Salı
22 Haziran 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Güler Kömürcü
Yaşar Erdinç
Ahmet Tan
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Deniz Gökçe
Turgay Renklikurt
Ömer Ural
Ferdi Leflef
Zülfikar Doğan

 
zulfikar.dogan@aksam.com.tr
zulfikar.dogan@superonline.com
 
Uy anamlar, yeke yek Fatih Bey'den TMSF'ye akıllar...

Pazar gecesi Kanal D'de Genel Yönetmen Fatih Altaylı'nın konuğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk idi. Öğrendik ki, el konulan 22 bankanın faturası 11-12 milyar dolarmış. Bu bankaların yüksek faizle topladığı mevduatlar, reklam ve medya harcamaları, geri dönmeyen krediler toplamı da 5-6 milyar dolar. Yani toplam fatura o günkü dolar değeriyle, 17-18 milyar dolar. TMSF'nin bu bankaları yaşatmak için Hazine'den aldığı borçlar, kendi kasasından koyduğu paralar ve bunların faizleriyle birlikte toplam fatura olmuş 40 - 45 milyar dolar! Başkan Ertürk 'kamu bankalarını da katarsanız fatura 70 milyar dolar olur. Yani 12, 45, 50, 70 milyar dolar da hepsi doğru rakamlar. Nereden baktığınıza, hesaba neyi kattığınıza bağlı' dedi. Başkan 'Bizim de, özeleştiri yapmamız lazım. Devri sabık yaratmak istemem ama, geçmiş BDDK ve TMSF yönetimlerinin de hatası var. Bu arada bu bankaların el konulan pek çok iştiraki, varlığı, iyi yönetilememiş, değer yitirmiş, batmış. Ben TMSF Arkeoloji diyorum. Yani biz bir kazı yapıyoruz, deprem sonrası enkaz kaldırıyoruz. 1999'dan sonra 2000 ve 2001 krizleriyle bu faturalar büyümüş. Açık söylemek gerekirse, bankalar yeminli murakıplarının, bürokratların, bağımsız denetim kurumlarının, siyasetçilerin, denetim ve gözetim birimlerinin herkesin bir suç ortaklığı var' diyerek, el konulan, bazıları göz göre göre batırılan kimi bankalar ve iştiraklerinde kamunun, bürokrasinin, denetim - gözetim birimlerinin de 'kusurlu' olduklarını ikrar etti.

* * *


Başkan Ertürk, el konulan banka patronlarından borç asıllarının yüzde 50'sinin yani 8 milyar dolarının tahsil edilmesinin 'başarı' sayılması gerektiğini söylerken, medya işine bulaşmak istemediklerini, ÇEAŞ ve KEPEZ'in gelirlerinin borçlara mahsuben kendilerine verilmemesinin nedenini bilmediğini, imtiyaz sözleşmesinin Enerji Bakanlığı'nca feshinden ötürü farklı bir hukuki durum olduğunu, bakanlık yetkilileriyle de bu konuyu görüşmediklerini söyledi.

Ertürk, Çukurova Grubu'nun 'borçlarını erken ödemek' isteği ile başvurduğunu, görüşmelerin sürdüğünü ve 'en kısa sürede bu konuyu bitirmek istediklerini' aktarırken, Fatih Altaylı 'Neden Turkcell'e de el koymuyorsunuz. Çok değerli bir şirket, el koyun satın. Almak isteyen yabancılar var. Bunların medya kuruluşlarını, Sabah Grubu'nunkileri niye Star gibi el koyup satmıyorsunuz. Cine 5'i niye satmıyorsunuz? Bir sürü yabancı medya kuruluşu, Türkiye'de gazete-TV almak istiyor' diye TMSF Başkanı'na akıl verirken, Başkan 'Kendilerinden önce, yapılmış protokollerin, hukuki prosedürlerin olduğunu, bu protokollere uymak durumunda olduklarını' anlattı. Sabah Grubu ile yeni bir borç ödeme protokolü için görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Çukurova Grubu ile de, ödeme planına bağlı olarak borçlar zamanında ödenmezse, Altaylı'nın 'tavsiyesi' doğrultusunda satış yapılabileceğini, protokolde bu yönde teminatlar alındığını ancak şu anda yapılmış hukuki anlaşmaların yürürlükte olduğunu, anlattı. Anlaşılan Altaylı'nın 'yerli ve yabancı' müşterileri hazır. Keşke borçlar ödenmese ya da erken ödenmese de muhtemelen mümessilliklerini Altaylı'ya vermiş olan, bu müşterilere 'kelepir' fiyatına Turkcell'i, Digitürk'ü, Lig TV'yi, Superonline'ı, Yapı Kredi'yi, BMC'yi, Akşam, Show, Tercüman, Güneş, Sky Türk'ü, Sabah'ı, atv'yi, satabilse. Sen sağ, ben selamet. Medyada, 'tek ses - tek nefes'. Öğrenilmesi, bilinmesi istenilmeyenleri de kimse bilmez, öğrenmez, aramaz, sormaz.

* * *


Mesela, sabahın seherine kadar banttan yayınlanan Teketek'te ben bekledim ki, Fatih Altaylı toplamı 70 milyar dolara kadar çıkan banka faturasının, 'kamu bankalarından' kaynaklanan 30 milyar dolar millet - devlet parasını, bankaların başında bulunan bürokratların şimdi hangi holding, özel bankanın yönetiminde, hangi medya patronunun danışman, murahhas aza kadrosunda bulunduğunu sorsun. El konulan ama satılamayan Pamukbank'ın iki yılda nasıl batak hale geldiğini, şimdi ayda 40 trilyon zarar ettiğini, niye satılıp, özelleştirelecek Halkbank'la birleştirilmek istendiğini, satılacakken ne diye milyon dolarlık bilgisayar sistemi kurulmak ve işin de yine Fintek'e verilmek istendiğini sorsun. Bu Fintek'e Ziraat ve Halkbank eski ortak yönetiminin, verdiği milyonlarca dolarlık 'bilgisayar sistemi konuşturma ihalesinin' akıbetini ve mesullerini ve şimdi hangi bankada, holdingde, yönetici, murahhas aza olduklarını sorsun. Emlakbank'ın 'niye Ziraat'in içinde eritildiğini, dosyalarının neden yok edildiğini', Türkbank'ın el konup, 10 yıl Hazine ve TMSF tarafından nasıl yönetilip batırıldığını, Türkbank'ı yöneten eski Hazine müsteşarları, murakıplar, genel müdürlerin şimdi hangi özel bankada olduklarını sorsun. Haklarında 'suiistimal, eski patrona kıyak, kamunun yurt dışındaki bankasını satma, kredi ayarlama' işleri yapıp, yapmadıklarını, bu nedenle soruşturmaya muhatap olup, olmadıklarını, neden bu eski Hazineci, bankacı, kamu bankası yöneticilerinin ekseriyetinin 'tek adreste' toplandıklarını da sorsun diye bekledim. Sormadı, sormadı, sormadı.

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'e bunları ben soruyorum. Şayet kabul ederse de TV'de programıma bekliyorum. Bizde 'banttan çekim, şartlı soru, akıl verme, mümessillik, müşteri temsilciliği, alıcı bulma, telkin, tavsiye' yok. Açık, açık. Yeke yek, teke tek. Yüz yüze, cemal, cemale her şey!

 
 
YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo