Cuma
28 Mayıs 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Zülfikar Doğan
Kürşat Başar
Güler Kömürcü
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Ahmet Tan
Burhan Ayeri
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Spor
Şansal Büyüka
Ömer Ural
Ferdi Leflef
Yaşar Erdinç

 

yasar.erdinc@superonline.com
 
Finans sempozyumu ve yabancı sermaye

Türkiye'nin yabancı yatırımcılara ihtiyacı, yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ihtiyacından daha fazladır.'

Dün Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Yüksekokulu ve Enstitüsü katılımıyla Prof. Dr. Niyazi Berk'in başkanlığında hazırlanan Geleneksel Finans Sempozyumu'ndaydım. Yukarıdaki cümleleri Şaban Erdikler söyledi. Kendisi yabancı sermaye derneği (YASED) başkanı. Yılda 1.4 trilyon dolarlık bir yabancı sermaye akımından Türkiye'nin sadece 500 milyon dolar çekiyor olmasının sorgulanması gerektiğini vurguladıktan sonra, bu konuda olumlu adımların da atıldığını söyledi. Özellikle birleşme ve devralmalarda ek bir vergi yükü olmadığını belirtti.

Yabancı sermaye olarak kastedilen şey aslında doğrudan yabancı yatırımlardır. Yani yabancılar ülkemize gelir, fabrika açar, üretim yapar, istihdam yaratır ve bir de vergi öderse yeme de yanında yat. Ülkenize gelmesi için, ülkenizin diğer ülkelere göre avantajları olması gerekiyor ve bu avantajlar da yapısal düzenlemelerle

sağlanıyor.

Yabancı sermaye eğer doğrudan gelirse, yani reel mal ve hizmet üretimi için gelirse sorun yok, ama bir de dolaylı yabancı sermaye var ki bunu hepimiz çok yakından tanıyoruz. Kağıtlarımıza geliyorlar. Kağıtlarımız üzerindeki getiriyi aldıktan sonra birazcık tedirgin oldular mı kaçıyorlar. Geçtiğimiz haftalarda buna benzer şeyler yaşadık. Bu nedenle bu tür dolaylı yabancı sermayeye karşı önlem alınması ve sınırlamalar getirilmesi yönünde görüşler de ortaya atılıyor. Çünkü ülkeye gelen ve sıcak para da denilen dolaylı yabancı sermaye istediği an çekip gidebiliyor. Ciddi biçimde borçlu bir ülkeyseniz ve kendi tasarruflarınız yetersiz kalıyorsa dolaylı yabancı sermaye denilen portföy yatırımları şeklinde ülkeye gelen sermayenin önüne de engel koymanız mümkün değildir. Fakat serbest dalgalı kur mekanizması, aslında bu tür yabancı sermayenin önünde bir darbe emici olarak duruyor. Dün sayın Başbakan'ın da söylediği gibi şu an sabit kur politikası izleniyor olsaydı durum çok daha vahim olurdu. Bunu Kasım 2000 ve Şubat 2001'de yaşadık. Dolayısıyla bu sistemde yabancılar istedikleri miktarda dövizi alıp kaçamıyorlar. Çünkü TL'de kazandıklarıyla döviz almaya kalktıklarında döviz yükselmeye başlıyor ve TL'de kazandıklarının bir kısmını götürüyor. Kur öyle bir seviyeye geliyor ki; artık o fiyattan dövize geçmek yerine yükselen faizleri fırsat bilip yeniden bono almak çok daha cazip olabiliyor.

Hatırlayacak olursanız bir yazımda bu durumu vurgulamıştım. ABD'de 0.25 puanlık bir faiz artırımı olacak diye ülkemizden kaçan para, acaba geriye bakıp bizde yükselen faizleri ve cazip getiriyi görmeyecek miydi? Nitekim bunu fark edince geri dönmeye başladılar. Bu da faizleri ve dövizi aşağı çekerken borsayı yükseltti.

Yani dolaylı yabancı sermaye veya portföy yatırımları olarak gelen paranın önündeki tek ve en güçlü engel gerçek anlamda serbest dalgalı kur sistemi uygulamasıdır. Önümüzdeki hafta piyasaların daha da rahatladığını göreceğimizi düşünüyorum.

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo