05 Aralık 2004 Pazar       




 

Libya dostunu çağırıyor

 
 
1551 'de Osmanlı topraklarına katılan Libya, imparatorluğun dağılmasından sonrada Türkler'e en yakın millet oldu. Daha sonraki dönemde de bu ilişkiler hep sıcak kaldı. İstiklal Savaşı sırasında Türkiye'nin yanında yeralan Libya, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında da tavrını ülkemizden yana koydu. 1975 yılında iki ülke arasında yapılan ticari protokolün ardından bir çok yerli firma ilk uluslarası deneyimlerini bu ülke topraklarında yaşadı. O tarihten bugüne Türk ekonomisine 18 milyar dolarlık bir girdi sağlayan Libya, şu sıralar eski dostunu yeniden topraklarına çağırıyor.

Muammer Kaddafi'nin ısrarlı daveti, Türk-Libya Dostluk Derneği'nin yoğun çabalarıyla ilişkiler 80'li yıllardaki altın çağına döndürülmeye çalışılıyor. Bu amaçla yoğun faaliyet gösteren isimlerden biri de Cevahir Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Cevahir. Libya'da müteahhitlik yapan ilk firmalardan birinin sahibi olan Cevahir'le Türk-Libya ilişkilerinin dününü, bugününü ve yarınını konuştuk.

MUHAMMET MANGUŞ İLE BAŞLADI

1975 yılında STFA'dan sonra Libya'ya giden ikinci işadamısınız. O günden bugüne iki ülke arasında ticari ve siyasi anlamda ilişkiler nasıl gelişti?

Aslında Kaddafi'nin Türkler'e karşı yakın ilişkileri Kıbrıs Çıkarması yaptığımız dönemde başladı. Ülkemizin komşusuz ve dostsuz yapayalnız kaldığı bir dönemde bize büyük yakınlık gösterdi. ABD'nin bile ambargo koyduğu günlerde uçaklarımızın yedek parçalarından yakıtına kadar her türlü desteği yaptı. Üstelik bunların bedelini bile talep etmedi. Yani ilişkiler eskiye dayanıyor. 5 Şubat 1975'te ise dönemin Libya Başbakanı Türkiye'ye geldi. Aslında onu davet eden Bülent Ecevit'ti, ancak o istifa ettiği için kendisini Sadi Irmak ağırladı. Gerçi sonra Ecevit'le de görüştüler. Bu ziyaret sırasında iki ülke arasında bir de protokol imzalandı. Ben de 1 Nisan 1975'te bu protokole istinaden oraya giden ikinci firma olduk. İlk üç yıl Libya'da üç firma boy gösterdi. 1978'ten sonra ise bu rakam hızla arttı. Bunun sebeplerinden biri de Türkler'i koruyup, kollayan Kabataş Lisesi ve İstanbul Teknik Üniversetisi mezunu olan Muhammet Manguş oldu. O zamanlar kendisi İskan Bakanı idi. O günlerde Türkiye'nin uluslararası düzeyde STFA'dan başka müheahhit firması yoktu. Biz bile ulusal bir firmaydık.

HER ZAMAN ÖNCELİĞİ OLDU

Yani Libya bir çok Türk firmasının önünü açtı, öyle mi?

Elbette. 1982'de Türkiye'nin Libya'daki iş hacmi 12 milyar dolara ulaştı. Bizim de bugünkü parlak noktaya gelebilmemiz ve müteahhitlikten holdinge dönüşmemizin altındaki nedenlerden biri Libya'da yaptığımız işlerdir. Daha sonra Arabistan'da da boy gösterdik ama bizim için Libya daima ana temel olmuştur.

Peki bir müteahhit ve işadamı olarak Libya'yı nasıl görüyorsunuz?

Ben Türk'üm ve ülkemde Türkiye'dir. Ancak şunu rahatlıkla söylebilirim ki, benim ikinci vatanım da Libya'dır. Bu sanırım onlara karşı duyduğum sevgi ve samimiyeti ifade ediyor.

Bazı dönemlerde ilişkilerimizin gerildiği anlar da oldu. Mesela dönemin Başbakanı sıfatıyla Erbakan'ın yaptığı ziyaretin ardından olduğu gibi... O dönemde Libya Lideri'nin Türkiye'ye hakaret ettiğini asla kabul etmiyorum. Çünkü Kaddafi'nin ülkemize nasıl baktığını kişisel olarak biliyorum. Katiyetle orada geçen konuşmalar Kaddafi'nin dost bir ülkenin başbakanına yaptığı nasihatlardan ibarettir. Ama tüm gürültü yanlış anlamalardan dolayı kopmuştur. Bakınız herkesin farklı bir anlatım ve konuşma şekli vardır. Sert bir üslubu, kendinize yapılmış kötü bir muamale olarak algılayamazsınız. Çünkü Kaddafi'nin dünde tavrı ve tarzı herkese karşı aynıydı, bugün de öyle. Üstelik iki ülke arasındaki nezaket anlaşları da algılama şekli de farklıdır.

ERBAKAN'A HAKSIZLIK YAPILDI

Yani o dönem bir bardak suda boş yere mi fırtına koparıldığını söylüyorsunuz?

Size çok ciddi bir şey söyleyeyim o dönemde diğer parti liderlerinin Erbekan'a karşı olmaları bu olayda önemli rol oynadı. Bakın ben hayatım boyunca Erbakan'a oy vermedim ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki o dönem bu meseleden dolayı kendisine ciddi şekilde haksızlık yapıldığına inanıyorum. Üstelik medya da olaya milli menfaatlerimizi gözardı ederek yaklaşmış ve 'Türkiye hakereke uğradı' şeklinde lüzümsuz bir soğuma dönemine girilmesine neden olmuştur. Üstelik bu soğukluk dönemi Libya tarafından değil bizim tarafımızdan yaşanmış, yaşatılmıştır. Çünkü Libya bize karşı olayın ardından tepki de göstermemiştir. Fakat ilişkilerin bir anda dondurucuya alınmasına neden olunmuştur. Her şeye rağmen ilişkiler bozulmadı sadece işletmeciler oturdu. Buna rağmen Türk mühendisi, işçisi orada çalışmaya devam etti. Üstelik girilen hiç bir ihalede de Libyalılar 'Sizinle aramızda soğukluk var' demedi.

ÇÜRÜK FİRMALAR DA ÇIKTI

Bir dönem de Türk müteahhitlerinin Libya'dan para alamadığı şeklinde haberler çıkmıştı. Bu pürüzler giderildi mi?

Şimdi oradaki hadisi de şudur. Bir çok dürüst Türk firması gibi, yanlış işlere imza atan, daha doğrusu çürük firmalar da çıktı. Hatta teminat mektuplarında bile sorun yaşandı. Teminatlar yerine getirilmedi. Dolayısıyla ciddi bir prestij kaybına uğradık. Bu gelişmelerin ardından hala Libya bankaları, Türk bankalarının teminatlarını kabul etmiyor. Ancak yabancı bir bankanın garantörlüğünde 'evet' diyorlar. Yani o durum işini yapamayan firmalarla ilgiliydi.

Peki şu an iki ülke arasındaki ticari durum nasıl bir noktada?

Bugün İtalyanlar 5 ila 7 milyar dolar arasında mal satıyorlar. Halbuki onların Libya'ya verdikleri malların tümünü bugün Türkiye üretir durumda. Yani Libya; Türkiye'nin ebedi mal sattığı bir ülke ve pazar olabilir. Üstelik bu onların da işine gelir. Çünkü bizim mallarımız İtalyanlar'dan daha ucuz. Dolayısıyla kamuoyunun bu noktaya dikkatinin çekilmesi gerekiyor. Libya'nın iki sene içinde 12 -13 milyar dolarlık demiryolu, nehir taşımacılığı, iletişim ve turizm gibi alanlarda ihaleleri var. Dolayısıyla bir an evvel Türk bankalarının teminatlarının Libya'da geçerli olmasının sağlanması gerekiyor. Çünkü yabancı bir bankanın devreye girmesiyle Türk firmalarının yükü yüzde 8'lere varan ekstra maliyet getiriyor. Bu da Türk firmalarının karşısına önemli bir dezavantaj olarak çıkıyor. O zaman Batılı rakiplerimiz bizden avantajlı duruma geliyor. İşte devletten bir an evvel bu durumun çözümünü talep ediyoruz.

İletişim ve turizm alanında bakiriz

  • Türk-Libya Dostluk Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Özbaş ile birlikte objektiflere poz veren Libya Büyükelçisi Muhammet Manguş, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden altın çağını yaşaması gerektiğini söyleyerek, 'Benim için iki ülke ilişkileri çok önemli. Bugüne kadar 180 civarında Libyalı öğrenci, yüksek öğretim ve doktarasını Türkiye'de yapmıştır. dolayısıyla Libya'nın tamamen dünyaya açılmasında Türkeyi'nin katkısı büyüktür. Türkiye'nin yine öncülük yapmasını istiyoruz. Libya; turizm, iletişim ve inşaat konusunda bakir bir ülkedir. İşadamları oraya gidip her türlü girişimleri yapmalılar. Eskiden 120 kadar Türk firması çalışıyordu. Bugüne kadar 18 milyar dolarlık iş yaptılar. Biz bugüne kadar Türk firmalara koşulsuz destek verdik. Özellikle turizm ve iletişim bakımından Türkiye'nin çok büyük deneyimleri ve tecrübeleri var. Bunlardan istifade etmek istiyoruz' dedi.

    Yusuf İZEL/ İSTANBUL


     
  •  

    Diğer RÖPORTAJ 'lar

     

     
     
     

     

    Bu site AKŞAM INTERNET SERVİSİ tarafından hazırlanmıştır.
    | Web Editörü | Her Hakkı Saklıdır. ® Site içeriği izinsiz kopyalanamaz.
    Bu site en iyi 1024x768 çözünürlüğünde IE5.0 ve üzeri tarayıcılarda görüntülenebilir