Salı
22 Haziran 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Güler Kömürcü
Yaşar Erdinç
Ahmet Tan
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Deniz Gökçe
Turgay Renklikurt
Ömer Ural
Ferdi Leflef
Ahmet Tan

 

tan.ahmet@superonline.com
 
Tıp tepmesi

Eskiden ameliyatlar yaygın değildi. Sadece yanlış ilaç veriliyordu.

Sağlığı bozulan şairler de oturup 'tıp tepti midemi...' diye şiirler yazıyordu :

Şimdi yanlış, pahalı ve riskli ameliyatlar...

Çok daha kötüsü, denetimsiz özel klinikler ve özel hastaneler devri...

Tıp artık mideleri tepmiyor; tıp topyekün hastayı ortadan kaldırıyor.

Hastalar ölüyor, geride kalanlara da gözyaşı dökmek kalıyor.

Çünkü ameliyat hatalarının, yanlış tedavi kurbanlarının üzerini ne yazık ki kara toprak örtüyor.

Guatr hastası Hatice Eşiyok adlı yurttaşımızın 'ameliyat tahtasında kalması' ve bu konuda görev kusuru bulunan Sağlık Bakanlığı'nın tazminata mahkum edilmesi umalım ki, sağlık alanında sağlıklı gelişmeler için bir dönüm noktası olsun...

Ve yine umalım ki özel hastaneler konusunda Sağlık Bakanlığı'nın aklını başına getirsin.

H H H

Bir diskotekten daha kolay ruhsat verilen, bir aşçı dükkanı kadar bile denetlenmeyen özel sağlık kuruluşlarına artık bir çeki düzen verilme zamanı geldi geçiyor.

Banka ilanı gibi özel hastane ilanından geçilmiyor. Kamu hastanelerindeki iş yoğunluğu özel hastane sayısını şişiriyor.

Belli ki, bakanlık denetlemeye yetişemiyor.

Ama en kutsal hak, yaşama hakkıdır. Daha da ötesi sağlıklı yaşama hakkıdır.

Bu yüzden devlet 'herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla' yükümlü tutulmuştur. (Anayasa md: 54)

Ayrıca, devletimiz, yurttaşların sağlıklı yaşamalarını sağlamak üzere sağlık kuruluşlarını tek elden planlamak, hizmet vermesini düzenlemek ve denetlemek zorundadır. (Aynı madde)

Konunun bir başka yönü de şudur:

Yargı, belli ki Yürütme ve Yasama'dan daha kolay ve daha fazla kendisini çağdaş devlet anlayışına uyarlamaya eğilimlidir.

Bugüne kadar ne yazık ki doktor hatası yüzünden ölen yurttaşların hakkını arayacak, yakınlarını tatmin edecek bir hukuk geliştirilemedi.

Bunda ölümün yanlış tedavi veya ameliyat hatası yüzünden gerçekleştiğinin kanıtlanmasındaki zorluk büyük rol oynadı. Hasta yoğunluğu altında bunalan doktorlara ve hastanelere haksızlık edilmesinden çekinildi.

Ancak haberimize konu olan ölüm olaylarında doktordan veya hastaneden çok devletin sorumluluğu ön plandadır.

İstanbul 3. İdare Mahkemesi'nin verdiği tazminat kararı sağlığımız ve can güvenliğimizin geleceği bakımından çok önemli ve yüreklendiricidir.

Yakınlarını denetimsizlik ve ciddiyetsizlik yüzünden kaybeden yurttaşlarımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gitmelerine umalım ki artık gerek kalmayacaktır.

 
 
YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo