16 Aralık 2004 Perşembe       




 

Nuray Başaran


 
nuray.basaran@aksam.com.tr
nuray.basaran@superonline.com

Türkiye'nin AB yolculuğunda son virajı mı?

   
 
17 Aralık Zirvesi'ne saatler kalmış iken, hala Türkiye'nin üyeliği ile ilgili sorular tartışılmaya ve cevaplar aranmaya devam ediliyor. Bunu doğal bir durum olarak algılamak gerekir diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye gibi nüfus büyüklüğü, coğrafi genişliği ve farklı kültürel bir iklimden gelen sosyo-siyasal yapısı olan bir ülkenin, Avrupa Birliği içine alınması bir yana hazmedilmesi de zordur. Çünkü Türkiye gerçekten büyük bir ülkedir. Nüfusu Almanya'dan sonra Avrupa'da en fazla ülke ve aynı zamanda belirli bir gelişme dönemi ile ancak merkezi Avrupa ülkelerinin ekonomik refah düzeyine gelecek bir ülkedir ki, zaten Türkiye'nin önünde de bunu telafi edecek bir süre bulunmaktadır.

Diğer yandan, aslında bu tartışmaların yapılmasının da çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Bir yandan Avrupa'nın kendi genişleme süreci ve anayasal düzenini oturtma sürecindeki etkileyici rolü, diğer yandan da Avrupa'nın Türkiye'yi eğrisi ve doğrusuyla içselleştirmesine yarayacak bir değerlendirmeye tabi tutması mevcut tartışmaları faydalı hale getirecektir. Zaten tartışmaların sonucunda da her iki taraf için de olumlu sonuçlara ulaşılmaktadır. Dün çok büyük bir çoğunlukla kabul edilen AB Parlamentosu'ndaki Türkiye raporu, bu tartışmaların ve sonucun iyimser hususu üzerine büyük bir örnektir.

Tartışmaların bir diğer boyutu da, Türkiye'nin AB ile ilgili düşüncelerini ölçme üzerine devam etti. Gerçi bundan sonraki süreçte aslında çok daha derin ve çok daha kapsamlı bir şekilde bu konu AB'de her kademe içerisinde tartışılacaktır. Ama bu durum yanlış anlaşılmalar yüzünden 17 Aralık'ın tehlikeye girmesine neden olabilirdi. Neyse ki, bir aksilik olmaz ve 17 Aralık'ı kazasız belasız atlatırsak, 18 Aralık'tan itibaren Türkiye'nin AB kimliğini, AB değerlerini, AB yaşam tarzını ve AB'nin siyasal kültürünü nasıl algıladığı, nasıl değerlendirdiği ve ne şekilde buna uyum sağlayacağı konusundaki sorulara cevaplar aramaya devam edecektir Avrupa. Burada bize düşen önemli bir görev vardır: Avrupa'nın yukarıdaki hususlarda Türkiye'nin algılamasına ilişkin tespitlerini doğru yapabilmesi için iyi malzemeleri üretebilmek, doğru düşünme ve tartışma yöntemlerini kullanabilmek ve Avrupa Birliği değerlerine olan istekliliğimizi net bir şekilde vurgulamak konusunda çok çaba sarfetmeliyiz.

17 Aralık tarihi Türkiye'nin son virajı değildir. Asıl 17 Aralık'tan sonra her şey başlayacaktır. Bu yaklaşım, 17 Aralık Zirvesi'nin önemini azaltmaya dönük değil, sadece belki küçük ama tatlı bir rahat nefes almakla birlikte, zorlu yolun başladığını hatırlatmak içindir. Türkiye'den hükümet yetkilileri, siyasetçiler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve gazetecilerden oluşan yüzlerce kişilik kalabalık bir heyetle Brüksel'e yapmakta olduğumuz bu iki-üç günlük kapsamlı seyahat, aslında AB üyeliğine duyulan heyecanı, merakı ve olumlu bir karar sonrası alınacak mutluluğu paylaşma arzusunun adeta sembolü gibi. Bugünlerde Brüksel'de Türkiyeli olmak çok daha farklı bir heyecan veriyor. Ama aynı şekilde Brüksel'deki yüzlere bakınca gördüğüm kafa karışıklığı, kuşkular, kararsızlık ve sorulara bakarak gelecekteki yolun her kilometresini aşmak için umudum azalmasa da yorgunluğumu şimdiden hissedebiliyorum.

41 yıllık belli belirsiz uzun bekleme döneminin kararlılık gösteren son 4-5 yılından sonra, 17 Aralık akşamı Brüksel'de Türkiye için başarmanın getirdiği keyif burada bulunan Türk delegasyonlarındaki her vatandaşımızın yüzüne yansımış olur umuduyla, hem 17 Aralık kararına hem de Türkiye'nin uzun ve yorucu yolculuğuna olan ümidimi sizlerle paylaşıyorum.


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir