Perşembe
29 Nisan 2004 
 

 
 
Şakir Süter
Serdar Turgut
Deniz Gökçe
Yalçın Pekşen
Nuray Başaran
Oya Berberoğlu
Zülfikar Doğan
Zeynep Atikkan
Yaşar Erdinç
Coşkun Kırca
Ahmet Tan
Ayşe Önal
Burhan Ayeri
İsmail Küçükkaya
Ersan Özer
Bölge
A.Nedim Atilla
Mevlüt Yeni
Spor
Alaattin Metin
Süleyman Korkmaz
Murat İlter
Ömer Gürsoy
Ersan Özer

 
ersan@itiraf.com
 
Rahmetli Türk interneti

Yazdım, sildim, yazdım, sildim. Nereden başlayayım bilemedim.

En iyisi bodoslama dalmak: Türk interneti can çekişiyor. Hatta öldü desem yeri. Ne yazık ki yapılacak bir şey de yok.

Gitti gider yani. En büyüğünden maalesef.

'Bu bardağın yarısı dolu' diyenler Türkiye'de internet nüfusunun 5-6 milyon civarında olduğunu söylüyor. Bardağın yarısı boşçular ise taş çatlasın 3 milyonda ısrarlı.

Daha da kötüsü, bu rakamlar neredeyse 4 senedir aynen böyle telaffuz ediliyor. İnternete yeni insan girmiyor. Olanlar da konvansiyonel medyaya, yani geldiklere yere geri dönüyor.

Büyük sermaye elini ayağını çekti gibi. Sanal aleme para yatıran kalmadı. Bu yüzden de sektör, kendi yayıncılarını yetiştiremedi.

Eşittir: İnterneti cazip kılacak, haldeki kullanıcıları tutacak, nüfusa yenilerin eklenmesini sağlayacak içerik üretilemedi.

İkinci eşittir: İnternet diğer mecralarla baş edemedi. İnsanlardan vakit talep edecek hale bir türlü gelemedi.

İnanın kelimenin mecaz filan değil, hakiki anlamında içim kan ağlıyor.

* * *


Bu işlerin tam göbeğinde olan bana, 'Peki kurtulma şansı var mı? Ne yapılabilir?' diye sorarsanız, başımı iki yana üzgün üzgün sallarım, 'Metin olun lütfen. Hayat devam ediyor' derim.

'Eğitim şart!' tabii ki ama Köy Enstitüleri de çözüm olamaz buna. Çünkü internet niyeyse insanların beklentilerini karşılayamıyor.

Bir de üstüne, bedava olan, bedava olması gereken bir yermiş gibi görüyorlar.

İki tıkla 150 bin ürünün olduğu dev bir (sanal) mağazada istediğine şak diye ulaşıyor. Ama, 'Niye kargo parası alıyorsunuz ki?' diye soruyor.

Sanki gerçek hayatta böyle şeyler hemen alt katındaki dairedeymiş, markete, kitapçıya, beyaz eşya satıcısına ulaşmak maliyetsizmiş gibi.

Kuyruğa filan girmeden, evinde, ofisinde, tek tıkla banka hesabı önüne geliyor, 100 tane işlemi 10 dakikada yapıyor. Ama bankanın havale için istediği 500 bin liraya itiraz ediyor. Bunun peşine düşüyor.

Hatta mümkünse, o bankayı bırakıp internet şubesi yüzde yüz bedava olana geçiyor.

Herhangi bir içerik sitesi, mesela NTVMSNBC.com, yarın, 'Bizi takip ediyorsunuz, iyi güzel de, bizim türlü maliyetimiz var. Ayda 1 milyon, yılda topu topu 12 milyon verin ki hem hayatta kalalım hem de size daha iyi bir yayın sunalım' dese inanın buna para verenler 100'ü geçmez.

Üstelik bir önceki gün siteden yararlanan sayısı 100 binken.

* * *


Neyse işte. Böyleyken böyle, kıymetli AKŞAM okuyan insan.

İnterneti para ödenebilir bir yer olarak gören yok. Reklamverenler esamesini okumuyor. Büyük sermayenin hevesi kaçtı.

Çok karşı olduğum bir şey ama hani devlet bu işe el atsın, yitirilmemesi gereken bir 'değer' olarak görsün diyeceğim ancak o da nereye kadar?

Falan filan. Anlayacağınız durum cidden vahim.

Rahmetli Türk internetini ben çok iyi bilirdim. İyi bilirdim. Iyi bilirdim.

Ruhuna El-Faaaaatiha!

 
 

YAŞAM
CUMARTESİ
AKŞAM-LIK



Shubuo