10 Aralık 2004 Cuma       




 

Şakir Süter


 
sakir.suter@aksam.com.tr
sakir.suter@superonline.com

'Ulusalcı-Milliyetçi'

   
 
17 Aralık'ta AB'den ne çıkacağı şimdilik bilinmiyor, sadece olumsuz yanı ağır basan bazı ipuçları var.

Türkiye'nin, iktidarı-muhalefetiyle sergilediği ortak tavır, AB içinde ne kadar etkili olur bilinmez.

Biz de bugün zaten Avrupa'ya değil, 17 Aralık sonrası için içimize dönük beklentilere pencere açacağız.

Özellikle AB sürecinde, bütün isteklere karşı cömert bir 'kabullenme' hali, Türkiye'de ilgi çekici bir kamplaşmayı getirdi.

Sol jargonda 'ulusalcılık', sağda ise 'milliyetçilik' kavramlarını savunanlar, aynı potada kucaklaşmaya başladılar.

Aynı kavrama değişik sözcüklerle sahip çıkan insanlardan söz ediyoruz.

Bu 'bölünme' değil olsa olsa 'kamplaşma'dır; 'marjinal' sayılamayacak kadar da geniş...

Saadet Partisi'nin İstanbul'da yaptığı son 'Felluce Katliamını Kınama' mitingine katılanların arasında çok sayıda sol görüşlü insan vardı.

Bunun bir anlamı yok mu?

* * *


MHP'de 'yola Devlet Bahçeli ile mi devam edilmeli yoksa bir başka lider mi bulunmalı' konusu, bu partinin iç sorunu olmak gerekir değil mi?

Ama hayır...

MHP'nin liderlik meselesi sol kökenli insanların da 'derdi' haline gelmiş olmalı ki, MHP'yi yakın takibe almışlar.

Sebebi de, 'ulusalcı-milliyetçi' çizginin en kabul edilebilir adresinin MHP olarak görülmesi.

Eğer orada 'bir yanlışlık' olursa, başka çatı mı aranır, yeni parti mi kurulur bilinmez ama Türkiye'nin yeni bir siyasi kamplaşmaya doğru gittiği çok açık:

- Ulusalcı-Milliyetçiler ve 'ötekiler!'

Biz 'ötekiler' konusunu bir başka yazıda ele almak üzere, 'Ulusalcı-Milliyetçi' grupların nereden gıdalandıklarına bakalım.

- ABD'nin Irak işgali ile başlayan süreçte sergilediği ve '11 Türk askerinin başına çuval geçirme' ile doruğa çıkardığı küstah tavrı, bu grupları hop oturtup hop kaldırdı.

- Savaşa katılmadığımız halde Irak'ta savaşa katılan İngilizler'den daha çok insan kaybımızın yaşanması...

- Yetmedi; AB üyeliği için Batı'dan gelen saptırılmış azınlık benzeri'ekstra talepler...'

- PKK'nın özellikle geçtiğimiz yaz tekrar öldürme eylemlerine başlaması...

- Eski HADEP'lilerin 'bu ülkenin asıl sahipleri biziz' havasındaki tahrikleri...

- AB'den gelip 'Diyarbakır gezintileri' yapan, sözde sürç-i lisan ile 'Kürdistan' herzeleri yemeler...

- Rum Ortodoks Patriği'nin 'Ekümenik mavalı' ile birlikte Ermeniler'in de tekrar 'talep çetelesi' yazmaları...

- Kıbrıs'ta 'ver-kurtulcular'ın bıraktıkları ciddi bir alan boşluğu...

- Ve; ülkeye 'sahip çıkma' yarışı.

Diyeceksiniz ki, 'daha ne olsun?!'

Evet, yukarıda özetlediklerimizle birlikte daha bir dizi 'sahipsizlik' görüntüsü...

Türkiye'nin hiç de azımsanmayacak bir kesiminde 'Ulusalcılık-Milliyetçilik' damarlarının kabarmasına neden oldu.

Hele hele 17 Aralık'tan, Türkiye'yi çok rahatsız edecek bir sonuç çıkarsa, bu grupların sesi çok daha fazla duyulacaktır.

Dediydi dersiniz!..




Gidişat!

Tayyip Erdoğan 'maçın ortasında kural değişmez' demiş.

Tabii değişmez ama...

Maç yarım kalabilir!..




Aaaaa!

'..Yetti artık, AB işin tadını kaçırıyor.' M.Ali Birand - Posta.




İzmir'den sonra Belek

Antalya-Belek'te, cami-kilise-sinagogdan oluşan 'Dinler Bahçesi' merkezi açıldı.

Medeniyetler buluşmasıdır, alkışlanası olaydır; tamam ama ilk değildir ve İzmir öncüdür.

Karşıyaka ve Alsancak'ta yanyana cami-kilise-sinagogları görmek mümkündür.

Ayrıca, Akşam'ın İzmir temsilcisi Nedim Attila'yı arayıp sordum:

- Kemeraltı'nda 3'er tane cami-kilise-sinagog yok muydu?

'3'er değil, 7'şer tane var' diyerek isimleri ve kuruluş tarihleriyle birlikte saydı!

Hem de tam 500 yıldır, 'bahçe' değil 'mahalle' sayılabilecek bir alan içinde, üç farklı dine mensup insanların ibadet ettikleri bir alanda:

- Pasaport İskelesi'nden Mezarlıkbaşı'na kadarki geniş sahada 21 ibadet yeri; en eskisi de, 1550'de yapılan Bikkur Hollim Havrası'dır.

İzmir'in 'Hoşgörü kenti' özelliğinin 2004 Türkiyesi'nde Belek'e de örnek olması gerçekten önemli bir güzellik.




Yangın

İlhami Dericioğlu'ndan...

Cemal, yolun karşısında oturan Temel'e seslenir:

- Senin davarların arasında sigara ya da nargile tiryakisi var mıdır?

Temel şaşkın bağırır:

- Uy sen delirdin mi, hiç davar tütün içer mi?

- Öyleyse senin ahır yanıyor, koş çabuk!..




NOKTA...Cinsel sevgi ayrılıkla başlar, bir olmakla biter. Anne sevgisi, bir olmakla başlar, ayrılıkla biter. (Erich From)


 

 


 

Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
| Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir