
|
|
|
Piyasa nereye gidiyor
Şu nokta unutulmamalıdır. Piyasanın son 2 haftada oluşturmaya başladığı yeni trendde döviz ve faiz yukarı, borsa aşağı dönmüştür. Bu trendin sonbahara kadar devam edeceğini tahmin ediyorum
Doların 1 milyon 330 bin liranın üzerine çıkmasıyla başladı yeni trend. Kıbrıs referandumu öncesinde 'Son Tango mu', 'Bu Güzel Havalar' başlıklı yazılarımda yabancıların piyasalardan çıkış yapmak için birçok beklentiyi ve özellikle Kıbrıs beklentisini abartabileceğini ve buna kanmamak gerektiğini vurgulamış, referandum öncesinde dövizdeki yukarı hareketin, ekimdeki yukarı hareket gibi geçici olduğunun düşünülmemesi gerektiğini belirtmiştim.
Aslında yabancıların dövize geçişi referandum öncesinde başlamıştı. Referandum sonrasında, piyasalarda hızlı bozulmanın en temel sebebi iyi bir kar rakamına ulaşılmış olması ve bu aşamadan sonra yeni kar imkanları yaratacak veya hakedilmiş karları artıracak beklentilerin bitmiş olmasıydı.
ABD faiz artırımı gündemde olmasaydı da, AB konusunda yabancı yatırımcıları tedirgin eden Fransız Dışişleri Bakanı ve sonrasında Cumhurbaşkanı'nın konuşmaları olmasaydı da piyasalarda bu tür bir hareketi görecektik.
Piyasaların trendi değiştikten sonra, piyasaları etkileyen haberlerin ve gelişmelerin de etki derecesi değişir. Bu her zaman böyledir. Daha önce basit olumu bir haberle yükselen borsa ve düşen faizler, çok olumlu haberler gelse bile bunları fazla kaale almaz, küçücük olumsuz bir haberi abartır.
Daha önceki yazılarımda da bir trend değişikliği olacağını belirtmiştim. Yani bazılarının yaptığı gibi, iş olup bittikten sonra olanları açıklamaya çalışmıyorum. Geçen iki haftada portföylerde ne tür değişiklikler yaptığımıza bir bakılırsa bu net bir şekilde görülecektir. Bütün portföyle 3 hafta öncesine kadar hiç döviz enstrümanı içermezken, son üç haftada yavaş yavaş artış yaparak B tipi yabancı menkul kıymet oranlarını yüzde 25'e kadar çıkardık. Örneğin yüksek risk portföyünde yüzde 70'e ulaşan hisse oranını ise yüzde 30'a kadar indirdik. Risksiz portföye dövizde oluşacak trendi yansıtması açısından riskli de olsa 3 hafta öncesinde biraz euro ve dolar kattık.
Zaten yatırım kararları aşamasındaki en önemli olan nokta, piyasalardaki trend değişimlerini görebilmek ve çok geç olmadan bunları belirleyebilmektir. Son günlerde hem çevremdeki insanlardan hem de sizlerden mail olarak en çok gelen soru bundan sonra dövizin ne olacağı sorusudur. Bu soruya hiç kimse kesin bir cevap veremez. Fakat bilimsel bazı yaklaşımlarla en azından bundan sonraki hareketler konusunda fikir yürütebiliriz.
Şu nokta unutulmamalıdır. Piyasanın son 2 haftada oluşturmaya başladığı yeni trendde döviz ve faiz yukarı dönmüş, borsa aşağı dönmüştür. Bu trendin genel olarak sonbahara kadar
devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü ağustos-eylül aylarına gelindiğinde ekonomide korkulan beklentilerin tümü gerçekleşmiş olacak. Resmi makamlar telaffuz etmese de mart ve nisan aylarında cari açık, 5 milyar doları bulabilir ve hatta bu rakamların üzeri bile olabilir. Şu an piyasalardaki en kötü beklenti bu. Cari açıkta mayıstan itibaren azalma bekleniyor. Mayıs haziran ve temmuz cari açık rakamları da ağustos-eylül-ekim aylarında açıklanacak. Dolayısıyla sonbahara girerken, bu iyileşme beklentileri satın alınmaya başlanabilir. Diğer taraftan yine AB'den müzakere tarihi beklentisi yabancıları bu piyasaya çekecektir. Ayrıca, ABD'de beklenen faiz artırımları da gerçekleşmiş olacak ve bu beklenti de sona ermiş olacaktır. İşte o döneme kadar Türkiye Eurobond'ları da yeniden cazip fiyatlara gelirken, hisseler de yeteri kadar ucuzlamış olacaktır.
Dolar için 1 milyon 520 bin liranın üzerinde alım yapmak çok riskli olabilir. Her ne kadar piyasaya gelen ani haberler üzerine bu seviyeni üzerine çıkması olasılığı olsa bile 1 milyon 500 bin lranın üzerinde kalıcı olması şimdilik zor. Önümüzdeki 3 aylık süre içinde ortalama dolar kuru 1 milyon 400 ile 1 milyon 460 bin aralığında oluşabilir.
Yıllık bileşik bazda bono getirilerinde yüzde 27 seviyesinin üst direnç olduğunu düşünüyorum. Özellikle faizlerin bu seviyenin üzerine çıkması durumunda tahvil ve bono ağırlıklı enstrümanlar artırılabilir.
Daha önceki yazılarımda da endeksin 1.5 sent ile 1.1 sent aralığındaki bir kanalda hareket edebileceğini belirtmiş ve aşağı doğru eğimli olacağını vurgulamıştım. Özellikle 1.1 sentin altındaki seviyeler şu anki ekonomik konjonktüre göre çok ucuz seviyelerdir.
İMKB en çok kazandıran 5. borsa oldu
İstanbul Menkul Kıymet Borsası (İMKB), nisan sonu itibariyle yıllık getiri oranında OECD ülkeleri borsaları içinde 5'inci oldu. OECD verilerine göre üye ülkelerin borsaları içinde, nisan sonu itibariyle son bir yıllık dönemde en yüksek endeks artışı yüzde 76 ile Norveç Borsası'nda yaşandı. Bunu yüzde 71.1 getiri oranıyla Polonya, yüzde 66.7 getiriyle İzlanda ve yüzde 65.9'la Çek Borsası izledi. Genel endeksi nisan sonu itibariyle son bir yılda yüzde 56.6 artan İMKB de OECD borsaları içinde 5'inci sırada yer aldı. İMKB, mart sonu itibriyle yüzde 113.1 oranıyla OECD içinde en yüksek artışı kaydeden borsa olmuştu.
Nisan sonu itibariyle yıllık artış oranında OECD borsaları içinde 5'inciliğe kayan İMKB'yi yüzde 54.8'le Güney Kore, yüzde 53.9'la Almanya ve Avusturya, yüzde 52.8'le Meksika borsaları izledi. Son bir yılda Belçika Borsası'nda işlem gören hisse senetleri ortalama yüzde 47.8, Macar Borsası'nda yüzde 44.5, İsviçre Borsası'nda yüzde 42, Japon Borsası yüzde 41.8, Danimarka ve Portekiz borsalarında ise yüzde 38.2 değerlendi. İsveç Borsası'nda yıllık artış oranı yüzde 35, İrlanda Borsası'nda yüzde 34.4, Fransa Borsası'nda yüzde 33.1 oldu. AB üyesi 12 ülkenin oluşturduğu euro bölgesinde, hisse senetlerinin son bir yıldaki ortalama değer artışı yüzde 28.8 olarak belirlendi.
|
|
|
|
|
|

|