yıldır yazdım sildim, yazdım sildim. Bu sabah
uyandım, yazmaya başladım ve bu defa silmedim. Sanırım o
bir senenin, hatta daha da abartılı söylersek 34 senenin
birikimi bir anda patlayıverdi. Oyun yazmayı sivilceye
benzetiyorum. Onun kadar zararlı ve onun kadar faydalı
bir şey. Sivilceyle yüzündeki yağı atarsın ya, onun gibi
bir şey işte.
Nasıl bir şey çıktı peki?
Ful interaktif bir oyun, tüm oyunu seyirciyle
götürüyorsun. Oyuncudan tasarruf. Provalarına başlıyoruz
hemen yarın. Şubat'ta sahneleriz. Ama sakın şimdi
'Tiyatroyu yüzdeki yağa benzetti' diye yazmayasın!
Daha önce basından canınız yandı
galiba
Altın Keser Ödülleri diye bir şey yaptık Ferhan
Şensoy'la, başımıza gelmeyen kalmadı. Soran gazetecilere
'Seyirci seçiyor, internet sitesinde sonuçları
görebilirsiniz' dedim. Başlık, 'Ferhan Şensoy'la Uğur
Uludağ tiyatronun kötülerini seçti, Can Gürzap ve Cihan
Ünal. Şimdi Can Gürzap beni gördüğü yerde dövecek gibi
bakıyor.
Tekrar yapar mısınız Altın
Keser'i?
Türkiye'nin kırk fırın ekmek yemesi lazım bunun için.
Arnold vali olmadan önce dublörlerin Oscar gecesinde
yaptığı konuşmada 'Kendimi çok kötü hissediyorum. Dünkü
çekimde sakatlandım, çünkü üç cümleden fazla konuştum'
diyor. Bizim sanatçılarımızın aşağıladığı Arnold,
kendini ti'ye alıyor, ama çok pardon onun kadar
olamıyorlar. Kendisiyle dalga geçmeyi bilmeyen adamdan
sanatçı mı olur ya?
3.TÜR'DE BAŞARISIZDIM
Asıl konuya gelirsek, televizyon
maceranız...
Tam macera. Kurallar başka türlü işliyor herhalde,
bilmiyorum.
3. Tür'ün kaldırılmasıyla mı bu
durumu keşfettiniz?
Bekarlar'ı yapmadan önce de farkındaydım. Başka türlü
oluyor bu işler. Bekarlar'ı yaparken gerek kanal
yöneticileri, gerekse yapımcı olsun 'Biz üst bir iş
yapıyoruz. Tutmayabilir' dedik. Sabredilseydi tutardı.
Einstein'ın reyting dünyasına bakışı açıklayan güzel bir
lafı var: 'Ölçülebilen her şey değerli değildir, değerli
olan her şey ölçülemez.' Ondan daha iyi bilecek değiliz.
Reytinglerde patlama yaptı. Çok mu kaliteli? Tartışılır.
Halk güzel insan görmek istiyor diyorlar. Ekmek
Teknesi'nde herkes çirkin. Kendisini görmek istiyor
diyorlar, Dallas mı yaşananlar? Hangimiz JR'ız? O yüzden
televizyon dünyasını ben anlamadım, anlamak istemiyorum.
Orada ipler benim elimde değil. İplerin benim elimde
olduğu işlerde hiçbir zaman başarısız olmadım.
Kaldırılan dizilerinizde
kendinizi başarısız buluyor musunuz?
Bekarlar'da hayır, şimdiye kadar yapılmış en iyi
sitcom'du. 3. Tür'de evet, kendimi başarısız buluyorum.
Hiçbir şeyi güzel değildi o dizinin, ne yönetmenliği, ne
yazarlığı ne de oyunculuğu. Kötü bir diziydi. Bu durumda
kanal yöneticilerine yüzde yüz hak veriyorum. Ben de
kaldırırdım. Orada durumu kendi açımla şöyle
açıklıyorum: İpler benim elimde değildi, o yüzden. Seçme
şansım yoktu. Öyle çekilmesin, öyle oynanmasın dilerdim.
Kendimi de bunun içine koyarak söylüyorum, birilerine
bok atmıyorum. Bu bana şunu öğretti, bir daha
televizyonda dizi yaparsam ipler benim elimde olursa
yaparım. Onun dışında yapmayı düşünmüyorum. Dizi
yapmamanız başarısız olduğunuz anlamına geliyorsa zaten
yapmayın. Tiyatroda iyiyim ben abi, hiç reklamsız 130
bin kişi geliyor oyunuma.
Televizyona küskünlük falan var
mı?
Kesinlikle yok. 'Vay efendim beni anlamadılar'da değilim
yani. Güzel bir iş yapınca izleniyor, demek ki biz
yapamadık. Kadro olarak beceremedik ama televizyonda
başarısız mıyım diye kendime sorduğumda televizyonun
kendi kriterleri içinde cevabım şudur: Evet,
başarısızsın. Bu beni mutsuz ediyor mu? Hayır. Tiyatroda
bir gün başarısız olursam o beni çok üzer, ama burada
başarısız olmak beni üzmüyor. Dizinin kötü olmasının
sorumlusu benim. O yapımcıyla, o oyuncuyla, o ışıkçıyla
çalışmasaydın. Madem işin başındasın, müdahale et ya da
bırak. Çek git. Benim hayatta inandığım tek kavram
gitmek.
CEM SÖYLEYEBİLİRDİ
Sitenizde de yazmışsınız bunu, 'İnandığı tek şey
gidebilme cesaretidir ve inanın dostlarım gidecektir'
Nereye yolculuk?
Los Angeles'a yerleşeceğim galiba bu yaz. Orada bizim
tiyatronun şubesini kurmaya çalışıyorum. Beceremezsem
oradaki tiyatrocu arkadaşlarımla tiyatro yapacağım.
Gideceğim bu diyardan yani. E.S.E.K Tiyatrosu mutlaka
devam edecek ama. Yazıp yöneteceğim yine, illa oynamam
gerekmiyor. 10. yıla gelip bırakırsak ayıp olur.
Geri dönecek misiniz peki?
İlk gidişimde 29 yaşındaydım. Bir gün karar verdim ve
cebimde 500 dolar para ile gittim. Sefil bir hayat ama
hayatımın en özgür günleriydi. Fark ettim ki başka bir
büyü o. İnsan olarak birbirine saygı gösteren insanların
arasında yaşamam lazım. Los Angeles değil, Nikaragua da
olabilir. Zaten gitmekten kastım, gidip oraya yerleşmek
değil. Üs orası, oradan takılırım şeklinde.
GORA'nın 3. Tür'den kopya
olduğuna dair haberler çıktı. Öyle mi?
Ben hiç böyle bir şey söylemedim. Cem bizim oyunumuzu üç
kere izledi, hatta oyuna da katıldı. Cem'le bizim aramız
gayet iyidir. Ne gay ne de android kavramını ben
bulmadım. Gay android'i ilk defa ben kullandım ama bu 'gay
android'i benden başka kimse kullanmayacak anlamına
gelmiyor. Atıyorum, bizim oyundan gördü ve aklına geldi.
Gelsin ne var? Ben bununla en fazla gurur duyarım. Cem
Yılmaz bu ülkenin en büyük komedyenlerinden biri.
Kuşkusuz başkaları şu yorumu yapabilir: 'Ya insan bir
gelip söyler' Katılıyorum ama söylemeye de bilir.
'Benden bir şey çaldı, çorladı' tanımı çok doğru değil.
En fazla almış olabilir, aldıysa da helali hoş olsun.
Benim bir problemim yok yani. Onu uydurdum, uydurduğum
kafa bende mevcut, yine uydururum. Ben Tanrım Beni
Baştan Yarat diye bir oyun yaptım. Yedi ay sonra Van
Helsing diye bir film izledim. Bizimkinin aynısı. Kaldım
böyle. Hollywood benden mi çaldı yani?
Eşini tiyatrosundan kovdu
Uğur Uludağ, genç oyuncu Yağmur Kaşifoğlu ile evli.
Uludağ, evlendikten sonra eşi Yağmur'u tiyatrosundan
kovmuş. Nedenini anlatıyor: 'Ben eşlerle tiyatro
yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum. Bizim ekipte bir
şey vardır mesela, ekip içinde ilişki olmayacak. Tek
şartım. Gaddarca ama öyle olması gerekiyor. Kavga
ediyorlar, o gün sahneye geliyorlar. Hiç kimse de
demesin biz profesyoneliz diye. Birbirlerine kötü kötü
bakıyorlar sahnede. Seyirciye haksızlık. Böyle bir şey
yok, ayıp. O yüzden ilişki yaşayacak olan, çıksın
dışarıda yaşasın. Buna da ilk başta ben uydum.
'Evlenince tiyatrodan çıkarsın ona göre' diye şart
koştum. Haklısın, dedi.
Uğur Uludağ'ın yeri
'Benim dünyada kendimi gördüğüm bir yer var' diyor
Uludağ. Orası neresi mi? İşte kendi ağzından cevabı:
'Çok ukalaca da olabilir ama müzikte Jim Morrison,
resimde Picasso, futbolda Eric Cantona neyse, Türk
tiyatrosunda da ben oyum.' Rönesans'ı yaşamamış bir
ülkede tiyatronun manasız bir iş olduğunu söyleyen
Uludağ, ' Ben ve ekibim kulvarın dışında yürüyoruz.
Kendimizce yaptığımız işe mana kazandırmaya çalışıyoruz'
diyor.
FERİDE ÇIKIT - feride.cikit@aksam.com.tr
|
|
|
|
|
|
 |