Perşembe
10 Haziran 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Ahmet Tan
Ayşe Önal
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mustafa Bayraktar
Ramazan Güntay
Spor
Murat İlter
Ömer Gürsoy
Deniz Gökçe

 
deniz.gokce@aksam.com.tr
deniz-gokce@superonline.com
 
Mind Bender!

Bender Menkul Değerler adlı finansal kurumun aylık strateji bülteninde her zaman bazı güzel analiz, espri ve deyişler bulurum.

Bu sefer de aylık rapora güzel bir giriş yapmışlar, derler ki: 'Ders kitapları, bazen okurlarına acıyıp bu elinizdeki bölümü okumadan atlasanız da kitabın bütünlüğünden pek bir şey kaybetmemiş olursunuz şeklinde bir açıklamada bulunurlar. Biz de size diyelim ki, haziran ayı şu andaki beklentilere göre pek heyecan verici olmayacak, çünkü gündemdeki iki önemli konu, birincisi IMF ile ne tür bir anlaşma yapılacağı, ikincisi de AB'den tarih alma konusunda pek önemli gelişmeler olmayacak! Atlayın bu ayı!' Bu teze biz de katılıyoruz!

IMF ile ilişkiler konusunun şimdiki programın bitiş tarihi olan 2005 Ocak ayına kadar belirlenmiş olması gerekiyor, ama henüz başlamış olan sekizinci gözden geçirme bitmeden konunun açıklığa kavuşması da hiç beklenmiyor. Her ne kadar Başbakan Türkiye'nin IMF ile helalleşip ayrılmasının gerçekçi olmayan bir senaryo olduğunu gündeme getirmiş ise de ve hükümet ihtiyati stand-by denen yumuşak alternatife dönük konuşmalar yaparak iç siyasete mesaj veriyor (ve biraz da risk alıyor) olsa da, belli olmaz, belki de bizim tavsiye ettiğimiz, normal klasik stand-by alternatifine bile geri dönerler.

Haziran 13 tarihindeki AB parlamento seçimleri bittikten sonra bazı şeyler gün ışığına çıksa da, AB ve tarih konusunda önemli bir açıklama gelmesi de pek gündemde değil. AB içindeki Hıristiyan Demokrat klik Türkiye'nin AB ile yakınlaşmasına sıcak bakmayan taraf. Diğer taraftan Sosyal Demokratlar ise Türkiye'ye destek olma niyetindeler. Dolayısı ile yeni AB Parlamentosu'nun siyasi kompozisyonunun ne olacağı Türkiye açısından çok önemli. Tablo ancak 15 Haziran'da Başbakan Erdoğan'ın AB dönem başkanı olacak olan Hollanda'ya bir ziyaret yapması ve sonra da 17 Haziran'da yapılacak AB Konsey zirve toplantısı ve 28-29 Haziran tarihlerinde Bush, Chirac ve Schröder tarafından da katılımın gerçekleşeceği NATO Zirvesi sonrası daha açıklığa kavuşacak. Bu süreç içinde yani haziran ayının tümünde 'Durgun Akardı Don' senaryosu yaşanması çok olası!

Gelelim ülke içine. ABD'de Greenspan'ın faiz artırımı yapması olasılığı giderek daha yükseliyor. Çünkü ABD'de üçüncü aydır çok güçlü istihdam artışı rakamı gündeme geldi. ABD'de son üç ayda bir milyon yeni iş yaratılmış bulunuyor. Son ayda ise toplam 248 bin iş yaratılmış. Ama tabii birçok işsiz de yeniden işe müracaat çabasına girdiğinden işsizlik rakamları değişmeden, yüzde 5.6 düzeyinde durmakta. Fakat moraller çok daha düzgün. Bu nedenle bu ayın sonuna doğru veya temmuz başında Greenspan'ın 0.25'lik bir faiz artışı yapması olasılığı yükseldi. Bu artışın minimal ve bizim ülkemizde beklenenden veya pazarlanandan çok daha az bir etkisi olacak. Zaten bu olgunun potansiyel etkisi menkul kıymet fiyatlarına çoktan girdi. Türkiye açısından da minimal bir etki gündeme gelir diye düşünüyoruz.

Tabii bir de petrol fiyatları konusu var. Türkiye'nin standartlarına göre her bir dolarlık petrol varil fiyat artışı 200 milyon dolar cari denge etkisi yapar. Şu anda on dolara yakın artış olduğuna göre, bugünkü fiyatlar yıl sonuna kadar kalacak olursa yıllık 1.5-2 milyar dolarlık bir delik açar. Bu gerçekleşir mi, biz pek sanmıyoruz!

 
 
YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo