17 Aralık 2004 Cuma       




 

Elif Dağdeviren


 

Ne güzel kadınmış Florence Darel

   
 
Florence Darel ne güzel bir genç kadın öyle... Anlamlı yüzü, elinde purosu, flörtöz bakışlarıyla masanın bir ucunda kendini var ederek oturuyor. O güzellikte bir yüze gerek olmayacak kadar fazla makyajına rağmen cildi parıl parıl parlıyor.

Kim olduğunu merak ediyorum. Belli ki sinemayla ilgili biri, zira ne de olsa TÜRSAK'ın yemeğindeyiz.

Engin Yiğitgil'e soruyorum, ne de olsa o da TÜRSAK'ın başkanı, 'Fransız bir oyuncu' diyor, 'Ama bilmemen normal, ülkesinde adından en çok söz edilen yeni oyunculardan biri.'

Sedef Ecer'e dönüyorum, ne de olsa TÜRSAK'ın Fransa'da yaşayan temsilcisi. 'Evet diyor gittikçe parlayan en önemli yıldızlarından biri Fransa'nın.'

TÜRSAK'ın bu yıl yedincisi yapılan Sinema-Tarih buluşmasının Lacivert'teki yemeğindeyiz.

Bu güzel Fransız'ın yanı sıra Amerikalı bir yönetmen Christian Johnson var, September Tapes filminin yönetmeni. Değişik bir deneme, ilginç eleştriler almaış ABD'de. Ramona Diaz var, İmelda'nın yönetmeni, festival festival gezen filmlerden... Sonra Yunanlı belgeselci Pavlos Nerantzis, Tunca Yönder, Fehmi Yaşar... Bol lisanlı bir buluşma yani.

Üçüncü yılım TÜRSAK'ın etkinliklerinde.

İlk katıldığım yılın konuklarından ve festival jürilerinden biri John Savage idi. Tanıştığımızın ertesi gününden gidene kadar o ve eski Hollywood oyunculardan Cassandra Gava ile İstanbul'un altını üstüne getirmiştik.

John Savage'la özellikle Beyoğlu'nda yüyürken insanların tepkilerini görmenizi isterdim. İnanmayanlar, inanamayanlar, kendine güvenerek gelip tanışanlar, arkadan laf atanlar...

Eğlenceli bir hafta olmuştu.

Ve de çok başarılı bir festival; birkaç ay sonraki Los Angeles ziyaretimde John Savage'ın İstanbul'u, fesitvali, bizleri nasıl anlattığını duyunca pek mutlu olmuştum.

Birkaç kere de TÜRSAK festivallerinin gönüllü sunuculuğunu yapmışlığım var, biliniz öyle çıkıp da o geliyor, bu geliyor demek pek o kadar kolay değil!

Bu yılın konusu Öteki Tarih. Yani yazılmayan, belgelenmeyen tarih. Birçok ilginç film var festivalde. Biletler de pek ucuz. Seminerler filan...

Hani ilginizi çekerse diye...




Futbolun üç büyüklü yorumları

Pazar gecesi şahane bir maç kazandık ya (bkz: GS'li Elif), yorum programlarını seyrediyoruz...

Binlerce yorum, televizyondan da, etraftan da...

Efendim eğer Fener yenseymiş zaten lig koparmış, mahsus böyle bir organizasyon yapılmış ki lige renk gelsin (eh tabii, Fener'in o günkü kötü oyununu da ancak bu açıklar sanırım, adeta canları istemedi oynamayı!), yok taraftar şöyle yapmış (okumuyorlar işte gazeteleri, o kadar yazdık çarşaf çarşaf GS röportajımızıda, organize efendi bir taraftar ultrAslan sağolsun), vs vs...

Olur mu efendim, babalar gibi oynadı bizimkiler, çatır çatır kazandılar. Biz bir yandan sevindik, bir yandan üzüldük ki aslında üç-beş gol daha gelebilirdi.

Bütün bunları seyrederken babam dedi ki, 'Yahu özellikle büyük takımların Anadolu klüpleriyle yaptıkları maçlarda, maç ertesi yorumlarda hep büyük takımlar konuşuluyor. Biraz haksızlık oluyor.'

Gerçekten de öyle. Örneğin diyelim ki Konya-Fener maçı oldu, Fener kaybetti. Akşamından itibaren 'Efendim, Fener şu yüzden böyle oldu, bu yüzden şöyle oldu... Zaten Daum demişti ki... Göz göre göre kaçırdı Serhat vs...', ya da Galatasaray-Samsun'u yendi 'GS tabii Hagi ile... Dün GS anternmandaÖ' Yani Konya ile Samsun'u konuşan pek yok.

Konya çok iyi performans gösterdi belki, ya da Samsun ekstra kötüydü. Onları da dinleyelim biraz, di mi ama...

Artık biliyoruz ki üç büyükler en önemlisi, ancak diğerleri olmazsa meselenin de tadı tuzu yok.

Madem hayatımız futbol enine boyuna dinleyelim derim ben.




İnsanı merak var etti

Tarihin en karlı ilk 5 filmi:

1. The Blair Witch Project (1999) Bütçe: 35.000 USD, Dünya Gişe: 248,662,839 USD

2. American Graffiti (1973) B: 750,000, Gişe: 115,000,000

3. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler (1937) B: 1,4888,000, Gişe: 187,670.866

4. The Rocky Horror Picture Show (1975) B: 1,200,000, Gişe: 139,876,417

5. Rocky (1976), B:1,100,000 Gişe:117,235,147

Not: Bunlar sadece filmlerin yapım bütçeleridir. Reklam, pazarlama vs dahil değildir.




İnsanlığın aptallık tarihi:

Ön araştırmalarda rakibinden geri kalmış olan bir Japon politikacı oylarını çoğaltmak için kampanya idarecisine, medya danışmanına, fokus gruplara filan ihtiyacı olmadığını düşünerek kendi kendine ilginç bir strateji geliştirdi: Sempati oyları çekmek için sahte bir suikast girişimi.

Sukasti daha gerçekçi hale getirmek için kendin kendini bacağından bıçaklayan ama yanlışlıkla damarını kesen politikacı son kampanya konuşmasını bile yapamadan kan kaybından öldü.


 

 

 
 
 

 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir