 |
|
|
|
Bu çocuklar varken korkuya mahal yok
|
|
|
Türkiye'nin her halde en uzun gün ve geceleriydi geride kalan Perşembe ve Cuma gününe sıkışan 48 saati... Sonuçta, AB Zirvesi'nden, tarihi bir karar çıktı. Cuma günü öğle saatleri nefeslerimizi tutmuş bekliyorduk. Çok soğukkanlı olmanın gerekli olduğu saatlerdi. AB Merkezi, 1997'de Kıbrıs'a üyelik vererek hem AB hukuku ve ilkeleri açısından hem de siyasi açıdan büyük bir hata yapmıştı. Sonuçta çıkan karar bu hatanın faturasının dayatmalarla Türkiye'ye kesmeye çalışıyordu. Bu durum, hem ahlaki hem de hukuki açıdan Türkiye tarafından kesinlikle kabul edilemezdi.
Aslında korkuya mahal yoktu... İsmet Paşa'nın dönemin en güçlü adamı ABD Başkanı Johson'a yazdığı mektupta dediği gibi; 'Yeni bir dünya kurulur, Türkiye'de o dünyada yerini alır.' Cuma günü anlaşma olmasa idi; AB defteri bir daha açılmamak üzere kapanacaktı. Bundan elbette Türkiye çok şey kaybedecekti ama bu karar önümüzdeki 20-25 yıllık süre için AB'nin de sonu demekti
İşte tam bu sırada birinci sayfada fotoğrafını gördüğünüz Karşıyakalı çocukları düşündüm. Geçen hafta Karşıyaka Belediyesi'nin Halkla İlişkiler Müdürü Sedat Sözer, 'Şemikler Kütüphpanesi'nde ilköğretim öğrencilerine İzmir ve Gazetecilik üzerine sohbet eder misin?' diye sormuştu. Hemen kabul etmiş yaklaşık bir saat bu çocuklarla konuşmuştum. Kimi İzmir'de doğmuştu, kimi 7 göbek Karşıyakalı idi, kimisinin ailesi Kars'tan gelmişti, kimisi de Mardin'den yeni göç etmişti İzmir'e. Ama hepsi o kadar yaşama sevinci doluydu ki, hepsinde o kadar da geleceğe güvenle bakış vardı ki. Çocukların gözlerine şöyle bir bakın, bana hak vereceksiniz.
O çocukları düşünerek 'AB vazgeçerse, ya da biz masadan kalkarsak ne olur?' diye düşündüm. Çocuklar aklıma geldi. İşler ters giderse mevcut istikrarımızı, Mustafa Kemal'in çizdiği 'Muasır medeniyet rotasını', iç barışını, büyümesini ve değişim politikalarını sürdürmeye devam ederse hiçbir şey olmazdı.
AB'ye girsek de girmesek de; önümüzdeki 30-40 yıllık süreçte; askeri, iktisadi, teknolojik, sosyal ve hatta enerji açısından AB ülkeleri Türkiye'ye muhtaç olacaklardı. Peki neden böyle olacaktır? Tarihteki bütün refah toplumlarının ve uygarlıkların hayat çevrimlerinin bir noktasında rehavet ve iç hesaplaşma hakim olur ve çöküş sürecine girer... Hiç bir uygarlık sonsuza kadar öncü kalamamıştır. Batı Uygarlığı da, kendi değerlerini inkar ederek bu sürece çoktan girmiştir... Türkiye'de dinamik ve hırslı bir nüfus vardır. Şu an da bile, Türkiye'deki entelektüel mücadele Avrupa ülkelerinin önüne geçmiştir.
Karşıyaka'daki çocuklara bakın, İstanbul'u, İzmir'i düşünün... AB 'yan çizse de' bir şey olmazdı.
Halim Yazıcı'nın başarısı
Çukurova Üniversitesi'nin düzenlediği Adnan Yücel Şiir Yarışması'ndan İzmirli Şair dostumuz Halim Yazıcı birinci oldu. Necmi Yaşar, Ş.Sema Tuncel, Mustafa Günay, Veysel Çolak, Fergun Özelli, Ahmet Günbaş ve Mustafa Emre'den oluşan seçici değerlendirme jürisinin sonuçlarına göre Halim Yazıcı birinci, Hayriye Ersöz-Özkan Satılmış ikinci, Ayten Çolakoğlu-Özcan Öztürk üçüncü oldu. İlker İşgören, Ayşenur Yazıcı, Durmuş Ali Özkale mansiyon kazandılar. Şiirleri ödüllendirenlere, şairlerle konuşanlara sevgi, saygı...
|
|
|
|
|
|
 |