19 Aralık 2004 Pazar       




 

Benan Bilek


 
benan34@hotmail.com

Yaka'nın çalışkan ve mutlu arıları

   
 
Yaka Mahallesi'ni bilir misiniz? Yıllarca Alsancak ve Karşıyaka'da oturduğum için ben bilmezdim. İlk kez 5.5 yıl önce can kardeşim Semiha Güzelbahçe'ye taşındığında duydum. Mordoğan'a gidiyorduk ve sol yanda, ormanın eteklerinde yaramaz çocuklar gibi dağılmış kutu kutu evleri gördüm. 'Orası Yaka Mahallesi' demişti; 'Güzelbahçe'nin köyü'.

Kafeyi açtığımda Semiha Yaka, mahalleli Elif'le tanıştırdı beni. Genç, arı gibi çalışkan bir hanım. O da akrabası Mehmet'i getirdi bir süre sonra; Yaka'nın delikanlılarından. Birlikte çalışmaya başladık. Sonunda Elif yardımıyla da Bağdat Abla'yla karşılaştık. Tanışmamız sırasında 'Adım Benan' demiştim, 'Kenan gibi yani.' O dönemler, ABD'nin Irak üzerine yazdığı senaryoların henüz ilk sayfalarındaydık. Bana şöyle cevap verdi: 'Ben de bu aralar çok gündemdeyim; adım Bağdat.'

Bağdat Abla beni Yaka'ya alıştırdı. Yaptığım takılara malzeme ararken, etnik boncuk işlemeler topladığımı söylemiştim ona. 'İşine yarar mı bilmem ama bizim oralarda düğün dernek için tülbent kenarı yaparlar. Bir bak istersen' dedi. Yaka Mahallesi'ne gittiğimde yapılanların hangisine dokunacağımı şaşırdım. Buradaki kadınlar arı gibi, makine gibi sanki, sürekli üretiyorlar. Kendileri için, torunları için üretiyorlar. Sünnetti düğündü derken her güzellik birlikte yaşanıyor buralarda. Yemekler birlikte pişiyor, oyunlar birlikte oynanıyor. Düğün sahipleri, gelen konuklarına rengarenk eşarplar armağan ederlermiş burada. Kırmızılı, pembeli, mavili, yeşilli, can alıcı eşarplar. Kenarlarında el emeği göz nuru bir sürü boncuk ve pullarla bezenmiş eşarplar. Ama beni en çok şaşırtan Güher Teyze oldu o akşam. Tam bir karıncaydı o; hem mini minnacık, hem de çok çalışkan. Altı çocuğu olmuş, şimdi bir sürü de torunu var. Yalnız yaşamayı tercih etmiş. Şu aralar zeytine gidiyor. Dağa çıkıp kömür tutuşturmak için çalı çırpı yükleniyor. Elleri hiç durmuyor. Kutularca boncuk ve firkete oyası getirmiş o akşam görelim diye. Torununun sünneti için hazırlık yapıyormuş. 'Sen istediğin kadar al kızım, ben yine yaparım' dedi.

Meğer okey oynamaya da bayılırmış bizim Güher Teyze. Bu mahalledeki kadınlar yaz akşamları florasanın beyaz ışığında çat çat vurarak taş döşerlermiş tahta ıstakalara. Güher Hanım bir yandan firkete oyası yapar bir yandan da taş takip edermiş. 'Okey de basarım ha,' diyor, 'Oynamakla kalmam sadece.'

Bugünlerde kış akşamları en çok sevdikleri tombala saatlerine de başlayacaklar. Bu yıl biraz gecikmişler; tombala başı olan arkadaşlarını geçtiğimiz günlerde kaybettiler. Başları sağ olsun. Onlar gülüp oynadıkça, dostlarının da ruhu şad olsun.

Yaka Mahallesi'nin biraz ötesinde yeni bir sürü site yapılıyor. İnsanlar Güzelbahçe'de yeni dubleksler, tripleksler yapma peşinde. Ama o dipdibe beyaz evlerde yaşanan dostlukları hiçbir arsa bedeli, inşaat masrafı ya da tapu karşılayamaz. Can cana, yürekle yapılır en zor binalar.

Eğer yolunuz düşecek olursa, bir Pazar sabahı Güzelbahçe son durağa gidin. Otobüsle gitmediyseniz aracınızı bir yerlere bırakın ve Yaka Mahallesi'nin o daracık ama mutlu sokaklarda dolaşın. Meryem Hanım'ın köy ekmeğini, Temaşa Hanım'ın halis zeytinyağını bir tadın. Belki çocukluğunuzdan kalma bir tadı, kokuyu anımsarsınız. Ama sakın akşama kalmayın. Onların kömür kokulu akşamlarda, arkadaşlarıyla beraber izleyecekleri bir dizileri, dağıtacak tombala kartları, örecek patikleri ve dizecek boncukları var. Siz kendi yalnız yaşamınıza dönün apartman katlarında.


 

 

Diğer YAZARLAR 'lar

 

 
 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir