16 Aralık 2004 Perşembe       




 

Deniz Gökçe


 
deniz.gokce@aksam.com.tr
deniz-gokce@superonline.com

Yeni stand-by ne getiriyor?

   
 
17 Aralık tarihi beklenirken, finişe varış öncesi hükümet hızlı bir şekilde birkaç adım attı.

Birincisi, IMF ile üç yıllık stand-by anlaşması konusunda anlaşıldı. İkincisi, 2004 yılı Katılım Öncesi Ekonomik Programı Yüksek Planlama Kurulu'ndan geçti ve Kasım ayında yayınlanarak kamuoyuna takdim edildi.

IMF ile anlaşma bir flört. Üç yıl sonra IMF ile işimiz bitmiş olacak. İşimiz de IMF'e olan borçların temizlenmesi ve dört yıldır uygulanan sıkı maliye ve para politikalarının önümüzdeki günlerde de sürdürülmesi. Üç yıl sonra tamamen kendi ayağımızın üstüne basıyor olacağız!

Katılım Öncesi Ekonomik Program ise bir evlilik mukavelesinin ön çalışması, nikah öncesi yapılan bir anlaşma gibi! Yani IMF anlaşması kısa ve orta vadede önemli, AB ile katılım öncesi ekonomik görüşme ise uzun vadede etkisi olacak, çok önemli bir anlaşmanın ön hazırlığı!

Bugün IMF anlaşmasının detayını gündeme getireceğiz. Anlaşma sonrası Bakan Babacan ve IMF Türkiye Masası Şefi Moghadam tarafından yapılan açıklamalar, üç temel parçadan oluşuyor.

Birincisi, 2004 sonundaki durumumuz gündeme getiriliyor. Babacan 2004 sonunda bütçe açığının GSMH oranının 2001 yılındaki yüzde 17 düzeyinden 2004 yılında yüzde 8 düzeyine düştüğünü belirtiyor. 2002 Ekim başında yüzde 71 düzeyinde olan TL borçlanma faizinin 2004 yılı sonunda 50 puan azalarak yüzde 20 düzeyine düştüğünü vurguluyor. 2001 sonunda yüzde 91 düzeyine çıkan kamu borcunun GSMH oranının da 2004 sonunda yüzde 70 rakamının altında gerçekleşeceğini, yani kamu borçlarının azalacağını söylüyor. Yani makro ekonomik düzelmenin altı çiziliyor.

Bakan Babacan ikinci olarak önümüzdeki üç yıllık stand-by döneminin temel makro beklentilerini açıklıyor. Babacan, IMF anlaşması ve katılım raporunun 17 Aralık kararından önce bitirildiğini gündeme getirerek, AB kararından önemli ölçüde bağımsız bir ekonomik program uyguladıklarını vurguluyor.

Üç yılda milli gelirin ortalama yılda yüzde beş reel artması hedefleniyor. Enflasyonun 2005 yılında yüzde 8, 2006 yılında yüzde 5 ve 2007 yılında yüzde 4 olması planlanıyor ve 2006 yılında açık enflasyon hedeflemesine geçileceği de vurgulanıyor. Net kamu borç stokunda önümüzdeki üç yılda 10 puanlık bir düşüş sağlanarak yüzde 60 düzeyinin önemli ölçüde altına gidileceği de belirtiliyor. Yüzde 6.5 faiz dışı fazlaya da devam edileceği belirtiliyor. Ayrıca sosyal güvenlikteki yüzde 4.5 düzeyindeki açık için ve kayıtdışı için kararlı reform adımları atılacağı belirtiliyor.

Üçüncüsü, Bakan Babacan'ın beyanına göre 2004 yılı sonunda IMF'e olan eski stand-by çerçevesindeki 20 milyar dolar düzeyindeki borcun tamamı 2007 yılına kadar ödenmiş olacak. Yeni stand-by çerçevesinde ise 2005-2007 arasında 10 milyar dolarlık yeni IMF kaynağı sağlanacak. Önümüzdeki üç yılda Türkiye IMF'ye net dış borç ödeyicisi olacak. Böylece 2007 sonunda IMF'ye net 9.3 milyar dolar borcumuz kalmış olacak. 2006 yılında yapılacak 11 milyar dolarlık ödemenin de 3.7 milyar dolarını ileriye kaydırmak mümkün olabilecek.

AKP geçen yıl IMF ile ipi kopartalım türü fikirlerle flört ettikten sonra gerçekçi davranmayı seçmiş ve bizce çok akıllı davranarak üç yıllık yeni bir anlaşma yapmış bulunuyor. Bizce, Türkiye'nin makroekonomik normalleşmesi hız kazanacaktır.

Bizce önümüzdeki üç yıllık dönemde de ideologlar ve felaket habercileri oldukça işsiz kalacaklardır!


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir