26 Aralık 2004 Pazar       




 

Bask Bölgesinin El Turco'su

   
 
Real Sociedad'ın gol umudu, bizimse golleriyle gurur duyduğumuz bir isim Nihat Kahveci... San Sebastian halkının ise yere göğe sığdıramadığı bir 'El Turco'. Kahveci'ye İspanya'nın Bask bölgesinde bulunan San Sebastian'da keyifli bir sohbet ettik.

Ama önce kısa bir San Sebastian turu. Görkemli tarihi yapıları bir yana, 'Nasıl yani?' dedirten bir plajı var San Sebastian'ın. Öyle böyle değil, deniz kabuğu şeklinde bir koya kurulmuş, serilesi bir plaj bu. Hani Aralık ayında gördüğümüz için şanslıyız, yaz aylarında olsa ne yazacağını şaşırtır adama burası...

Euroleague'de mücadele eden Ülkerspor'la birlikte Tau Ceramica deplasmanı için Bask bölgesinin başkenti Vitoria'da almıştık soluğu, ama asıl görmek istediğimiz yer San Sebastian'dı ve ona ulaşmamız geç olmadı.

San Sebastian sokaklarında neredeyse her köşede 'Ey turist, burası ne İspanya ne de Fransa, burası Bask ülkesi, hoş geldiniz' yazıları karşılıyor sizleri.

Bilboa ve Vitoria ile birlikte Bask ülkesinin en önemli üç şehrinden birisi San Sebastian. Kafkasya kökenli olan Basklar, Çerkezler ve Abazalarla aynı soydan geliyorlar ve çok milliyetçi bir toplum olduklarından İspanya sınırları içinde bile olsalar Baskça konuşuyorlar.

İngilizce'den ise bihaberler. Ancak bu anlaşmamanız için bir neden değil, Akdeniz insanı olmaları nedeniyle gerçekten çok sıcaklar, el-kol hareketleriyle de olsa anlaşmak mümkün.

Şehir yaz aylarında düzenlenen festivalleriyle de ünlü. Temmuz ayında Caz festivali, Ağustos sonunda Klasik Müzik Festivali ve Eylül ayındaki San Sebastian Film festivali bunlardan bazıları.

Ve şehrin bizi ilgilendiren kısmındayız bu kez. San Sebastian'ı Türk futbolseverler Nihat'la tanıdı. Çünkü Nihat'ın takımı Real Sociedad'ın şehri San Sebastian. Nihat'la görkemli şehrin sahilinde buluşup başlıyoruz konuşmaya...

Biraz önce ağları onaran İspanyol kadınları gördük. Siz Karadenizlisiniz. Karadeniz kadını da sırtında çay taşır, bilirsiniz. İspanyol insanıyla bizim insanımızı karşılaştırdığınızda en çok hangi benzerlikler var?

Sadece Karadeniz kadını değil tabii... Türkiye'nin her yerinde yaşayan kadınlarımız çok marifetli. İspanya'da da Akdeniz iklimi olduğu için, benziyor yapıları insanların. Bizim gibi çok sıcak kanlılar, yeri geldi mi bazen çok sinirleniyorlar, hemen yumuşuyorlar, çok hareketliler, ama bu insanların en çok sevdikleri şey öğlen 12:30- 15:30 arası üç saat gibi bir ara var, siesta diyorlar, her yer kapalı, o saatte yemek yemeyi, akşam da akşam yemeği yemeyi inanılmaz seviyorlar. Rahatlarına düşkün bir millet, şarabıyla birlikte oturup yemeğini yemek büyük keyif onlar için.

Peki onlara baktığınızda, 'Bu tam bizim insanımıza özgü bir davranış' dediğiniz ne var?

Mesela burada bıyıklı insanlar görüyorum ve diyorum aynı bizim Türklere benziyor. O yüzden malzemeciyle aram çok iyi.

Malzemeci Michael'ı her gol attıktan sonra gidip öpüyorsunuz, genelde futbolcular antrenöre koşar ama siz Michael'e koşuyorsunuz. Nedir aranızdaki iletişim?

Michael'la ilk geldiğim günden beri iyi bir dostluğumuz var. Ona bazen maçtan önce bugün gol atacağım, atarsam eğer yanına geleceğim, bekle diyorum. Kısmet oluyor atıyoruz ve sonra gidiyorum. Öpüyorum.

Peki sokaklarda Nihat'ı sorduğumuzda hemen yılan hareketi yapıyorlar. Bu galiba çalımlardan kaynaklanıyor. Kobra mı diyorlar size?

İspanyol gazeteleri lakap olarak maçlardan sonra kobra diye yazıyorlar.Doğruyu söylemek gerekirse insanlar burada gerçekten beni seviyorlar. Başarılı olduğun zaman seviliyorsun o da ayrı bir gerçek. Umut ediyorum ki böyle devam eder.

Peki İspanyollar genelde İngilizce bilmiyorlar. Buraya geldiğinizde mecburen İspanyolca öğrenmek zorunda kaldınız haliyle.

Öğrenmek ne kadar zaman aldı, ne gibi zorluklar yaşadınız?

Ya, onlar İngilizce bilse de farketmez, çünkü ben bilmiyorum. İlk başta konuşamadığın zaman zor oluyor tabi. Ama ben her geçen gün öğrenmek için çaba gösterdim ve şu anda derdimi anlatacak kadar biliyorum, o yüzden her şey yolunda gidiyor.

San Sebastian'ı bilmeyenlere nasıl anlatırsınız; nasıl bir şehir burası?

Çok düzenli bir şehir. 180.000-190.000 nüfusu var. Rahatlıkla sokaklarda dolaşabileceğin bir yer. Tatil için güzel ama iklimine güven olmuyor, çünkü çok yağmur yağıyor. Mesela ben ilk geldiğimde bir Aralık ayı geçirdim 30 gün yağmur yağdı dedim Allah Allah nereye geldim. Ama gerçekten çok güzel sahilleri ve restoranları var. Yemek harika bir kere.

En çok hangi yemeği seviyorsunuz?

Et ve balık.

Hangi yemeği önerirsiniz?

Burada Tuleta olarak geçen bir yemek. Mangalda az pişmiş, özel soslu bir et yemeği.

İspanya'da futbola çok büyük bir ilgi var. Burada başarı ve başarısızlık nasıl yüceltilip, nasıl alçaltılıyor?

Her şeyin bir limiti var. Bir maçta seni kral yapmıyorlar bir maçta da yerin dibine sokmuyorlar. Sonuçta kötü oynadın mı gazetelerde 'kötü oynadı' diye çıkıyor. Bu da çok normal. Eleştirilerde öyle kişiliğine, karakterini rencide edecek şekilde değil, sadece o günkü futbolunu konuşuyor iyi oynadı veya kötü oynadı diye. Burada saha dışında stresin yok maçtan önce ' Allah bugün kötü oynarsam maçtan sonra yandık eleştirecekler, sokağa çıkamayacağım, onu yapamayacağım bunu yapamayacağım' diye sorunun yok.

Buraya turist olarak gelecek Türk insanına önerebileceğiniz, dikkat edilmesi gereken, İspanya'da şunu yapmaman gerekir, İspanya'nın kültürüne uymaz şeklinde ne var?

Onlara önerebileceğim eğer bir bayanla tanışıyorlarsa bayanı öpmeliler, eğer öpmezlerse bayan kendini kötü hissediyor. Buranın özelliği bu. Bir bayanla tanışırken öpüyorsun öpmezsen o biraz yanlış anlıyor. Türkiye'de tanıdığın bayanı öpüyorsun, ama burada tanımadığını da öpmen gerekiyor. Onu onurlandırmak gibi bir şey herhalde burada. Ben mesela bazen unutuyorum, yapmıyorum. Ama erkek arkadaşı beni uyarıyor yani öp gibisinden.

Peki buradayken en çok neyini özlüyorsunuz Türkiye'nin?

Hanımım yanımda sonuçta güzel bir ortam var mutluyuz. Tabii ki özleyeceğimiz sadece ailelerimiz, arkadaşlarımız

Yılbaşında gelebilecek misiniz?

Yok, başka bir tatil programım var.




Görmeden gelmeyin yapmadan dönmeyin

  • Yarım ay şeklindeki San Sebastian plajından güneşin batışını izleyin.

  • San Sebastian rıhtımındaki dev 'AQURİUM' Atlas okyanusundan getirilen 1500 çeşit balık ve canlıyla görülmeye değer.

  • Mangalda az pişmiş et yemeği olan 'Tuleta' ve Atlas okyanusunun lezzetli balıklarından mutlaka tadın.




    Kulağınıza küpe

  • Yanınıza İspanyolca-Türkçe sözlük alın. İngiliz konuşmanız neredeyse imkansız.

  • İspanyollar saat 12:30 ile 15:30 arası dükkanları kapatıyor ve yemek yiyip dinleniyorlar. 'Siesta vakti' denilen bu zamanda boşuna alışverişe çıkmayın.

  • Hangi konuda olursa olsun insanlara yaklaşıp soru sormaktan çekinmeyin. Çok sıcak ve medeni oldukları için hemen samimi bir şekilde sizi dinliyorlar. Hatta bizleri çok sevdikleri için, Türk olduğunuzu söylediğinizde size ekstra yakın davranmaları da mümkün.

  • Eylül ayının ikinci haftasında düzenlenen ve her yıl 100.000 den fazla kişinin akın ettiği San Sebastian Film Festivali sinemaseverlerin ilgisini çekebilir.

  • Eğer cebinize güveniyor ve konfor arıyorsanız, İspanya'nın en lüks otellerinden biri olan Maria Cristina'yı tercih edebilirsiniz.

    Çağatay şahin cagatay.sahin@aksam.com.tr


     
  •  


     

    Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
    | Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir