18 Aralık 2004 Cumartesi       




 

Modern metres Dior ki...

   
 
Erkekler hediye almayı bilmezler, hele metreslerine hiç. Belki de, kitsch Hollywood filmlerinde, ya da kitsch-ötesi Türk filmlerinde gördükleri 'Diamonds are a girls' best friend' ya da 'Sevgilim, bu parfüm ne güzel, bana yaz günlerini hatırlatıyor' repliklerini gerçek sanıyorlardır. İşte bu yüzden, 'Bay Meşgul' maksimum fiyat, minimum hayal gücü ve minimum zamanda bir hediye seçsin diye, havalimanlarında ve otellerde Dior satılır.

İlk 'metres' hediyem, Dior'un Tender Poison parfümüydü. Şakaklarına kır düşmüş sevgilim, genç Cleopatra'ya Mısır'ı bağışlayan kaşarlanmış Sezar'ın ihmalkar cömertliğiyle (bakınız Bernard Shaw, Caesar and Cleopatra) 'ufak bir hediye' diye elime tutuşturuverdi. Hemcinslerim tüm zamanların en orospu kokusu Poison ile ortalığı zehirlerken, ben bergamot-misk-amber bulutları saçtım işyerinde gururla. Ta ki Hilton bir sayfalık ilan verene kadar: 'Sekreterler Günü için, sekreterinizi öğle yemeğine Hilton'a getirin. Yemeğe gelen her sekretere bir Tender Poison hediye edilecektir.'

'Vayy, hangi romantik maganda hediye etti sana sekreterinin reddettiği bu parfümü bakalım' diye dalga geçti ofistekiler.

Bu arada şunu söylemeden de edemeyeceğim: Bendenizin, su köşenin yanında yayınlanan karikatürdeki saçaklı/sakil ama selülitsiz ve uzun bacaklı kadın ile uzaktan yakından hiçbir benzerliği yoktur. Audrey Hepburn'ün gençliği ve Coco Chanel'in yaşlılığını çağrıştırırım. Saçımı uzatmam, inci küpeden (hadi bilemedin aile yadigarı elmaslardan) başka küpe takmam, 50'li yılların modasını andıran siyah, bej ve kırmızı kıyafetlerden başkasını giymem. Yani, eğer votkayı çok kaçırıp adama bariz sarkmamışsam bana bakan erkekler 'Şu kadına son kitabımı imzalayayım, sonra da 'efendi efendi' evine bırakayım' diye düşünür.

Buna rağmen sevgilim-sonra-kocam-sonra-eski kocam bana yıllarca Afrika tarzı halka küpeler, straplez bluzlar ve çiçekli mini etekler getirdi. Ailesinin yılbaşında getirdikleri pazen gecelikleri ve güllü peçeteleri ise boşanırken çöpe attım. Görümcemin, hakkımda kim bilir hangi düşüncesinden kaynaklanan Dior imzalı dantel body'i de bir kez bile giymiş değilim.

İşte tüm bunlardan üç yıl sonra, nazikler naziği sevgilim bir Dior bileziği bileğime dolayıverince beni gülmekten yılların verdiği bilgelik mi, yoksa sivri dilimi yontan büyük aşk mı alıkoydu bilemiyorum! 'Ne kadar zarif bir şey, aşkım' dedim, 'Sahiden, hiç bileziğim yoktu.'

Şiir yazarken, aynı anda şirket kurtaran ve İnternet'te briç oynayan dahi-ötesi sevgilim sesimdeki ironiyi sezmemiş olacak ki, bir ay sonra yeni bir bilezik getirdi. Üçüncüyü getirmesine ya bu yazının, ya da havalimanındaki koleksiyonun kısıtlılığının engel olacağını ümit ediyorum. Dior almak adına, Dior'un yaşlanmaya tek çare olarak pazarladığı, 'antiwrinkle definitive action' kremi getirdiği gün ise ayrılacağıma yemin ederim.

Bu arada erkeklerin sevgililerine ya da potansiyel sevgililerine iç çamaşırı aldığı ise külliyen yalandır. Bu konuda duyduğum tek hikaye asıldığı stajyerine kaplan desenli bir sutyen alan bir Türk bürokrata ait. Kız çığlıklar içinde evi terk edip bu hikaye tüm Ankara'ya yayılınca, adam yerinden oldu.

Erkeklerin kadın iç çamaşırıyla ilgisi ya fetişizm, ya da sevgililerinin dantelli sutyenlere ve külotlara ödedikleri astronomik ücretlere duydukları şaşkınlıktır. İlki çok sık ifade edilir, ikincisi ise pek telaffuz edilmez. Zira MM (Modern Metres) cep harçlığı alma dönemini geride bırakmış, sevgilisinin karısı ve çocukları ile geçirdiği geceleri çalışarak harcadığı için mesleğinde yükselmiştir. Herhangi bir 'ay kaç para bu' yorumuna cevaben, 'İyi de, sana ne oluyor?' diyebilir...


 
 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir