Salı
22 Haziran 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Güler Kömürcü
Yaşar Erdinç
Ahmet Tan
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Deniz Gökçe
Turgay Renklikurt
Ömer Ural
Ferdi Leflef
Ömer Ural

 
omer.ural@aksam.com.tr
omer.ural@superonline.com
 
Hatalar turnuvası

Euro 2004 teknik direktörlerin takımlarını en yakından tanıyan, futbolcularının kapasitelerini mükemmel şekilde analiz eden kişiler olduğu tezine karşıt örneklerle dolu. Hollanda milli takımının ezeli şanssızlığı olan kötü hocalar serisinin son kahramanı Dick Advocaat'tır. Advocaat takımının en iyi oyuncularını sahadan çekerek rakiplerinin ekmeğine yağ sürmüştür. Çek Cumhuriyeti karşısındanki Robben'i yanına alan Advocaat'ın Hollanda basını tarafından sorgulanması doğaldır. İngilizler bile milli takımlarının başına bir yabancıyı getirebildikten sonra Hollanda'nın yeni döneme ithal isimle başlamaktan başka çaresi kalmamışa benziyor. Hollanda'dan iyi teknik direktör çıkmasını beklemek hayalciliktir. Nedenlerini kendileri analiz edecektir ama benim aklıma gelen Hollanda ekolü dünyanın en demokratik futbol yapılanması olduğudur. Alt yapıdan itibaren futbolcuların genel taktikler ve maç konuşmaları dahil her konuda görüş bildirmeleri istenir.

Hollanda'nın en kuvvetli yanı gibi görünen yetişme tarzı son karar aşamasında sıkıntı yaratıyor. En beğendiğim teknik direktörlerden olan Bobby Robson'un anılarında PSV Eindhoven soyunma odasına ilişkin kadınlar hamamını çağrıştıracak sözler kullanmasını unutamıyorum. Robson Gheorghe Popescu'yu ağırlıklı olarak takımı disipline etmek amacıyla satın aldığını yazar. Ama sonunda dayanamayıp kaçar.

Hollanda'nın Çekler'e kaybetmesinde diğer önemli unsur Van Bronck-horst'un Baros'a yaptığı asist ile 2-2 giden maçta yerini boşaltıp üç kişinin arasında sorumsuzca girerek kaybettiği toptur.

Eskiden futbolundan en fazla etkilendiğim isimlerin başında gelen Van Bronckhorst'un perişanları oynayacak hale gelmesi üzüntü vericidir.

Felipe Scolari ise Ronaldo'yu Portekiz'in kaderini belirleyecek İspanya maçına kadar 90 dakika kullanmayarak intihar aşamasına gelmişti. Yunanistan maçında oynattığı kaşarların vurdumduymazlığına ilaç olacak gençlere sarılmayı sonradan akıl etti.

Ronaldo genç yaşına rağmen İngiltere gibi fiziki futbolun anayurdunda pişmeye başlayan bir silahı kullanmamak ancak teknik direktör körlüğüyle açıklanabilir. Scolari turnuvada ilerlemek istiyorsa Ronaldo'ya daha fazla sorumluluk vermeli ve Figo, Rui Costa ve Couto üçgenine teslim olmamalıdır.

 
 
YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo