 |
|
|
|
Bütün Popstar'ların önü açıldı
|
|
|
Türkiye'de geçen yıla damga vuran olaysa dünyanın bir süre önce yakalandığı Popstar hastalığının alaturka versiyonuydu. Bir yıl içinde sayısını kimsenin bilmediği 'Popstar aday adayları'ndan, gene kaç adet olduklarını takip edemeyeceğimiz kadar çoklaşan 'Popstar adayları'na ve nihayet birkaç elin parmakları kadar bir sayıya bir yıl gibi kısa sürede erişen 'Popstarlar'a varan bu hummalı girişim şimdi son nefeslerini vermeye hazırlanıyor. Sonrasında aynı isimle ve Türkstar, Bir Yıldız Doğuyor gibi isimler altında devam eden bu yarışmalarının ana fikri 'jürinin beğendiğini beğenmeme' diyebiliriz rahatlıkla. Sonrasında Akademi Türkiye, Anadolu Ateşi, Karadenizstar ve nihayet Klipstar adlarında takipçilerini gördüğümüz bu furyadan geçen her ismin jüri üyelerinin söylediği gibi önü öylesine açık oldu ki, bir gittiler mi adlarını hatırlayan olmuyor artık.
Popstar bugüne kadar gerçek anlamda bir tek popstar yaratmayı başardı diyebiliriz. O da Popstar ve Türkstar'ın jüri üyesi Armağan Çağlayan'dı. Müzikal anlamdaysa ilk serideki Bayhan, Abidin ve Firdevs diğerlerinin arasından sıyrılmayı başardı diyebiliriz. Bazılarının Tarkan'ın klonlanmışı dediği ilk Popstar'ımız Abidin'in albümünün aynı yarışmada kısa sürede fenomene dönüşmüş ismi Bayhan'ın albümünden az satması ve bütün Popstar albümlerinin, yarışmacılara gönderilen milyonlarca SMS yanında devede kulak derecede satması önümüzdeki yıl bu hastalığın yavaş yavaş yurdumuzu terk edeceğine delalet. Popstar yarışmasına değil de Biz Evleniyoruz evine katılan Caner'in evden çıktıktan sonra şiir okuduğu bir albüm yapması ve bu albümün neredeyse Popstar'larınki kadar satması da sadece bu topraklarda görülebilecek mucizelerden. En son olarak Gelinim Olur musun?un Semra kaynanasının repliklerini içeren 'Daldan Dala remiksi'nin piyasaya çıkmasını bekleyen insan sayısı ise hiç de azımsanacak gibi değil.
Cumhur Canbazoğlu yazdı -2004 Model Türkçe Rock
2004'ü hayli hareketli geçirdi yerli rock. Yılın başında kurucularından birini, Cem Karaca'yı yitirdi. Yerli rockın buram buram Anadolu kokmasında en büyük pay sahiplerinden Karaca'nın ölümü, camiayı bir araya getirirken yaz sonundaki iki festival ise, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da ortamın elektriklenmesine, uzun süredir süregelen çekişmenin alevlenmesine, hangi rockın daha doğru ve temiz olduğu polemiğinin körüklenmesine yol açtı. Rock'n Coke Festivali ya da alternatifi şeklinde değerlendirilen Barışarock'a katılmayı seçen rockçılar, endüstri yanlısı ve karşıtı gibi iki kutba sürüklendi.
Eskiden, klasik rockçularla heavy metalciler arasındaki 'boş slogan' ya da 'romantik muhalefet' üzerine gelişen polemik, bu kez klasikçilerle ve onların deyişiyle, 'tatlı su rockçılar'ı arasında yürüdü, gitti. Metalciler ise yine 'marjinal kalmayı' tercih edip her iki kesime de uzak durmayı sürdürdü.
Bu kısır çekişme içinde Mor ve Ötesi grubu, Dünya Yalan Söylüyor'la her iki tarafı da memnun eden duruşla şaşırtıcı, umut verici bir satış tirajı yakaladı. Başarıda, grubun söylemini destekleyenlerin yanında, sadece sounduna takılıp giden, ancak ne anlattığına pek kafa yormayan kitlenin de payı büyüktü. 'Rock isyankardır', sloganı yine geçerliydi ama, algılamada ve nihai yorumda bir takım farklılıklar yaşanıyordu.
Son birkaç yıla oranla ürün zenginliği yaşayan yerli rockta, yılı iki sıkı yapıtla tamamlayan Teoman, yerel tınılara bezenmiş O Gün albümüyle Ogün Sanlısoy, sevilmiş, klasikleşmiş parçalarını senfoni orkestrasıyla yorumlayan Bulutsuzluk Özlemi, üç yıllık aradan sonra Su Gibi'yle dönen Aslı, çift CD/kasetlik 'canlı best of'uyla Feridun Düzağaç, Kayıp Şehir adlı solo çalışması ve film müzikleriyle Anadolu Rock'daki ikinci perdenin başrolüne soyunan Kıraç, otuzuncu yılını Işık ve Sevgiyle kutlayan İlhan İrem, yılın sonuna bomba gibi bir albüm yetiştiren Pamela, 'Kesmeşeker Projesi'ni ısrarla sürdüren 'Kadıköy ekolü'nden Cenk Taner başarı listesindeydi.
Tuğrul Eryılmaz yazdı-2004'de dünyada Rock
İlk rock albüm önerim 1960'ların ünlü Alfie'sinin yeniden çevriminin (Jude Law) soundtrack'i. Mick Jagger ve Dave Stewart kotarmışlar. Tabii Jagger'ın bitmez enerjisi albümde hemen kendini gösteriyor. Rock'ın yanı sıra blues ve neredeyse folk tatları var. Albümde Joss Stone'un harika sesinden 'Alfie' adlı parça da cabası. Mick Jagger ve Sheryl Crow'un birlikte attırdıkları Old Habits Die Hard'da bir harika. Her yaş için bir zorunluluk bu albüm. Tanrı Mick'i korusun. Diğer tercihim Nina Simone'un (toprağı bol olsun) 1959-64 parçalarını kapsayan Collection'ı. Hem protest hemde jazz severler (tabii blues da) atlamasınlar derim. Açılış parçası 'Blue Prelude' sonra 'Summertime' ve 'Strange Fruit'lu (dallarda sallanan Amerikalı linç edilmiş siyahların şarkısını Billie Halyday kadar iyi söylüyor) bu albüm müziğin kaprisli devrimcisini tanımak için dört dörtlük. Amerika'ya tahammül edemeyip gurbet gurbet gezen bu büyük sanatçının ikili CD'sinde tam 38 parça var. Her türlü ruh hali için bire bir. The Beatles'ı sever misiniz? Tabii cevabını hemen duydum. Benim önerim Fab Four'un beyni John Lennon'dan. John Lennon Acoustic. Parlak bir kayıt değil ama sanki John Lennon evinizde size konser veriyor gibi bir havaya sahip. İçinde 'Working Class Hero' ve de 'Imagine'ı da barındırıyor. Son önerim U2'nun son albümü How To Dismantle An Atomic Bomb. Bono yine paranızın hakkını veriyor. Vertigo ile başlayın ve kendinizden geçin.
|
|
|
|
|
|
 |