19 Aralık 2004 Pazar       




 

Şennur Gönül


 
sennur.gonul@aksam.com.tr

Dikkat uçakta bıçak var!

   
 
Geçenlerde günübirliğine İstanbul'a gittim. Türk Hava Yolları'yla tesadüf bu ya C Class'ta uçtum. Tesadüf diyorum çünkü bahsini edeceğim konuyla ilgili olarak Y Class'ta da servis aynı şekilde mi bilmiyorum. Tabii eğer öyle bir çifte standart varsa o daha da kötü. Çünkü C Class'ta yolculuk edenler iyi niyetlidir, onlar böyle bir şey yapmaz diye bir düşünce olamaz bence! Neyse, sabah uçuşu olduğundan kahvaltı servisi yapıldı. Aslında yolculuk rutin seyrediyordu ama bence bir tuhaflık vardı. 'Onları' görünce 'Nasıl yani' dedim içimden. Yanımda oturan arkadaşıma; 'Benim gördüklerimi sen de görüyor musun?' diye sordum. O da şaşırdı. Servisi metal çatal-bıçaklarla yapmışlardı, hem de tepsimizde iki set mevcuttu. Haksızlık etmeyelim tek bıçağa biley yapması zor olur diye düşünmüş olabilirler miydi?

Ne oldu, 11 Eylül saldırılarından sonra tüm dünyada alınan önlemleri THY'de uyguluyordu. Her havayolu şirketi ve hava meydanları olası olaylara karşı çok ciddi tedbirler almıştı. Çifter çifter x-ray cihazlarından geçip, cebimizdeki metal paradan saate, belimizdeki kemerden ayağımızdaki ayakkabıya kadar çıkarıyorduk. Ortalıkta soyunmaya yüz tutmuş çoraplarıyla gezinen, ayakkabılarının x-ray cihazından çıkmasını bekleyen, pantolonlarına kemerlerini takmaya çalışan bir sürü insan! Hatta hatırlatırım size ki bunu en iyi bayanlar bilir, makyaj çantasının içindeki cımbızın bile kabine çıkması yasaktı. Cımbızla pilotu deşeriz diye önlem alınmıştı. Şimdi ise bıçak mıçak hak getire! Hatta uçuşlarda yolcu kılıklı gizli görevliler olacaktı. Var mı? Bilmiyorum. Hiç oldu mu? Onu da bilmiyorum. Deyin ki bütün nlemlere ne oldu? Yok devam ediyorsa plastik çatal-bıçaklar bitti mi? Üzerinden biraz zaman geçti de bu olaylar unutuldu mu? Artık uçak açırmıyorlar, terörizm bitti, kimsenin kamikazelik yapmaya niyeti yok mu?İnşallah öyledir ama biz yine salıverdik galiba!




Laura'yı da açtık

Antalya'nın eksikleri birer birer hızla tamamlanıyor. L'aura bir İtalyan bayan ismi. Ama bizim için önemi elbette İtalyan adı olmasından kaynaklanmıyor. Çünkü L'aura bizler için gerek dekorasyonu, gerek sunumu, gerekse lezzetiyle özlediğimiz gerçek İtalyan restoranı.

Aynı zamanda Aura' nın da sahibi olan sevgili Mustafa Ayanoğlu Antalya için yine çok ciddi bir iş yaptı. Dekorasyonu Mimar Kübra Barut'un ellerinden çıktı. Şıklığı ve hoşluğu tartışılmaz. Zaten L'aura'yı gördüğünüzde eminim siz de aynı şeyleri düşüneceksiniz. Damaklarınız gerçek bir İtalyan lezzetiyle buluşacak, ortamın atmosferinde kaybolacaksınız. Antalya'da bu tür mekanları daha sık görmekse hepimizin ortak dileği, öyle değil mi?




Yorgun eller

Meşhur piyanist Arthur Rubinstein konserlerinden birinde küçük bir kızın hatıra defterini imzalamakta tereddüt ediyordu.

Ellerinin çok yorulmuş olduğunu ileri sürünce küçük kız hemen cevap verdi:

-'Ellerinizin ne kadar yorulduğunu biliyorum. Ama benim ellerimde en az sizinkiler kadar yorgun.'

-Niçin kızım?

Cevap düşündürücüydü:

-'Alkışlamaktan'...


 

 

Diğer YAZARLAR 'lar

 

 
 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir