19 Aralık 2004 Pazar       




 

Nuray Başaran


 
nuray.basaran@aksam.com.tr
nuray.basaran@superonline.com

Nihai hedef kadın sorunlarının çözümü

   
 
İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi dünyada İran'ın modern yüzü olarak tanınıyor. Siz, Hatemi'nin iki kadın danışmanından birisiniz. Hanımlardan sorumlu kadın danışmanı olarak İranlı kadınların siyasetteki son durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İranlı kadınların İran'daki rolünü arttırmak için siz ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Devrimden sonra biz siyasi ve sosyal hayatımızda oldukça önemli değişiklikler yaşadık. Kadının toplumdaki statüsü değişmeye ve kadınlar siyasi aktivitelere müdahil olmaya başladı. Cumhurbaşkanı Hatemi'nin zamanında da kadının sosyal, siyasi ve bilimsel aktivitelerdeki rolü konusunda oldukça önemli değişiklikler yaşandı. Cumhurbaşkanı Hatemi'yi gençlerin ve kadınların iktidara getirdiği söylenmektedir. Bu yüzden diyebilirim ki, Hatemi kadınların toplumdaki haklarını geliştirmek için yapabileceğinin en iyisini yapmıştır. Kadınların Hatemi'ye oy vermesinin sebebi, onun kadınlara yaklaşımı, kadın hakları konusunda yaptığı düzenlemeler ve kadınların siyasi hayata katılımını arttırmaya yönelik yaptığı çalışmalardır. Hatemi, kadınların sadece siyasi ve sosyal hayatta küçük bir parçada yeralmasına değil, bu hayatın tamamında aktif olması gerektiğine inanmaktadır. Kabineye kadınların ilk kez girmesi de Cumhurbaşkanı Hatemi zamanında olmuştur. Hatemi'nin 46 danışmanı arasında sadece kadınlardan sorumlu olan danışmanı, hükümetin toplantılarında hazır bulunma hakkına sahiptir. Bu durum, onun kadınların kabinedeki varlığına verdiği önemden kaynaklanmaktadır. Cumhurbaşkanı Hatemi zamanında dört kadın müsteşarın yanısıra pekçok kadın belediye başkanı, valiler ve kaymakamlar işbaşına getirilmiştir. Eğer siyasi partilerden sözetmek istersek, İran'da kadınlar tarafından kurulan ve şu anda aktif olarak faaliyet gösteren onüç siyasi parti var.

Ama bildiğim kadarıyla bu partilerin başkanları kadın değil. Bu onüç parti arasında genel başkanı kadın olan var mı?

Bizim siyasi sistemimiz, sizin ülkenizdeki veya herhangi bir Avrupa ülkesindeki siyasi sistemden farklı. Bizde partiler için bir liderlik mekanizması yok. Liderlik yerine genel sekreterlik pozisyonu var ve liderin rolünü genel sekreter üstleniyor. Bu onüç partinin genel sekreteri de kadın. Parti kurma kadınların rolünü gösteren öğelerden sadece biri. İranlı kadınlar siyasal parti seçimleri konusunda da oldukça aktif. Son seçimlerde kadın seçmenlerin seçime katılımı yüzde 65 iken, erkeklerinki sadece yüzde 62'de kaldı. İran Meclis'inde 12 kadın milletvekili var. İran İslam Konseyi'nin şehirlerdeki ve daha küçük yerleşim bölgelerindeki örgütlenmelerinde, bin 800'ün üzerinde kadın görev yapıyor. Üniversiteye giren öğrencilerin yüzde 64'ü de yine kadın. Bütün bunlar, gelecekte sosyal, siyasi ve ekonomik hayatta çok daha fazla sayıda kadının rol alacağını gösteriyor.

Bildiğim kadarıyla siz Cumhurbaşkanı Hatemi'ye sekiz yıldır danışmanlık yapıyorsunuz. Sayın Hatemi'yi bir lider, bir devlet adamı olarak nasıl tanımlıyorsunuz? Tabandan bu kadar çok kadın geliyorsa, siz bir gün İran'da kadın cumhurbaşkanı görmeyi hayal ediyor musunuz? Ediyorsanız, o gün ne zaman olacaktır?

İran'da kadın hareketinin çok önemli olduğuna ve çok hızlı geliştiğine inanıyorum. Bunun böyle olmasının en önemli sebebi, sayın Hatemi'nin bugüne kadar kadınların rolünü geliştirmek için verdiği destektir. İran'da kadınların cumhurbaşkanı olması bir rüya değil. Bu, gelecekte gerçekleşebilir. Ama burada size birşey sormak istiyorum. Eğer İran'da biz bir kadın cumhurbaşkanına sahip olursak, bu durum, kadınların Filistin'deki, Pakistan'daki, Bangladeş'teki veya başka ülkelerdeki sorunlarını çözecek mi?

Bence bu, kadınların durumunu etkileyecek bir başlangıç. İyi bir adım ve kadınları cesaretlendirir.

Bu noktada söylemek isterim ki, kadınların cumhurbaşkanı olması, şu an içinde bulunduğumuz koşullarda nihai hedef değil. Kadınların koşullarını iyileştirmek için kuralları değiştirmek, toplumda önlerine sürülen engelleri ortadan kaldırmak, sosyal ve siyasi yaşama katılımlarını arttırmak, toplumun kadınlara yaklaşımını daha olumlu yönde değiştirmek gerekiyor. Cumhurbaşkanı kadın veya erkek olmuş bu çok şeyi değiştirmez. Çünkü o, bütün topluma karşı sorumludur. Ama haklısınız, sembolik açıdan bakıldığı zaman kadınların cumhurbaşkanlığı yapması çok güzel bir sembol olur.

En büyük sorun erkek egemen sistem

İran kadınının ilk üç sorununu nasıl özetlersiniz?

İranlı kadınların en büyük sorunu dünyanın diğer ülkelerinde de görülen erkek egemen sistem. Size şimdi üç ana başlık söyleyeceğim fakat, bu başlıklar da erkek egemen sistem sorununun altında yeralan konular. Yani bir anlamda bu sorunun alt başlıkları. Bunlar; mevcut kuralların ve düzenlemelerin kadının rolünü arttıracak şekilde değiştirilmesinin zorluğu, kadınların toplumsal hayatta aktif olmak konusunda özgüven eksikliği, toplumun kadınlara yönelik olumsuz yaklaşımı.

Sizin bu zor görevi yaparken karşılaştığınız sorunlar neler?

Size biraz önce sıraladığım sorunların tamamı, benim kendi sorunlarım olarak değerlendirilebilir. Kuralların ve düzenlemelerin değiştirilmesi, kadınların özgüven eksikliğinin giderilmesi ve toplumdaki negatif yaklaşım da benim işimi etkileyen faktörler.

Peki bu kadar aktif bir görevi yürüttüğünüz için evde sorun yaşıyor musunuz?

Bütün bu olumsuzlukların yanında size söylemeyi ihmal ettiğim bazı önemli fırsatlar da var. Örneğin, her zaman işimde bana tam destek veren bir eşim var. Ev yaşamında daima benimle işbirliği yapan ve iyi arkadaşlık eden iki kızım var. Onların işime verdikleri desteği her zaman hissediyorum.

Bu kadar desteklenmeseniz işler sizin için zor olurdu diye düşünüyorum. Elbette desteklenmek çok önemli. Acaba İran'da her kadın, bu tip zor görevlere soyunduğunda aynı destekle karşılaşabilecekleri bir aile yapısına sahipler mi?

Her kişinin kendi koşulları bir diğerinden oldukça farklı. Herkesin kendisine ait özel bir durumu var. Açıkçası, ben bu durumun yönetim sanatıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Fırsatları çok iyi değerlendirip, sınırlamaları ve tehditleri minimuma indirmek gerekir.

Yeni nesil böyle giyinmekten hoşlanmıyor

Ben İran'a 9-10 kez geldim. Bütün bu gelişlerimde, özellikle gençlerin giyim tarzlarında değişim istediklerini hissettim. Son zamanlarda birçok yerde bu durumun baş açma eylemine kadar gittiğini görüyorum. Örneğin, İsfahan'da kadınlar başlarını açmak istediler. Sonra da kamu kurumlarına girmeleri yasaklandı. Siz, bütün bunları nasıl değerlendiriyorsunuz. Kadının giyinme tarzını seçme şansı olmalı mı, olmamalı mı?

Evet. Haklısınız. Özellikle yeni neslin bir kısmının bu şekilde giyinmekten hoşlanmadığını ifade ettiği görülüyor. Ancak bizim burada pekçok kadınla konuşarak yaptığımız bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, İranlı kadınların çoğunluğu İslami başörtüsü takmayı ve bu şekilde giyinmeyi tercih ediyor. Bu çerçevede, azınlığın giyim tarzı konusundaki görüşünü bütün bir topluma genelleyemeyiz. Biz, dış dünyadan giyim tarzımızla ilgili çok fazla eleştiri alıyoruz. Ben bu noktada şunu sormak istiyorum. Bizim bu şekilde giyinmemiz, bizi sürekli olarak eleştiren bu insanları rahatsız mı ediyor? Veya bu, onların ekonomilerine zarar mı veriyor? Veya bizim de onların ülkelerinde kadınların niye bizim gibi giyinmediğini sorma hakkımız var mı? Ben, bu konuya şu açıdan yaklaşmak istiyorum. İran İslam Devrimi'nin üzerinden 25 yıl geçmiş olmasına rağmen hala başörtümüz ve giyim tarzımızla eleştiriliyoruz. Oysa bizim meclise girebilme, belediye başkanı, kaymakam, vali olabilme, parti kurabilme, üniversitelere gidebilme gibi her türlü hakkımız var. Her türlü sosyal aktiviteye katılabiliyoruz. Biz öyle inanıyoruz ki bu şekilde giyinmek bizim geleneklerimizin bir parçası. Ama dediklerinizde haklısınız. Özellikle yurtdışına gitmiş, internet kullanan, yabancı kanallar izleyen, dış dünya ile erişimi daha fazla olan yeni neslin bir kısmı bu şekilde giyinmek istemiyor. Son zamanda belirmeye başlayan ama azınlığın görüşü olan bu görüşleri genelleyemeyiz, diye düşünüyorum.

Kadınlar Hz. Fatma modelini örnek almalı

Acaba giyim konusu, sadece kadınların kendi iradesine mi bırakılmalı. Yani dışardan bazı düzenlemeler yapılması doğru mu? Burada bir sıkıntı var mı, bunu merak ediyorum.

Bu konudaki karar, halkın çoğunluğu tarafından verildi. Çünkü bildiğiniz gibi bizim ülkemiz demokrat bir ülke. Herşey, çoğunluğun ortak kararına göre düzenlenmektedir. Ülkenin çoğunluğu, İslami başörtüsünü ve bu şekilde giyinmeyi tercih etti. Bu yüzden biz şu anda bu kurala uyuyoruz. Eğer şu anda İran'da bu şekilde giyinmekten hoşlanmayan azınlık, çoğunluk haline gelirse, büyük bir ihtimalle bu kural da değişecektir.

İslam'a göre, Hz. Fatma, kadınlar ve kadınların siyasi yaşamdaki rolü konusunda çok önemli bir sembol. Hz. Fatma, 21. Yüzyıl'da nasıl yansıtılmakta. Kadınlar onu ve onun öğretilerini nasıl takip ediyorlar?

Şu anda biz Hz. Fatma'nın zamanını tam olarak bilemeyiz. Ancak onun öğretilerini, prensiplerini ve yaşam şeklini bilmek zorundayız. Onun öğretilerinden örnekler almalıyız. Örneğin, bu prensiplerden bazısı, topluma karşı sorumluluk, aile üyelerine karşı hoşgörülü olmak, diğer insanlara bilim öğretmek. Bunlar, Hz. Fatma'nın öğretilerinden sadece birkaçı. Bunlar, her zaman dilimine ve her koşula uyarlanabilecek prensiplerdir. Hz. Fatma, sadece İslam toplumlarına ait değildir. O, bütün toplumlar için önemli bir lider. Biz, inanıyoruz ki Hz. Fatma, bir kadın modeli olarak bütün dünyanın örnek alması gereken bir model. İnanıyorum ki gerçeği görmek için gözlerimizi yıkamalı ve bu konudaki gerçekliği artık görmeliyiz. Biz, onun ilkelerini uygulamak için şimdiki hayatlarımızda elimizden geleni yapıyoruz. Onun yaşadığı zamanın ayrıntılarını bizim de yaşamamız mümkün değil ama genel prensiplerini algılayıp devam ettirebiliriz. Ki bizim burada yapmaya çalıştığımız şey de tam anlamıyla bu.


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir