 |
|
|
|
Süper haberler yani!
|
|
|
Gazete ve dergileri tararken bazen bir habere takılıp kalıyorum. Kimi zaman bir fotoğraf da oluyor. Galiba daha çok afallama diye adlandıracağım karmaşık ve haberine göre değişkenlik gösteren bir duyguya kapılıyorum. Sonra üşenmeden bunları kesip bir dosyaya kaldırıyorum. Eskiden buzdolabımın üstüne mıknatıslardım. Sararıp kenarları kalkan canım kupürleri temizlikçi kadınlar bir fırsatını bulup çöpe atarlardı. Şimdi ileri bir tarihte ayıklamak üzere plastik bir dosyada biriktiriyorum. İleride bir işime yarar diye.
Başlıyorum!
hurriyetim.com.tr kaynaklı ilk habere göre, 'Aynı zamanda oyun yazarı olan 50 yaşındaki İngiliz komedyen Arthur Smith'in penisi, 1 milyon sterline sigortalandı.' İnsan, ki bu durumda ben oluyorum, merak etmeden duramıyor böylesine kıymetli bir penisi. Neye benziyordur acaba? Meğer aktör Dante's Inferno adlı oyunda, her gece pipisini bir fincan sıcak çaya batıracağından, bu riskli rol için penisi sigortanmış. Eh, herhalde kaynar çay kullanmaz, ılık paşa çayıyla idare ederler. Oyun tutar da, aktör aynı rolü yıllarca oynarsa penisi apayrı bir araştırma unsuru haline de gelir. Olası değişiklikler manşetlere çıkar. Önce sevgilisi yan etkiler hakkında dedikodu babından açıklamalar yapar, sonra bilimsel araştırmalar gelir. Hep birlikte öğreniriz gündelik sıcak çay banyosunun hayrı mı, zararı mı olduğunu.
Elbette haber değeri yüksek.
Üstüne de düşünme faslı başlıyor. Acaba bizde kimin pipisi sigortalansa? Yani nasılsa haberi görüp heveslenen birileri çıkar. Artık AB yolundayız, onlardan eksik kalacak halimiz yok ya! Ama hemen olmaz. Biraz zaman geçsin, haber unutulsun, biri fırsatını bulup atlar. Tabii sigortacılarımız bu taleple nasıl başa çıkar, ne yaparlar bilemeyiz.
Perihan Mağden'in getirdiği tarihsel açıklamayla, soyadının 'çok pipili adam' anlamına geldiğini öğrendiğimiz Stelyo Pipis bir aday mesela. Sahiden onunkiler çoksa? Maazallah birine bile bir şey olsa? Yani kesin sigortalanmalı ve hatta korunmaya alınmalı.
Düşünce bu, oraya da kayar, buraya da. Benimki kayıp gidip Ata Demirer'in göbeğine ve yanaklarına kondu. Gurme profesör Selami Arman Kırım'ın haftalarca anlattığı ideal bonfileyi andıran kalın yanakları var. İnanılmaz bir ifade katıyorlar yüzüne, iki yandan. Göbeği ise apayrı bir kişilik. Yani şimdi adam çok yoruluyor. Bir taraftan Avrupa yakası, bir taraftan reklamlar, arada sahne performansları... Bu koşuşturmaca içinde ya erir giderlerse? Sigortalanmalı!
Zamanında Ajda Pekkan'ın değerini bilip fiziğini sigortalasaydık bu hale gel(e)mezdi. Korumak istediğimiz başka kimler ve nereleri var? Hemen sigortalatalım!
Diğer kupür Özcan Deniz konulu. Oynadığı dizideki rolüyle ilgili açıklama yapmış: 'Tasarımcılık bana çok erkeksi geliyor.' Bahsi geçen tasarımcılık, takı tasarımı. E, ne deseydi yani? Hakkında bir ara az buz söylenti çıkmadı. Eski dizisinin yönetmeniyle falan. Üstüne üstlük metro ötesi kıyafet ve makyajlı resimleri de var. Çanak tutacak hali yok. Beyanatın devamında ise 'Pırlanta takıyor musunuz?' sorusuna verdiği cevap 'Evet'. Bir tane ham pırlanta kolyesi varmış. 'Kolye tenime değiyor, değdikçe stresimi azaltıyor.' Adeta huzur verici pembe kuvars veya ametist kristali meret. Tabii ki takı tasarımcılığı hepimizin bildiği gibi pehlivanlık, oto kaportacılığı veya mafya tetikçiliği kadar erkeksi bir iştir. Zira konu takı tasarımı! Kostüm veya iç dekorasyon olsa o kadar erkeksi olamayabilir. Sırf bu nedenle bazıları şanssız. Meslek nedeniyle yanlış anlaşılıyorlar.
Malum, aynı mevzu futbolcu - balerin tartışmasında ayyuka çıkmıştı. Sonra kimdi hatırlamıyorum 'Futbolcu, topçu demek. Top ise halk arasında ise...' diye konuya net bir açıklama getirmişti.
Hoş, bu konuda da başka bir haber var. Bu sefer televizyondan. CNN kökenli. Meksika ikinci liginden. Kadın futbolcu erkekler ligine transfer olmuş. Sufrajetlerle (eski usul feministler oluyorlar) çağdaş feministler herhalde habere atlar diye bekledim. Tık yok. Oysa haber nelere gebe... Mesela soyunma odası meselesi ne olacak? Ayrı oda mı verecekler? Ya maçtan sonra forma değiştirme faslı nasıl olacak? Peki ya fauller? Neyi faul sayıp neyi saymayacaklar?
Aman yine yerim bitti... İyi de oldu!
|
|
|
|
|
|
 |