
|
|
|
İstanbul'da eksik gördüğüm önlemler
Değerli yetkililer...NATO toplantısı için almış olduğunuz önlemleri yakından gördüm.
İyi bir vatandaş olarak sizleri uyarmamın görevim olduğunu düşünüyorum.
Gördüğüm kadarıyla almış olduğunuz güvenlik tedbirleri son derece yetersiz.
Aşağıda vereceğim bazı tavsiyeleri hemen uygularsanız, ulaşmaya çalıştığınız maksimum güvenlik düzenine hemen ulaşabilirsiniz.
İşte maksimum güvenlik için önerilerim...
* * *
1-İstanbul'da potansiyel tehdit olarak sayılabilecek insan sayısı benim yaptığım hesaplamalara göre 15 milyon civarındadır. NATO toplantısı bahane edilerek bu kişiler hemen toparlanıp onların deyimiyle 'memleketlerine' yani orijinal olarak çıkış yaptıkları şehir, kasaba, köy ve mezraya gönderilmelidirler. Giderken onlara bunun geçici, sadece beş günlüğüne olacağını söyleyin. Orijinal 'memleketlerine' vardıklarının dördüncü gününde de planda bir değişiklik olduğunu ve gidişlerinin kalıcı olduğunu TRT-1'den açıklayın.
2- Teröristler Garo Mafyan'ın muhtemelen diyeceği şekilde 'Sevgili NATO' üyelerine kanalizasyon sistemini de kullanarak yaklaşabilirler. Bu yüzden geride kalacak İstanbullu Beyaz Türklerin evleri teker teker basılmalı ve her evdeki tuvalet beş günlüğüne geçici olarak devre dışı bırakılmalıdır. Çünkü akıllı bir Türk kendi alaturka tuvaletinden yollayacağı en azından kendisi kadar akıllı olacak mini füzesiyle George Bush'u tam tuvaletteyken poposundan mıhlayabilir. Beş gün boyunca tuvalet de tutulabilir mi be kardeşim diyorsanız siz de haklısınız ancak Ötekilerin o güne kadar piknik yapma gerekçesiyle işgal altında tutmakta oldukları ancak şimdi ebediyen terk ettikleri kırlar, bahçeler ne güne duruyor değil mi ama?
* * *
3- Bu AB süreci bizim memlekete hiç yaramadı. Eskiden Amerikan başkanları Türkiye'ye gelmeden önce birkaç 'Hücre evi' mutlaka basılır ve yargısız infazla istenmeyen unsurlar temizlenirdi. Eğer bana inanmayanlar varsa bu Bush'un babasının Türkiye ziyareti öncesinde İstanbul ve Ankara'da olanları hatırlayın, hatırlamıyorsanız da öğrenin. Şimdi tık yok ortalıkta. Bu durum Türkiye'de bildiğimiz anlamda medeniyetin de sona geldiği anlamına gelmektedir bana göre. Bu nedenle yine Garo Mafyan'ın diyeceği şekilde 'Sevgili George Bush' gelmeden önce önümüzde kalan çok az zamanda bu eksikliğimizin de bir an önce giderilmesi ulusal çıkarlarımız lehinedir.
4- İki yaşında olanlar da dahil olmak üzere bütün çocuklar geçici olarak tutuklanmalıdırlar. Çünkü bizim polis belki onlara terörist gözüyle bakmaz ama bana inanın bu küçük insanlar son derece tehlikeli ve bir o kadar da acımasızdırlar. Maazallah Bush bunlardan bir tanesini sevmek için kucağına aldığında olması muhtemel gelişmeleri ben düşünmek bile istemiyorum. Meseleye bir de şöyle bakın, Eğer Bush'a ne olursa olsun bana ne, bizim çocuklarımızı tutuklamayın diyorsanız şunu bilin ki o zaman da bizim çocuklarımız tehlike altında, bunu görün. Bush o kadar sakar ki bir çocuğu sevmek istese onu ve de kendini de muhakkak ağır yaralar. O nedenle bütün çocuklar 5 günlüğüne hapis edilmeliler (PS: Rana ile benim Ege turuna çıkabilmemiz de bu tavsiyemin kabulüne bağlı bu nedenle otoritelere yalvarıyorum bu kararı alın)
* * *
5-Taksim- Beşiktaş ve Etiler arasındaki üçgen bölge hazır güvenlik kordonu altına alınmışken 'sevgili' NATO toplantısı bittikten sonra da bu kordonu hiç kaldırmayın. Böylece bu bölgeye dışardan arada bir sızabilen istenmeyen tipler artık içeriye hiç giremez. Beyazın da beyazı Türklerin kafa dinginliğini sağlamanın tek yolu budur. Ayrıca bu bölgenin bağımsızlığa giden yolu da böylece açılır bence. Ve ilerde AB bize 'nerede kaldı özgürlük' diye sorduklarında onlara 'Ooo bizde o dediğinizden çok var baksanıza üçgen bölge Türkiye'den çoktan ayrıldı, bağımsızlığını ilan etti' diye cevap verebiliriz... Bunun Bush'un gelişiyle ne alakası var derseniz, onu da tam bilemiyorum ama bu dediklerimin mutlaka yapılmasının da gerekli olduğunu hissediyorum.
6- Delegelerin kalacağı otellerdeki bütün havuzlar boşaltılsın ve toplantı bitinceye kadar kapalı tutulsun. Çünkü bu Bush'un ne yapacağı belli olmaz yüzeceğim derken bir de boğulur filan, sonra iş başımıza kalır. Hatırlarsanız bir keresinde Beyaz Saray'da fıstık yerken kazayla ölecekti de son anda kurtuldu adamcağız. Bunu başarabilen bir insanın başına her an, her yerde kendi yol açtığı bir kaza gelebilir, benden söylemesi.
|
|
|
|
|
|
|