26 Aralık 2004 Pazar       




 

Eleştirmenlerden oluşan büyük jüri yılın filmlerini seçti

   
 
Atilla Dorsay Sabah film eleştirmeni

Yılın en iyi filmi? Böyle sorular hep tehlikelidir, insanı üzer ve büzer. Ben en azından iki film yazayım dedim. Biri Fatih Akın'ın Duvara Karşı'sı. Bu filmi çok önemsiyorum, çünkü sinemasal önemini aşan biçimde -ki o da çok açık biçimde ortada- Türkiye'nin AB macerasına büyük katkıda bulundu ve yeni kuşak 'Alamancı' Türk yönetmenlerinin artık Almanya'da, giderek (ve özellikle son 'en iyi Avrupa filmi' ödülünden sonra) tüm Avrupa'da başa güreştiklerini gösterdi. AB'ye girmek için çırpınan Türkiye'ye bundan büyük armağan olabilir mi? Ama has ve saf sinemasever dürtülerim bana M. Night Shyamalan'ın Köy filminin yılın en iyisi olduğunu söylüyor. O kişisel bakıştan vazgeçmek de mümkün değil!...Ve bu film beni en çok heyecanlandıran ve yeniden görmek için en çok sabırsızlandığım film oldu.

Sevin Okyay Radikal film eleştirmeni

Alejandro Gonzalez Inarritu, ilk filmi AmoresPerros'ta olduğu gibi bu filmde de üç kanaldan ilerleyen, bazen gerileyen, atlayan bir hikaye anlatmış. Denklemini iyi kurmuş, ileri gidişler, geri dönüşler, atlamalar arasında, hikayesini hiç fire vermeden, gedik bırakmadan anlatmış. Lost in Translation, senarist/yönetmeni Coppola'nın hanesine kocaman bir artı puan yerleştiren bir film. Coppola, hiçbir şeyin altını çizmiyor görünse de, filmi bir duygular galerisinden farksız. Jim Sheridan, iddiasız gibi görünen filminde nadir rastlanan bir ustalık sergiliyor. In America birçok unsuru bir duygusallığa kaymasına yol açabilecekken, kontrollü yönetimi ve oyuncu kadrosunun başarısıyla, bunu önlüyor. Ruhların Kaçışı her yönden zengin bir film. Görkemli Hayatım daha çok bir döküdrama... Meramını düz bir belgeselden daha yetkin anlatıyor.

Cumhur Canbazoğlu Gazeteci

Belleville'de Randevu çok yakışıyor. Pastel renklerle yaratılmış, hoş müziklerle bezenmiş, doğaldan uzak durmaya çalışmış, diyaloglara itibar etmemiş, ince mizahı hedeflemiş sıra dışı bir yapıt bu Fransız filmi bizce... İkinciliğe de Köy'ü yerleştirmek gerek. Korku imparatorluğuna dönüştürülmüş 'global köy' dünyadaki insanoğlunun acınacak durumu filmin en keskin mesajı... Duvara Karşı üçüncü iyi film olabilir. Dördüncülüğü ise Ahmet Uluçay'ın Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ı hak ediyor. Yapıt çok 'gerçek', naif, tatlı, sıcacık, 'bizden' bir öykü. Hayatın İçinden'in yeri ise beşincilik. Bu bağımsız yapıt, sıradan öykülerin de beyazperdeye yansıması gerektiğini savunanların, bu tür denemeleri sevenlerin filmi...

Fatih Özgüven Radikal yazarı

Bu sene, Köy hemen hemen kusursuz bir film olduğu için, Mimar Babam insan hayatına bakmanın yeni bir yolunu bulduğu için, İhtiyar Delikanlı, Fil ve Chopper farklı biçimde numaracı, zeki, afili filmler olarak giriştikleri işin altından başarıyla kalktıkları için, Mustafa Hakkında Her şey çocukluğa ve vicdana dair bir şey anlattığı için, Karpuz Kapuğundan Gemiler herşeyden önce yeni bir mizah duygusu bulduğu için, Kill Bill 2 Amerika'ya ve onun katillerine 'epik' bir açıdan bakabildiği için, Ruhların Kaçışı sosyolojik düşgücü ile, Hellboy sevimliliği ile, Duvara Karşı öfkesi ile, Bekleme Odası, Cehennemin Anatomisi ve Metropol Kabusu ise yaptıkları şeyde en uca gitme cesaretleri ile ilgimi çektiler.

Tunca Arslan Film eleştirmeni

İlk sıraya Fil'i koyuyorum, son derece şiddet içeren bir konuyu çok sakin, durağan ve yalın anlatımından dolayı... İnanç ve inançsızlık olgusunu çok kıvrak ve akıcı bir dille tartıştığı şans, kader ve raslantı üçgenini etkiliyici anlatımıyla 21 Grams ikinci... Sanat ve resim tarihine ilişkin, önemli vurgusundan ve ele aldığı dönemi çok iyi anlatmasıyla İnci Küpeli Kız üçüncü sırada... Açık Deniz'in dördüncü sırada olması ise herkesin başına gelebilecek tüyler ürpertici bir olayı alabildiğine abartıya kaçmadan beyazperdeye yansıtmasıyla, son sırada Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak ise sinemanın vicdanını dile getirmesinden dolayı 2004 yılın en iyi beş filmini oluşturuyorlar...

Tuna Erdem İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi

In The Cut, The Village ve Kill Bill tüm filmlerini beğendiğim üç yönetmenin son çalışmaları ve gitgide yükselen performanslarının doruk noktası olarak giriyorlar listeye; her üç film de nevi şahsına münhasır bir estetiği, çok bilindik tür kalıplarıyla birleştirerek türlerinin incelikli bir yorum ve eleştirisini yapıyorlar. Audition bence türünün, yani yeni Japon korku sinemasının en iyi örneği. Bu yılla damgasını vuran animsayon sinemasının en iyi örneğinin ise, mediuma çok uygun bir mitolojik hayal gücünü kusursuzca uygulayan Spirited Away olduğunu düşünüyorum.

Murat Özer Radikal yazarı

Genç yönetmen Sofia Coppola, ikinci uzun metrajlı filmiyle 'kırık bir aşk hikayesi' formunu alabildiğine 'fısıltılı' ve inandırıcı bir dille yansıttı beyazperdeye. Japonya'nın 'yabancılaşma'ya müsait yapısı içinde 'kaybolma' isteği duyan iki karakterin önceleri 'kaçış', sonraysa 'tutunma'yla anlamını bulan ve 'doğru ile yanlış' kavramlarının gerçekliğinden uzaklaşan 'olağanüstü aşk'larını yamacımıza taşıyan filmi, hayatımızı en anlamlı kılabilecek yegane şeyin avuçlarımızın içinden kayıp gitmesini nasıl sulu gözlerle izliyorsak öyle izledik. Ve büyük oranda kendi dünyamıza yakın bir şeyler olduğunu hissettik filmde, özdeşleştik kısacası... Bill Murray ve Scarlett Johansson'un bizi hapseden oyunculuklarına defalarca şapka çıkarmayı da ihmal etmedik doğrusu. Sofia Coppola'nın filmini 'küçük ama kışkırtıcı' bulduğumuzu da ekleyelim...

Ömür Gedik Hürriyet sinema yazarı

Tarantino'nun çok uzun olduğu için ikiye bölerek farklı zamanlarda vizyona soktuğu Kill Bill için mükemmel bir Tarantino filmi demek yeterli herhalde. Yazı Tura, 2004'ün en başarılı Türk filmiydi. Uğur Yücel ilk yönetmenlik denemesinde Marmara Depremi ve Güneydoğu sorununu ele alan son derece çarpıcı ve gerçekçi bir film... Yönetmeni ve oyuncularının çoğu Türk olsa da kendisi bir Alman yapımı olan Duvara Karşı, Türk gencin kimlik bunalımını anlatıyor. Ve Şrek, animasyon sanatı aldı başını gidiyor. Motosiklet Günlüğü, Guevara'nın Latin Amerika'yı dolaşıp, haksızlıkları gördükten sonra politik açıdan bilinçlenmesini anlatan yılın en iyi filmlerinden...

Cem Altınsaray Sinema yazarı

Üçlemeyi temel hikayenin dışında yan hikayeleri de bağlayacak şekilde bütünleyen ve sinemanın mevcut anlatım olanaklarının tümünü birden seferber eden, olağanüstü bir görsel şölen olması sebebiyle Lord of The Rings birinciliği hak ediyor... Ve Kill Bill, Ruhların Kaçışı, Spider Man2, Old Boy...

Ege Görgün Vatan film eleştirmeni

Tarantino'yu Tarantino yapan alt kültürlerin toplamının resmi geçit yaptığı bir film olan Kill Bill'de gönderme yaptığı, titizlikle tasarlanmış her janr Tarantino'nun ne kadar iyi bildiğini gösteriyor... İki numarada bir Micheal Mann filmi Colletral... Zatoichi, Old Boy ve Ruhların Kaçışı... Alaşılabileceği gibi 2004'te yükselen değerin Uzakdoğu motiflerinin etkin olduğu filmlerin yıla damgasını vurması olarak düşünüyorum...

Ali Hakan Sinema yazarı

Goodbye Lenin, Duvara Karşı, 21 Gram ve Sisler Evi bu dört film için dördü de farklı ülkeler ve farklı koşullar altında sosyal yada insani acılar ayda çatışmalar yaşayan insan manzaraları getirirken etkileyici ve inandırıcı sinamasal dünyalar kurmayı başarıyordu. Kill Bill bir sinemasal lezzet, bir üslup zenginliği sebebiyle çok etkilendiğim bir film oldu. Aynı zamanda derin bir insani hikaye anlattığı için...




YILIN EN İYİLERİ

1-LOST IN TRANSLATION

2004 yılının en büyük çıkışını yapan Sofia Coppola'nın Lost in Translation'ı 76. Oscar Ödülleri'nden en iyi orijinal senaryoyu kazanmıştı. Sofia'nın kamerası her başka şehir kayıp bir dünyadır söyleminden hareketle Tokyo sokaklarında gece gündüz koşturanları, devayı Budist rahiplerde arayanları, bilgisayar ve video oyunu çılgınlığını çerçeveliyor. Elbette Tokyo'nun beş yıldızlı bir otelinde üşüyen orta yaşlı bir Hollywood yıldızıyla Amerikalı bir genç kızın sıradışı sevgi hikayesini katmayı unutmuyor.

2_KILL BILL

Altı yıl aradan sonra yönetmenlik koltuğuna yeniden oturan Quentin Tarantino hepimize dövüş sanatlarının inceliklerini belletiyor. Kesilen kollar, kopan kafalar kan gölüne dönen sinemasını estetik bir mezbahaya çevirmeyi başarmıştı. Japon mangaları sağolsun! Şiddet filmlerinin sosyal hayata etkileri üzerine birkaç cilt yazdıracak malzeme sunsa da yılın kesinlikle en iyi filmlerinden....

3_GOOD BYE LENIN!

Alman yönetmen Wolfgang Becker, duygusallıkla gerçeği, hüzünle komediyi öylesine müthiş bir kokteyl halinde sunuyor ki, vahşi kapitalizmin kollarında ninniler dinlemeye alışkın izleyiciyi yaman düşündürüyor. Elveda Lenin, 2000'lerin ideolojisizleştirilmiş, tarihsel geçmişinden uzaklaştırılmış yığınlarının başının üstünde ampul yaktıracak bir film. Küresel değişim üzerine yapılmış en köklü başkaldırılardan biri olan bu filmi nerede elinize geçse izleyin!

4_LA MALA EDUCACION

Taciz edilmiş çocukluklar, sübyancı rahipler, marjinal aşklar ve sinema tutkusu. Vatikan'ın da bu yıl ayağa kalka kalka, kalkacak ayağı kalmadı. Fazla söze gerek yok, Almodovar'dan bir Almodovar filmi! Almodovar'ın özyaşam öyküsüyle de örtüşen ve bu anlamda yarı otobiyografik olarak nitelendirebileceğimiz bir film. Sevenleri için sorun yok!

5_LES TRIPLETTES DE BELLEVILLE

Yönetmen Sylvian Chomet'in bu ilk uzun metraj animasyonu, yılın en çok konuşulan filmlerinden biri oldu ve Cannes'daki prömiyerinde ayakta alkışlandı. Yönetmen Sylvain Chomet, bu ilk uzun metrajlı animasyonunda Disney'in abartılı karakter stilini bir kenara bırakıp Terry Gilliam, Tim Burton ya da Buster Keaton gibi yaratıcılardan ve aksiyon sinemasından etkilenmiş.

6_ELEPHANT

Gerry, Finding Forrester, Good Will Hunting filmlerinin Hollandalı yönetmeni Gus Van Sant'in dar bir bütçe ve küçük bir ekiple çektiği dram-gerilim Elephant, 2003 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ve en iyi yönetmen ödülleri aldıktan sonra bizde gecikmeli vizyona girmişti. Okul cinayetlerini farklı bir bakışla ele alan film, sıradan şiddetin ve sivil silahlanmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.

7_MYSTIC RIVER

İlk bakışta sıradan bir katil kim polisiyesi gibi duran Mystic River, Clint Eastwood'un ustalığı, hikayeyi derinini kazdıkça toplumsal kimlik sorununa, giderek bütünüyle ABD fenomenine dek uzanan bir tragedyaya dönüştürüyor. İki muhalif erkek oyuncusu Sean Penn ve Tim Robbins'e Oscar kazandırmıştı.

8_DUVARA KARŞI

Almanya'da yaşayan Türk yönetmen Fatih Akın'ın 54. Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı alan filmi dikkatleri Almanya'da yaşayan Türk gençliğine çekti. En son aldığı en iyi Avrupa filmi ödülüyle 2004 yılının sinema olaylarından biri oldu. Bize ilk yansımaları ne yazık ki başrolde oynayan Sibel Kekili'nin porno film oyunculuğuyla oldu.

9_AMERICAN SPLENDOR

İşçi sınıfını temel alan bir bakış açısı, komediyle trajedi arasında gidip gelen bir duygusallık... American Splendor, bir çizgi roman devi Harvey Pekar'ın hayatını anlatıyor. 2003 yılında Sundance Film Festivali'nde ödül alan filmi kaçırdınızsa, plak koleksiyoncusu, caz eleştirmeni, çocuk düşmanı huysuz ihtiyar Pekar'ı tanımamışsınız demektir!

10_21 GRAMS

Paramparça Aşklar Köpekler filmiyle adını duyuran Alejandro Gonzales Inarritu, 21 grams ile başarısının tesadüf olmadığını kanıtlıyor. Bir parça derine inmek, hayat nedir'i 'kazasız belasız' sorgulamak için nadie ele geçecek bir fırsat.




Bu filmleri göz ardı etmeyin

THE VILLAGE: Genç yaşında ustalık mertebesine ulaşmış M. Night Shyamalan'dan yine şok edici bir çalışma.

PASSION OF THE CHRIST: Politik ve dinsel çatışmaları bir kenara bırakıp olağanüstü görselliğiyle sinemayı yaşatan bir film.

SPIDER MAN 2: Örümcek Adam'ın yeni rakibi Doc Ock... Kim ne derse desin Sam Raimi Örümcek Adam'a canlılık getirdi.

OLDBOY: Güney Kore'den gelen gizem ve şiddet. Tarantino'nun en sevdiği film! Bu yılın gözdelerinden...

ZATOICHI: Yaşlı ve kör bir zengin aslında bir kılıç ustasıdır. Takeshi Kitano'dan eğlenceli bir başyapıt.

MONSTER: Dünyanın ilk kadın seri katili Aileen Wuornos'un gerçek yaşam öyküsü.

FAHREINHEIT 9/11: Michael Moore'un George Bush belgeseli. Amacına ulaşamasa da izlendi.

TAIS-TOI: Birdcage'in yazarı Francis Veber'den Gerard Depardieu ve Jean Reno'yu buluşturan keyifli bir komedi.

SPIRITED AWAY: Japonların efsane animasyon filmleri yönetmeni Hayao Miyazaki'nin animasyonunu kaçıranlar ne kadar üzülse az.

HEART HUCKABEES: Bol karakterli sıradışı varoluşçu komedi. Kötü şair Albert'a dikkat.


 
 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir