Pazartesi
03 Mayıs 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Zülfikar Doğan
Semih İdiz
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Burhan Ayeri
Ali Tezel
Ersan Özer
Bölge
Mevlüt Yeni
Spor
Turgay Renklikurt
Süleyman Korkmaz
Mustafa Bayraktar
Ersan Özer

 
ersan@itiraf.com
 
Türkler, Amerikalılar'dan aptal mı?

Son iki gündür kafamda bu soruyla dolaşıyorum.

Cuma günü, 50 günlük oğlum ağlarken elektrik süpürgesini çalıştırdığımızda, sorunu her ne olursa olsun sustuğunu yazmıştım ya, meseleyi bir de internette araştırayım dedim.

Meğer evrensel bir şeymiş bu. Hatta sadece elektrik süpürgesi, çamaşır makinesi değil, duş ve vantilatör sesi de aynı etkiyi yaratıyormuş.

Özellikle de kolik bebeklerde, yani gaz problemini zirvede yaşayan insan yavrularında çok etkili oluyormuş.

İngilizce'de bu seslere 'white noise' deniyormuş. Yani 'beyaz gürültü'.

Okumayı bitirdim, baktım sayfanın altında bir ilan: 'Buy white noise CD's'

Adamlar bunu da yapmış yaa! Bunu da yapmışlar!

Bebekler için elektrik süpürgesi sesi kaydedilmiş CD satıyorlar!

Müzik setini bebenin başucuna koyup keyfine bakıyorsun. Hatta manyaksan kulaklıkla dahi dinletebilirsin!

Vay Amerikalı insanlar vay! Her şeyi düşünmek, yapmak zorunda mısınız siz?

* * *


itiraf.com fikrini 1999'da buldum. İnternet hayatımıza yeni yeni giriyordu. Medyanın hemen her alanında at koşturmuş biri olarak sanal dünyada bir şey yapmak istiyordum.

Televole fırtınasının tam da ortalığı duman ettiği dönemdi. Her programda adını daha önce hiç duymadığım en az 5 kişi ünlü diye lanse ediliyordu.

Bunun üzerine, 'Onların hayatı peşine kamera takılacak kadar haber değeri taşıyorsa, benim de, komşum Bülent Abi'nin de, eczacı Sezen Hanım'ın da o kadar haber değeri var' diye düşünüp siteyi kurdum.

itiraf.com tahmin ettiğimden fazla rağbet gördü. İnternette örneği olmadığı için de bütün röportajlarda, 'dünyada tek' diye böbürleniyordum.

Geçen yıl Amerikalı bir profesör, Indiana Üniversitesi'nden Christine Ogan, itiraf.com'la ilgili bir makale yazmak istediğini söyledi.

Yazdı ve karizmamın köküne kibrit suyunu boca etti.

Amerika'da bırakın şimdileri, taaaa 1920'de itiraf dergileri varmış! İnsanlar itiraflarını mektupla yolluyor, onlar da yayınlıyormuş.

* * *


Kendimden son bir örnek daha vereyim.

Bir gece aklıma düştü, hiç reklam yapmadan, parasız pulsuz nasıl bir marka yaratılır diye kafa yordum.

Bunun yolunun, basının daimi ilgisini çekecek, marjinal bir ürün konsepti yaratmaktan geçtiğine karar verdim.

T-box bu doğrultuda bir örnek. Gerçi bir miktar reklam yapıyorlar ama ürünleri basında çok da haber oluyor. Mesela bana da gönderdikleri prezervatifleri hem Duygu Asena hem de Mansur Forutan köşelerinde konu yaptı.

Buradan hareketle, 'boyzRbad' diye bir şey düşündüm. Bu, 'Erkekler kötüdür'ün İngilizce söylenişinin üzerinde oynanmış hali.

15-25 yaş grubundaki kadınlara hitap eden bir marka. Tişört, pijama, terlik, iç çamaşırı gibi ürünleri olacak ve herbirinin üzerinde erkekleri esprili bir dille aşağılayan çizgiler, sloganlar bulunacak.

Bir şey yapacağımdan da değil haa. Sadece gri hücrelerime bir-ki, bir-ki jimnastik yaptırıyorum.

Pazarlama stratejimi kurduktan sonra internete girip arama yaptım. E Amerikalılar'dan korkuyorum ya!

Tahmin ettiğiniz gibi yapmışlar. Onu da yapmışlar!

'Boys are smelly' (Erkekler kokar) diye bir ürün grubu var. Yukarıda ne anlattıysam her şeyiyle aynı.

Sonuç: Amerikalılar Türkler'den akıllı mı bilmiyorum ama benden akıllı oldukları kesin.

Maalesef yaa. Maalesef!

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo