Pazartesi
03 Mayıs 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Zülfikar Doğan
Semih İdiz
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Burhan Ayeri
Ali Tezel
Ersan Özer
Bölge
Mevlüt Yeni
Spor
Turgay Renklikurt
Süleyman Korkmaz
Mustafa Bayraktar
Yaşar Erdinç

 

yasar.erdinc@superonline.com
 
Nasıl olmalı?

Dünkü yazımda finansal piyasalardaki son hareketlere değinmiş ve yabancıların istedikleri türden senaryo ve hikayeleri önümüze koyarak, bir miktar çekilmekte olduklarını sonbaharda yine yeni senaryolarla gelebileceklerini yazmıştım. Tabi ki gelecekleri zamana ait senaryolar ilginç olabilir.

İşin garibi, bilinçaltımızda öyle bir sebep sonuç ilişkisi kurulmuş ki, ister istemez, 'yabancılar nasıl olsa çekiliyorlar, borsanın yukarı hareketlerinde de yeni satışlar yaparlar, bu yüzden de hisseler yaz boyunca çok iyi bir getiri sağlamaz, belirli bir bant aralığında dalgalanır' diyoruz. Ben bu tür bir yorum yaparken, yabancılara işlem yapan aracı kurumlar yabancıların yüzde ne kadar satış yaptıklarını bildiği için, iyi müşterilerini uyarıyorlar ve yabancı satış ordinoları gelmeye başladığında da, bakıyorlar ki yabancı satıyor, ilk önce kendileri satmaya başlıyor. Sonuç olarak yabancıların yaptığı satışın piyasa üzerindeki etkisi 'çift etkili' (double) diyebileceğimiz türden oluyor.

Türkler satış yaparsa bunun etkisi fazla olmazken, yabancı satış ordinoları geldiğinde piyasanın çok düşmesinin en önemli sebeplerinden biri budur. Onlar bize bir senaryo anlatıyor ve satıyor, bizler de bu senaryoları dinleyip satıyoruz. Sonra geliyorlar bize bir senaryo anlatıyorlar ve alıyorlar, biz de bu senaryoları dinleyip alıyoruz. Yine böyle olacak.

Halbuki böyle olmak zorunda değil. Şu an onların anlattığı senaryolara göre şubat ve mart ayında cari açığımız yüksek olacakmış ve başka yerlerde daha düşük riskle iyi getiri bulabileceklermiş (FED faiz artırımı). Cari işlemler açığının büyüyebileceğini son 6 aydır hemen hemen bütün ekonomi yazarları yazdı, ama yabancılar bu uyarılara bakıp satış yapma gereği duymadılar. Şimdi tersi durumda biz gerek duyuyoruz.

Olmayacağını bilsem de, gönül istiyor ki şu bizim insanımız yabancıların sattığı bu malları alsalar da, endeksi 25 bine çekip götürseler. Sonra yabancılar dönüp bize 'ne oluyor size yahu, biz bunları satmıştık, sizin işte şu riskleriniz var ne gördünüz ki alıyorsunuz? diye sorsalar, biz de 'ülkemize, ülkemizin şirketlerine ve karlılıklarına güveniyoruz. Bu sene de büyüme hedefleri aşılacak, enflasyon hedefi tutturulacak, aylık ihracatımız 5 milyar doların üzerine zaten oturdu, serbest kur cari açığı frenleyecek, AB konusunda bundan sonra zorda kalacak olan biz değil, AB olacaktır ve kendilerini bize karşı eksikli hissedeceklerdir.' desek.

Ama realiteye dönersek, biz yine gözümüz uzaklarda 'acaba yabancılar ne zaman alım geçiyor' diye bekleyeceğiz. Halbuki işe tersten bakmalıyız. Yabancılar geldiklerinde sadece İMKB30 hisselerine giriyorlar. Dolayısıyla motor güç olan İMKB30 hisseleri düşünce genel endeks üzerinde ağırlığı fazla olduğu için, İMKB100 endeksi de düşüyor. Fakat, bu arada yaz dönemi boyunca İMKB100'ün üzerinde yüksek getiri sağlayan şirketler de oluyor. Bu hisseleri seçerken temel kriteriniz kar olmalıdır. Özellikle zarardan kara geçen şirketler ile, karlarını önemli ölçüde artıracak şirketler, İMKB30'da olsalar bile iyi getiri sağlayacaklardır. Önümüzdeki dönem için, geçen mart ayında zarar açıklayıp, bu mart ayında ciddi kara geçebilecek şirket hisselerini bulmaya çalışabilirsiniz.

Bu hafta borsanın güçlü direnci 18 bin 450 seviyesinde bulunuyor, bu seviyenin üzerine çıkışlarda kısa vadeli alım riskli olabilir.

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo