 |
|
|
|
'Haşerat'
|
|
|
Bu, biraz geç kalmış bir yazı. Avrupa Birliği konusu, yolunu kesti.'Haşerat' kelimesinin anlamını, 'Kamus-i Türki', (Türkçe Sözlük) 482. sayfasında şöyle açıklıyor:
Haşerat: ('Haşere' kelimesinin çoğulu) 1. Böcek, yılan, çıyan cinsinden küçük ve yerde sürünen hayvanlar. 2. (Mecazi) Değersiz ve zavallı insanlar. Yani kısaca, ot böceğinden-bilmemne-böceğine kadar bir grup iğrenç mahluk.
Bu kelime, 9 ve 10 Aralık günleri International Herald Tribune ve Le Monde gazetelerinde 'Kürtler ne istiyor?' başlığıyla yayımlanan ilanın altındaki isimleri okuduğum zaman aklıma geldi.
Türkiye'de kendilerini 'Kürt' sayanların temsilciliğine soyunan bu kişiler, -doğru veya yanlış- Avrupa Birliği kapısında en büyük mücadeleyi verdiği sırada, akılları sıra, Türkiye'nin yolunu kesecekler. Herkesin, Türkiye'nin sırtına binmeye çalıştığı bir dönemde, ondan 'pay koparacaklar'. Avuçlarını yalarlar.
Bu densiz girişim için, Başbakan Yardımcısı Sn. Şahin, 'Büyük talihsizlik' demiş. Gerçekten 'Büyük talihsizlik'. Ama, talihsizlik bu olayla başlamadı ki. Asıl talihsizlik, Türkiye Cumhuriyeti'nin mahkemelerinin verdiği Yargıtay'ın onayladığı mahkumiyet kararına rağmen, Avrupa Birliği'nin baskısına boyun eğerek, bu çirkin oyunun 'Baş aktörleri'ni saltanatla hapisten çıkarıp, 'Buyurun, meydan sizin' diyenlerin tutumunda. Sabancı cinayetine katıldıkları açıkça belli kişileri Belçika Hükümeti'nden alamayanlar, 30 bin Türk insanının katillerinin uşaklığını yapmış ve halen de yapmakta olan bu kişileri 'Adalet'in elinden alıp, meydanlara nasıl salabildiler? Bundan daha büyük 'Talihsizlik' olabilir mi? Dileyelim de, benzer bir 'Talihsizliği', ABD ve AB'nin baskısıyla, Fener Rum Patriği Bartholomeos'un 'Ekümeniklik' ve 'Ruhban okulu' taleplerinde yapmasınlar.
Bu 'Haşerat'ın diğer söylemlerini bir yana koysak bile, bir 'Talepleri (!)' var ki, hiçbir yere konacak gibi değil. Diyorlar ki; 'Yeni bir Anayasa yapılmalıdır!' Bunu söylerken, özellikle kastettikleri, mevcut Anayasamız'ın 3., 42. ve 66. maddeleri. Bu maddelerde değiştirilmesini istedikleri (!) hususlarsa şunlar:
Md. 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütünüdür.
Md. 42- Türkçe'den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.
Md. 66- Türk Devleti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür.
İşte değiştirilmesi öncelikle talep (!) edilenler bunlar, ne dersiniz?
Bu konuda sizlere çok şaşıracağınıza emin olduğumuz birşey söyleyeceğiz. Yukarıdaki talepleri içinde bulunduran ilan var ya, o ilan İngiltere ve Fransa'da değil, Türkiye'deki bir gazetede yayımlansaydı ne olurdu? Cevap: 'Hukuken hiçbir şey olmazdı' Şaşırdınız değil mi? Evet, hiçbir şey olmazdı. Çünkü, ceza yasamızda -yine AB'nin baskısı ile- yapılan değişiklikle, bu çapta bir girişim bile, 'Fikir' boyutunda kaldığı sürece, yani silahlar patlayıp, insanlar öldürülmedikçe, 'Suç değildir'. Beğendiniz mi? Ama diğer yanda, bu ilanın yayımından iki gün sonra, Diyarbakır'da, yukarıdaki Anayasa maddelerinin değişimi için 'İmza kampanyaları' açıldı. Yetmedi, miting ve gösteriler yapıldı ve taş yağmuruna tutulan Türkiye Cumhuriyeti'nin polisinden onikisi yaralandı. Kimsede 'Tık' yok!
Ama diğer yanda, gösterilen tepki karşısında hemen -görüntüde- geri adım, inkar, özür, fakat, sütun komşum değerli köşe yazarı Sn. Şakir Süter'in belirttiği gibi, yurtdışında hoparlörle kin kus gel buraya kulağımıza özür fısılda. Bu kurnazlık, fazla 'çiğ', yenmez.
Böyle söylüyoruz ama, gazete olarak biz ne yaptık? Aynı gün, haberi, altı sütuna başlık yapan pek çok gazeteye karşın, bizim gazetemiz, tek sütunda, üçüncü sınıf bir haber olarak verdi. Üstüne üstlük, o ilanın altında, 'Haşerat'ın başı Kendal Nezan'ın imzasının yanında, bizim bir köşe yazarımızın da adı var. Ve bu yazar, 'İmzalamışsam, imzalamışım, ne olmuş yani?' diyebiliyor. Ne denir, bu da bizim ayıbımız.
ÖNEMLİ NOT: -Cumhuriyet şehidi Dr. Necip Hablemitoğlu'nun katlinin 2.yılındayız. Katiller hala ortada yok. Sn. İçişleri Bakanı;-daha önce de yazdığım gibi-bu olay aydınlanmadıkça Emniyet Teşkilatımızın üzerindeki bu konuyla ilgili gölge kalkmayacaktır. Karar sizin.
|
|
|
|
|
|
 |