 |
|
|
|
Şimdi calışma zamanı
|
|
|
Türk özel sektörünün önde gelen temsilcileri, AB'ye tam üyelik hedefini başından beri desteklediklerini, sahip çıktıklarını, sürecin bundan sonrasında da üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye ve ellerinden gelen her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydettiler.
Müzakere aşamalarının zorlu geçeceğinin farkında olduklarını söyleyen işadamları, son dönemde ortaya koyulan dirayet ve kararlılığın, müzakere aşamasında da aynen devam ettirilmesi gerektiğini belirttiler. Ve yapılacak çok işin olduğunu, herkesin üstün gayret göstermesi gerektiğini bildirdiler.
Güler Sabancı (Sabancı Holding Başkanı):Herşey daha iyi olacak
Sayın Başbakanımıza, Sayın Dışişleri Bakanımıza teşekkür etmemiz lazım. Emeği geçen herkese Türk halkı olarak şükran borçluyuz. Hakikaten bugün güzel bir gün, güzel bir başlangıç. Bugünden itibaren Türkiye'de herşey daha iyiye gidecek.
Soğukkanlı olalım: Murat Saraylı (TÜGİAD Başkanı)
Brüksel'de ikinci bir toplantı ve karara gerek kalmaksızın alınan bu karar Türkiye'nin ve Türk insanının gayretleri ile hakettiği bir karar olmuştur. Bu zorlu süreçte Türk kamuoyunun sağduyusunu ve soğukkanlılığını koruması büyük önem arz etmektedir. 81 yıllık Cumhuriyetimizin bu en önemli medeniyet projesinin başarı ile sonuçlandırılması için TÜGİAD kendi üzerine düşen görevleri fazlası ile yerine getirme azmi içinde olacaktır ve bundan sonra Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmesi için gerekli atılacak olan tüm adımların da en önemli destekçisi olacaktır.
Selçuk Güzenge (Tescilli Markalar Derneği Başkanı):Daha erken girebiliriz
Çok iyi bir netice. Müzakerelerin ucunun açık olmasını dernek olarak daha uygun görüyoruz. Tam üyelik tarihi verilseydi, üyelik 10 ile 12 yıldan önce olmayacaktı. Şimdi daha büyük bir şans doğdu. Eğer, gerekli kriterleri yerine getirebilirsek, bu bize daha büyük avantajlar sağlayacaktır. AB'ye daha erken girebiliriz. AB'ye giriş tarihi yerine müzakerelerin sonunun açık olmasını Erdoğan'a olan güven olarak görüyorum. Esas olay şimdi başlıyor. Türkiye'deki tüm Sivil Toplum Kuruluşları'nın Hükumet'e yardımcı olmaya başlaması gerekiyor. Bu, bize AB'nin tanıdığı büyük bir şans. Süratle fayda sağlayacaktır. AB süreciyle birlikte, bundan sonra Markalar Kanunu gibi hukuki anlamda da destek göreceğimizi ümit ediyoruz.
Tanıl Küçük (İSO Başkanı):Her türlü desteğe varız
Yol boyunca ortaya çıkan zorluklarla başetme becerisini gösterdikleri ve kararlılıklarını korudukları sürece, müzakerelere başlayan tüm ülkelerin tam üye olarak masadan kalktıkları unutulmamalı. Türk özel sektörü, AB'ye tam üyelik hedefini başından beri destekledi ve sahip çıktı. Sürecin bundan sonrasında da üzerimize düşen görevi yerine getirmeye ve ellerimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız. Müzakere aşaması kolay olmayacak. Son dönemde ortaya konan dirayet ve kararlılık, müzakere aşamasında da aynen devam ettirilmelidir.
Bayram havası esmemeli
Türkiye, AB'nin 89. dakikada maçı tatil edebileceğini gözardı etmeden, müzakereleri sürdürürken, siyasi, ekonomik ve sosyal boyutlarda da gelecekteki kendi vizyonunu kurmalı. Hükümet Zirve'de elinden geleni yaptı. Dayatmalara ciddi direnç gösterdi. Bu sonuç bayram havası da oluşturmamalı, matem havası da... Duygusal tepkiler yerine, soğukkanlı ve sağduyulu şekilde hareket edilmelidir. AB liderlerinin zirve öncesinde ve sırasında sergiledikleri tutum düşündürücüdür ve gelecek için ciddi risk sinyalleri vermektedir. Toplumun AB müzakerelerin gel-gitlerle sürmesine hazırlıklı olması gerekir. Türkiye, 3 Ekim 2005'e kadar ve daha sonraki tüm müzakereler süresince dersine çok iyi çalışmalı.
Meral Gezgin Eriş (İKV eski Başkanı):Görevlerimiz azalmadı
Türkiye başarmıştır, istediğini elde etmiştir. Bence son derece memnun olunması gereken bir sonuç. Süreç çok heyecan vericiydi. Bu da normal aslında. AB zirvelerinde hep bizim gündemde olduğumuz 1999 Helsinki'yi hatırlayın, 2002'yi hatırlayın, ondan önceki Gümrük Birliği sürecini hatırlayın, hep böyle heyecanlı aşamalardan geçilmiştir. Bu Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki görevlerini azaltmıyor. Kıbrıs konusu için de bu aşamada olabilecek en iyi çözüm sağlandı. Tarama süreci ilkbaharda başlayacak. Kesin olarak 3 Ekim 2005'te müzakereler başlayacak. Bu çok önemli bir şey. İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ise, bugün gelinen noktada AB üyeliği yolunda kritik eşiğin aşıldığını bildirdi.
Kaçan sermaye dönecek: Doğan Cansızlar (SPK Başkanı)
Bana göre süreç yeni başlıyor. Bütün mesele süreci iyi yönetmekte. Sadece yurtdışından gelecek sermayeyi değil, ülkemizin kendi insanının yatırım şevkini de harekete geçirecek bir süreç. Zamanında yurtdışına giden Türk orijinli sermayenin tekrar döneceği bir süreç yaşayacağız. Yabancı yatırımların Türkiye'ye yoğun ilgisi var.
SPK için ise, sektör temsilcilerinin de görüşü alınarak, üç yıllık bir yol haritası çizilecek. İlk iki yılda mevzuat değişiklikleri tamamlanacak. Son yılda ise uygulamadaki uyum sağlanacak. Şu anda, SPK mevzuatının yüzde 60-65'i AB'ye uyumlu. 3 yıl içinde uyum yüzde 100'e çıkarılacak.
İstihdama yansıyacak: Abdulkadir Konukoğlu (Sanko Holding)
Hükumetin kararlılığı sayesinde açılmaz denilen AB kapısı aralandı. Türkiye yeni bir sürece girdi. Bu süreç milletimizin yaşam standartlarını yükseltmeyi öngörüyor. İnanıyorum ki bu süreç sinerji yaratarak Türkiye'yi dünya gündemini belirleyen ülkeler arasına sokacak. Müzakere tarihi alınmasıyla birlikte Türkiye'nin önü açıldı. Yabancı ve yerli sermayenin yatırımlarındaki artışla birlikte işsizlik sorunu azalacak. Türkiye'nin bu yeni süreçte üretim, istihdam ve ihracatı arttırmak için çıkardığı teşviklere mutlaka işlerlik kazandırması gerekir.
Zafer Çağlayan (ASO Başkanı):Görevlerimiz azalmadı
Bugün Türkiye için yeni bir başlangıçtır. Bu başlangıç Sayın Başbakan ve Hükumet'in yoğun gayretiyle olmuştur. Ancak asıl iş şimdi başlıyor. Önümüzde bizi dik ve çetin bir yokuş bekliyor. Müzakere döneminde özellikle kişilerin temel hak ve özgürlüklerinden bahseden AB hukukunun, kişilik haklarını sınırlayan vizeyle ilgili kararının da öncelikli görüşülmesi gerekiyor. AB'den müzakere tarihi alınmasını Sayın Başbakan başardı ama müzakere takvimi sonunda AB'ye tam üyelik başarısını elde etmek için Sayın Başbakan ile birlikte hepimize görevler düşüyor. Bu süreçte eski anlayışlarla yeni politikalar üretemeyiz. Artık herkes kendine çeki düzen vermek zorunda. Bu süreci bir dönüm noktası olarak görmeli ve hep beraber Türkiye'yi dünyada hakettiği noktaya taşımalıyız.
Sinan Aygün (ATO Başkanı):Gerçek maraton başladı
3 Ekim'e kadar zamanın önümüze neleri getireceği belli değil. Ermenistan konusu gündeme gelmedi, ekümeniklik konusu, Ermenistan kapısının açılması ve soykırımı iddiası gündeme gelmedi. Bugünden itibaren ne istenecek. Ekümeniklik, Kıbrıs konusu, Ermeni soykırımı, Ege kıta sahanlığı bunlarla ilgili ne diyecekler bilemiyoruz. AB'ye üyelik konusunda gerçek maraton şimdi başladı. Zamanında Güney Kıbrıs'ın AB'ye tam üye olmasını engellemek lazımdı. İş işten geçti. Bu tanınma süreci nasıl olacak bilmiyoruz. Annan Planı'na Papadopulos (hayır) dedi. Papadopulos bizim gibi Kıbrıs'ı çok mu sevi- yor. Sonra okuduk, Annan Planı'nda 18 yıl sonra Kıbrıs'ın Girit haline dönmesi vardı. Papadopulos, 18 yıl bekleyemedi. (Nasılsa 17 Aralık'ta ben bunu alacağım niye 18 yıl bekleyeyim) diye düşündü.
Araplar'la ilişkilere dikkat
AB'den 2005 Ekim ayı için müzakere tarihi alan Türkiye'nin Arap ülkeleriyle de ilişkilerini sürdürmesi gerekir. Türkiye, müzakere
tarihi almakla, AB'nin bir Hristiyan birliği olmadığını göstermesine fırsat tanıdı. Ortadoğu'da güçlü bir Türkiye oluşması için çok iyi hareket etmek gerekiyor. AB'ye giriş için Arap ülkelerinin de önünü açan Türkiye, Avrupa ile Ortadoğu ülkeleri arasında kapı görevi konumuna geldi. Türk-Arap İşadamları Derneği olarak 2005 yılında Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlere şubeler açacağız. Üyelerimiz ve ülkelerinin ticaret hacmini attırmaya yardımcı olacağız. Üyelerimizin dünya pazarında etkili olacak proje ve işbirliklerinde öncülük edeceğiz.
|
|
|
|
|
|
 |