Salı
22 Haziran 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Güler Kömürcü
Yaşar Erdinç
Ahmet Tan
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Deniz Gökçe
Turgay Renklikurt
Ömer Ural
Ferdi Leflef
Şakir Süter

 
sakir.suter@aksam.com.tr
sakir.suter@superonline.com
 
Gül, keşke açıklama yapmasaydı

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, gazeteci Şükrü Küçükşahin'e açıklamış.

Dört DEP milletvekilini 'Başbakan Vekili' sıfatıyla makamında kabulünün 'Devlet kararı' olduğunu söylüyor:

- Devlet birimlerinin 'yararlı olur' değerlendirmesi üzerine.. Başbakan Erdoğan'ın da bilgisi dahilinde kabul ettim 4 DEP'liyi.

Pekiyi, Gül bu açıklamayı yapma ihtiyacını niçin duydu?

Çünkü, başta kendi partisi olmak üzere, kamuoyunun büyük bölümünden sert tepkiler aldı ve 'savunmaya' geçti!

Devlet için doğru olan her şey, millet için de doğru olmayabilir ve bunun çok örneği vardır.

Ancak yürütme organı olan hükümet, aldığı kararların arkasında da durur.

Bir uygulamaya, kamuoyundan tepki gelmişse, 'biz yapmazdık ama devlet böyle isteyince yapmak zorunda kaldık' demek, ciddi bir zafiyettir.

Sorumluluktan kaçmaktır; hadi 'suç' demeyelim ama 'yanlışa' ortak arama çabasıdır.

Oysa Gül, 'kendini kurtarma telaşına' girmeden çok önce 'devletin birimlerine' karşı tavır alabilirdi.

DEP'lilere 'devletin birimleri' mutlaka 'jest' yapmak istiyor idiyse, bunun bin türlü yolu bulunurdu.

Kaldı ki bu jestler bizce fazlasıyla yapıldı da..

Abdullah Gül, o devletin birimlerindeki kişilere Başbakan olduğu tarihte, -kriz çıkarma pahasına- 'YAŞ Kararlarına şerh koyduğu' gibi itiraz edebilirdi!

'Cezaevinden çıkan DEP'lileri Başbakanlık'ta kabul etmek kamu vicdanını yaralar' deyip ekleyebilirdi:

- Bu kabul çok yanlış olur. Devlet için evlatlarını yitirmiş şehit analarının bir kez daha ölmesi anlamına gelir!

Hem hükümet, 'devlet birimlerinin' her isteğine 'eyvallah' diyorsa 'milletin hükümeti' olma vasfı zedelenmez mi?

Doğrusu, Abdullah Gül'ün sözleri şahsen bizi üzdü.

Keşke hiç böyle bir açıklama yapma ihtiyacı içinde olmasaydı.




Tanıdığınız!

Adalet Bakanı Çiçek, DEP'lilere 'kimsiniz, neyin nesisiniz?' demiş.

Kim olacaklar?

Hükümetinizin 'kabul ettiği' ziyaretçiler!..




Ayarcı paşa!

'..28 Şubat'ta Sincan'da tankları yürüten, balans ayarı yapan benim.'

* İzzettin İyigün - Em. Korg.




'Alem' dergi

Bizim yayın grubumuzun ek yayınları var; bilmeyenler için söyleyelim.

Bunlardan biri Alem Dergisi...

12. Yıl özel sayısı çıktı ama ne çıkış; gerçekten bir alem bu dergi. Türkiye ve dünyanın elitini sayfalarına taşır Alem.

Fotoğrafı fotoğraf, mizanpajı mizanpaj gibi.. İlan sayfaları bile haber nitelikli.

Reklamının yapılmasına hiç ihtiyacı olmayan bir dergi.

Bendeniz, böylesi mükemmeliğe bir meslek mensubu olarak sadece 'bravo' demek durumundayım.

Ayşe Berna Erten ve arkadaşlarını yürekten kutluyorum.




'Bir kısım!'

AKP'li Murat Mercan 'Medyadan memnunuz' demiş.

Hangisinden?

'Bir Kısım Medya'dan mı?!.




Genç dili!

ÖSS'den çıkan öğrencilerle TV'ler söyleşi yapıyor.

Bir süredir dikkatimizi çeken konu, bu kez daha çok 'battı!'

Lise ve kısmen de üniversite öğrencilerinin diline yapışan bazı sözcükler var.

İşte o her cümlenin bir yerlerinde kullandıkları sözcüklerden bazıları:

- Yaaaa.. Yani.. Falan.. Filan.. Valla..




Kaşıntı!

Okan İnanç'tan:

El ve kollarındaki dayanılmaz kaşıntılar için doktora giden Temel'e doktor ilaç olarak 'İnsidal' yazmış.

Temel reçeteyi kaybetmiş ve ilacın adı aklında sakinleştirici olarak kullanılan 'İnsidon' diye kalmış.

Hayli zaman geçtikten sonra yolda Temel'i gören doktor, kaşıntılarının geçip geçmediğini sorunca Temel 'valla doktor' demiş:

- Geçmesine geçmedi ama ilacınızı kullandığımdan beri artık hiç kafama takmiyorum!.




NOKTA...İyilik yapmak bir erdem değildir; iyiliği zarafetle yapmak bir erdemdir. (Diderot)

 
 
YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo