 |
|
|
|
Avrupa'ya kısa yoldan girecektik
|
|
|
AB'ye ilk adımı attık. Ancak gerek Avrupa Parlamentosu Raportörü Camile Eurlings'in raporu, gerekse Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac'ın açıklamaları, sözde Ermeni soykırımının müzakereler sürecinde sıklıkla karşımıza çıkartılacağının sinyalini verdi. Bundan 108 yıl önce Avrupalı devletler, Ermeni meselesinin de aralarında olduğu bazı sorunlar nedeniyle az kalsın Osmanlı Devleti'nin yönetimine el koyacaktı. Biz de Ermenilerin yardımıyla böylece müzakerelerle falan uğraşmadan doğrudan Avrupa'ya katılacaktık!
İNGİLTERE'NİN TEKLİFİ
İngiltere Başbakanı Lord Sailsbury, Ermeni komitacıların 1896 yılının 25 Ağustos'unda İngiliz ve Fransız ortak sermayeli Osmanlı Bankası'na yaptığı saldırılardan 2 ay sonra Osmanlı Devleti'ni parçalamak ve ayrıca İstanbul'da bir kondominyom (Bir ülke üzerinde birkaç devletin müşterek hakimiyeti) kurulması için teşebbüslerde bulundu. Lord Sailsbury, Ekim ayında Londra'yı ziyaret eden Rus Çarı'na bu teklifi bizzat kendisi yaptı. 20 Ekim'de plandan Fransa da haberdar edildi. Sailsbury'nin planına göre, Osmanlı Devleti, İstanbul'daki İtalya, Avusturya, Fransa, Almanya, İngiltere, Rusya sefirleri vasıtasıyla yönetilmeliydi. Sefirler tedbirleri tespit ettikten sonra bunları hükümetlerine bildirmeli ve anlaşmaya varıldıktan sonra, ortak bir teşebbüsle padişaha zorla kabul ettirilip uygulamaya konulmalıydı. Fransa, İstanbul'a 'müdahale siyaseti'ne taraftar olduğunu bildirdi. 'Kondominyom'un sözkonusu olamayacağını belirten Fransa, Osmanlı Devleti'nin birliğinin muhafaza edilmesini istiyordu.
İLK İSTEKLERİ ERMENİLERE AF OLDU
Fransa'nın 'müdahale siyaseti' diğer devletlerce de benimsendi. 20 Aralık'ta Rus sefiri Nadilof, II. Abdülhamid'e tavsiyelerine uyulmadığı takdirde dışarıdan müdahale dahi edebileceklerini söyledi. II. Abdülhamid bu ültimatomu kabul etti. Avrupa'nın ilk isteği, Ermeni komitacılara aftı. 22 Aralık'ta II. Abdülhamid, tüm Ermeni komitacılar için af ilan etti. Altı devletin temsilcileri, Osmanlı Devleti'nin zaaf sebeplerini de şöyle sıraladılar:
Bütün siyasi nüfuzun padişahın ellerinde toplanması.
Memurlara güvenilmemesi, aylıklarının muntazam verilmemesi
Düzenli bir bütçe olmaması
Adliyenin acınacak hali. Hakimlerin rüşvet alması
Saraya bağlı polis müdürünün idaresindeki polisin haysiyetsizliği
Belediyelerin bulunmaması.
II. Abdülhamid müdahaleleri önlemek için Alman İmparatoru'na başvurdu. Sefirlerin yeniden ıslahat teklifinde bulunmamalarını ve istenilen ıslahatın gayrıresmi şekilde kendisine bildirilmesini istedi. Abdülhamid usta siyasetiyle, genel af, Hristiyanlar'dan vali ve kaymakam muavinleri tayini gibi birtakım tavizlerle, 'müdahale' tehlikelerini boşa çıkarmayı başardı. Ancak Avrupalıların müdahaleleri
imparatorluk yıkılana kadar hep sürdü.
'Hristiyan yönetim istiyoruz'
Osmanlı İmparatorluğu içinde bağımsız bir Ermenistan kurulması düşüncesinin lideri Patrik Mıgırdiç Hırimyan'dır. 1878'de ondan sonra göreve gelen Patrik Nerses de aynı yoldan yürüdü. Patrik Nerses, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Sailsbury'e yolladığı 13 Nisan 1878 tarihli mektubunda 'Ermeniler ile Türklerin bir arada yaşamaları artık imkansızdır. Eşitliği, adaleti ve vicdan özgürlüğünü ancak bir Hristiyan yönetimi sağlayabilir' diyordu. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlı Ordusu yenilince Ermeniler, ilk kez Doğu'da bağımsız bir Ermenistan Devleti istediler. 1878'de Berlin Kongresi'nde Büyük Devletler, Ermeni Sorunu'nu Osmanlı Devleti'ne bir ıslahat meselesi olarak ilk kez empoze ettiler. Ermeniler de Berlin Kongresi'ni ileride kuracakları Ermeni Devleti'nin temellerini atan anlaşma olarak gördüler.
Burak ARTUNER burak.artuner@ aksam.com.tr
|
|
|
|
|
|
 |