Şiröyder'in 'Rahvan' şartı enerjide 'Ricat' kartı özelleşme halka kaldı...
AB içindeki 'en hızlı Türkiyeci' Almanya ve Başbakanı Şiröyder baklayı çıkarttı; aralıkta Türkiye'ye 'şartlı evet' denilebilir! Anlaşılan, AB Türkiye'ye '41 yıl beklediniz, aceleye ne gerek, süratli değil, rahvan müzakere' diyecek. Defalarca yazdığım gibi Türkiye'yi ileriye sallayacaklar. Yeni 'şartlar' koşacaklar. Şiröyder'in sinyalinden anlaşılıyor ki, AB '2005'in sonu, 2006 veya 2007, 2010, ya da 41 yıl daha' diyebilir. Tam üyelik değil, 'özel statü' önerebilirler. AB işi sulanıyor. 'AB üyeliği dünyanın sonu değil, Kopenhag Kriterleri'ni Ankara kriterleri yapar, yolumuza devam ederiz' diye rest çeken, Başbakan Erdoğan, şimdi 'Şartlı da olsa yeter ki müzakere başlasın' diyor. Yani hükümet 'N'olur evet deyinde nasıl derseniz deyin, canımızı yiyin, şartlarınızın hepsini yaparız, isterseniz yıllarca kapı önünde tek ayak üstünde bekletin' havasında. Bunun adı 'kulun olam' politikasıdır. AB minnacık Estonya, Litvanya'ya bile 'şartlı evet' demedi, anında buyur etti... Başbakan bugün Fransa'da. Jak Şirak'tan da benzer sözler duyabilir. Almanya 'THY'nin 2.5 milyar dolarlık uçak alımı, Airbus'tan yapılırsa Fransa'nın ikna olacağını' söylüyordu ya. Aman, illallah! Almanya, Fransa, İngiltere, feleğin yedi çemberinden geçmiş. 41 yıldır bizi oyalayıp, şimdi de 'şartlı evet, şurtlu evet, özel statülü evet' diyenler, paramızı alırlar, uçakları vermezler, hem de bizi AB'ye falan almazlar. Daha yıllarca, sokakta dilendirip, yalvartıp, sek sek, çelik - çomak, birdirbir, oynatırlar. Böyle olacağını yıllardır söylüyorum, yazıyorum. Bir kez daha yazayım, günah benden gitsin.
* * *
TBMM tatil. Ancak 'fabrikasyon' yasalar, yine hataları, yanlışları gündeme getirdi. Enerji, Petrol, Doğalgaz piyasalarında serbesti yerine, kamunun ağırlığını artıran tasarı, AB, IMF, Dünya Bankası uyarısıyla, serbestliğe de aykırı olduğu için geri çekildi. Yeni yasama yılına kaldı. EPDK, DPT'nin, uyarılarını takmayan, tasarıyı komisyondan geçirip, genel kurula getiren Enerji Bakanı Güler, geri adım atmak zorunda kaldı. BOTAŞ'ın tekelinin sürmesi, doğalgaz kontrat devrini 2009'a kadar uzatan tasarıyla ilgili bu aykırılıklar sürekli dile getirildi dinlemediler. Ama AB, IMF 'hop dedik' deyince, TBMM'deki tasarı ricat etti! Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanunu (YEKK) tasarısı da geri çekildi. AB ile uyum, ulusal enerji kaynaklarının, hidroelektrik, jeotermal, rüzgar enerjisi yatırımlarının teşvikini öngören tasarısı da akıbeti belirsiz hale geldi. Tasarının geri çekilmesinde 'Nükleer Enerji Lobisinin' etkili olduğu iddiaları TBMM kulislerine yansıdı. Enerji bakanlığının 3 Nükleer Santral ihalesine birden çıkma hazırlıkları, enerji sektöründe lobiler savaşının büyüdüğünün sinyali.
* * *
Enerjide, telekomünikasyonda, uçak, tank, helikopter alımında, pek çok alanda lobiler, yasalara, ihalelere, özelleştirmelere müdahaleler için siyaseti devreye sokma, etkileme mücadelesinde. Kan gövdeyi götürüyor. Özelleştirme İdaresi, 'niye hep blok satış, niye halka arz değil?' sorularıma hak verircesine, özelleştirmede strateji değişikliği sinyalleri veriyor. PETKİM, THY, Erdemir, şayet yargıda tümden iptal edilirse de TÜPRAŞ için 'halka arz' düşünülüyormuş! Akıllar bunca zaman neredeydi? Türk Telekom özelleştirmesinde bilgilenme süreci uzatıldı. 11 başvurunun 6'sı yerli (Koç, Sabancı, Eser Telekom, Çalık Grubu, Turktell, Oyak) 5'i yabancı. Fransız, İtalyan, İspanyol, Güney Afrika, Malezya telekom şirketleri. Bizim 'kamu telekom şirketine' talipli ecnebilerin hepsi de KAMU, kamu payı var! Listede olmayan Alman Deutsche Telekom'un da yüzde 67'si devletin. Hepsi de karlı. Biz 'satmaya' çabalarken, Fransız, İtalyan, İspanyol, Güney Afrika, Malezya devlet telekomları bizim devlet telekomunu 'almaya' çabalıyor. PETKİM, TÜPRAŞ, THY'de 'halka arz' düşünülüyorsa, Türk Telekom'da niye aynı yanlış? Blok satış, diye ısrar ediliyor da 'halka arz, millete satış, karı, zenginliği, milyar dolarlık kazancı halkla paylaşma' niye düşünülmüyor?
|
|
|