 |
|
|
|
Jeotermal oyunları
|
|
|
Ege-Koop'un geçen cumartesi yapılan panelinde de dile getirildiği gibi İzmir'e önümüzdeki günlerde 'jeotermal enerji' tartışmaları damgasını vuracak... Jeotermal sadece İzmir'in değil; Denizli'nin, Aydın'ın giderek Ege'nin de akılcı çözümlerle halletmesi gereken bir olay... Yasalar kentlerin ısınmasından yerel yönetimlerin mi, merkezi hükümetin mi sorumlu olduğuna dair kesin bir açıklık getirmemiş. Bir yandan MTA görevlendiriliyor, öte yandan Büyükşehir Belediyeleri. İzmir'de ise Özel İdare'nin sorumlulukları var... Anlayacağınız tam bir karmaşa ile karşı karşıyayız. İzmir'in ucuz, sağlıklı ve kenti koruyarak büyümesi için jeotermal enerjiyi iyi kullanması gerek. Bu enerji bize doğanın da bir armağanı... Ama havalar birazcık soğusun, poyraz da kesilsin kentte geceleri sokağa çıkmak imkansız hale geliyor... Kent jeotermal ile ısınıyor olsa böyle bir sorun olur mu?
Öte yanda büyük bir iştah ile İzmir'i köstebek yuvasına çevirip doğal gaz boruları döşeyerek bir kez daha köşe dönme hayali kuranlar var... Jeotermal konusunda ise İzmir Valiliği farklı düşünüyor, odalar farklı düşünüyor, bir yandan da bu enerjiden yeterince yararlanmamızı engelleyerek kendi tekerlerini döndürmek isteyenler var.
Jeotermal enerji konusunda kentimizdeki uzman kişilerden biri olan Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya dikkatimizi çekiyor. Çalkaya'nın dediklerine bakın: Balçova'nın jeotermal kaynakları ucuz ve temiz şekilde 60 bin konutu ısıtmaya yetecek düzeyde. Bu şansın bir an önce değerlendirilmesi gerek Ancak bu enerjiyi kullanmamızda en büyük tehlike Ruslar... Ruslar'ın doğalgaz ya da petrol lobisinin devreye girmesi halinde İzmir'in işi çok zor. Jeotermal ile 44 milyon liraya ısınan bir ev, doğalgazla 200 milyon liraya ısınabilir.'
Dün akşamki Ege-Koop Danışma Kurulu'nda da dile getirdim, burada da yazmış olayım. Hiç geç kalmadan jeotermalden yararlanmanın yollarını aramalıyız. Bu konuda kime ne görev düşüyorsa herkes hem harekete geçmeli..
Trafik polisleri...
İzmir'de trafik polislerinin son uygulamalarından şikayetçi olanlardan o kadar çok mail alıyoruz ki bu işi bir dosya haline getirmeye karar verdik. Pek yakında Akşam Ege'de okuyacaksınız. Alsancak Limanı'nın C kapısında olup bitenleri de Hulusi Berik arkadaşımız 4. sayfada yazmış, umarız o bölgede yine trafik polislerinden kaynaklanan sorunlar düzeltilir.
Aydın'daki mitingin etkileri
Geçen Salı günü Aydın'da düzenlenen mitingde üreticinin isteklerini Ankara'nın duyup duymadığını pek bilemiyoruz. Ama bildiğimiz Aydın'da son yılların en büyük 'üretici köylü' mitingi yapılmış olması... Katılım konusunda 10 bin diyen de var 30 bin diyen de . Ama katılımcı sayısından çok katılanların bazı partilerdeki 'bindirilmiş kıtalardan' olmadığı kesin. Bu nedenle nicelikten çok nitelik önemli. Hele dünkü Akşam Ege'de okuduğunuz gibi 'Kuyucaklı Gülseren'in sesine Ankara kulak verecek mi bilmiyoruz.
Murat Narin'in bizim Zeytintürk'de dediğine dikkatinizi çekmek isterim: 'Üreticinin ürününe üç kuruş fazla para istemek için (elbette haklarını almalılar) meydanlara inmemişti. Ülke ve geleceğe ilişkin kaygı ve kuşkuları, karşı koyuşları olarak meydanı doldurmuştu, yaşlı, genç, kadın, çocuk. Yağmur-yaş demeden gelmişlerdi, kiminin yol parası bile yoktu belki borca binmişti belki köy minibüsüne. Onurluluğu haykırmak için Aydın Şehitler Alanı'nı doldurdular, efelerin mağrurluğu, kültürü, onuru ile'... Murat Narin, 'Efe çizmesi giymekle efe olunmaz' diye de ilgili yerlere mesajını vermiş bile...
|
|
|
|
|
|
 |